27.04.2021, 06:00

Kuran’a göre ölüm nedir, nasıl gerçekleşir?

Kuran’a göre ölüm, İnsan ruhunun bedenden çıkarak Allah’a rücuetmesi sonucunda bedeni cansız, ruhsuz bırakma halidir. Canlılar için de bu, kaçınılmaz bir akıbettir. Günü saati gelen herkes ölecektir. Zenginlik,şöhret, makam, mevki hiçbir şey ölümün uzaklaştırılmasına yetmez. Çünkü ölüm olayı, ilahî bir adalettir,ilahi bir kanundur.

Dünyada yaşam düzenini kuran Yüce Yaratıcı, canlıların hayat düzenini bu şekilde takdir etmiştir. Hiçbir gücün, hiçbir kimsenin bu düzeni değiştirmesi mümkün değildir.

İnsanlar, yaratıldıkları ilk tarihlerden beri,ölümü geciktirebilmek,ya da ölümsüzlüğü getirebilmek için çok çalışmışlar ama ölümsüzlüğü getirmeyi bir türlü başaramamışlardır.Bu tür çalışmalar sonunda insanlar, bedensel yapılarının, bu durumu ile, ölümsüz olmasının mümkün olmadığını görmüşler ve anlamışlardır.İnsan yapısındaki mevcut yapının,bunu başaracak dayanıklılıkta olmadığı anlaşılmıştır. Şu anda ancak, alınan vitaminlerle,yapılan kültür fiziklerle,düzenli beslenme ile insan ömrünü uzatmanın imkanı olup olmadığı araştırılmaktadır.Ancak belli oranda da olsa bu tür tedbirlerin faydalı olduğu görülmüştür.

 

KURAN’A GÖRE,TIP DİLİNDE BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞEN KİŞİ, ÖLMÜŞ SAYILABİLİR Mİ?

İslami görüşe göre ölümün ne olduğunu yukarıda açıkladık. Günümüzde, kişi ölmediği halde çoğu kere “beyin ölümü gerçekleşti” şeklinde açıklamalar yapılır. Ve Beyin ölümü gerçekleşen bir kişinin, bugüne kadar artık dirildiği ve ayağa kalktığı da görülmemiştir. Denilen budur. O zaman beyin ölümü, gerçekte dinen bir ölüm sayılabilir mi?

Önce beyin ölümü nedir? Ona bakalım.Tıp dalında beyin ölümü, şöyle tanımlanıyor.Beyne hiçbir kan akımının olmaması sebebiyle beyin hücrelerinin görev yapamaz hale gelmesi ve yaşayan bir insandaki beynin gösterdiği fonksiyonları da artık gösteremez olması halidir.Başka bir ifade ile beynin hiçbir faaliyet gösteremez duruma gelmesidir. Beyin bu hale geldiği zamanların çoğunda diğer organlardan bazılarının faaliyetlerini sürdürmeye çalıştığı da görülür. Bu durumdaki kişiden artık ayağa kalkarak normal bir insan haline gelmesi beklenemez.Bu hale tıp da, “Beyin ölüm hali denilir.”

Bilindiği gibi,beyin ölümü gerçekleştiği zaman hastanın sadece kalbi çalışır.Ama diğer organları faaliyetini sürdüremez. Ancak tıbbi destekle ve solunum cihazları ile o durumda tutulabilir.Tıbbı destek çekildiği an, Hastanın kaybedileceğine kesin gözü ile bakılır.Doktorlar,beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın solunum cihazına bağlanması da organlarının başka insanlarda kullanılmasının temin edilmesi için olduğunu söylerler.

Ancak İslam Dininde gerçek ölüm, beyin ölümü değildir.İslam’a göre ölüm,kişinin nefes almaması,kalbinin durması,hiçbir organının da en ufak bir şekilde faaliyet göstermekten uzaklaşması, ruhun bedeni tamamen terk ederek Allah’a dönmesi halidir. Hasta,makine ile de olsa,kalbi çalışıyor ve nefes alıyorsa Kuran’a göre bu, ölüm sayılmaz. Öyleyse dinen beyin ölümü olayı gerçek ölüm değildir.

 

İNSANLARIN ALDIĞI NFES SAYILI MIDIR?

Evet Allah(cc)’ın insanlara verdiği büyük nimetlerden birisi olan nefes alıp verme sayılıdır.Yani hiç şüphemiz olmasın ki Allah tarafından insanlara verilen ömür sürelidir. Tabi ki alınacak nefesler de sayılıdır. Kuran’a göre, Allah tarafından belirlenen yaşam sonu geldiğinde, alacağımız nefes sayısı bittiğinde ölüm meleği Azrail gelir ve kişiye emaneten verilen ruhunu alır ve de Allah’a teslim eder. Bu konuyu Kuran, aşağıdaki Ayet-i Kerimelerle bildiriyor:“Ecelleri geldiği zaman onlar, ne bir saat geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler. (Nahl Suresi-61)“Her can ölümü tadacaktır Sonunda da bize döndürüleceksiniz.(Ankebut-57)“Ölen kişinin ruhu da Allah katına rücu eder.”(Enam -62)Bu Ayet-i Kerime’lerden de anlaşılacağı gibi, ölüm, zamanı geldiğinde tecelli eder.İnsan bedeninden ayrılan insan ruhu, Allah katına, kendisini yaratana döner. Bu konuda hiçbir şey engelleyici olamaz. Ne zenginlik,ne makam ne de paşalık,Padişahlık asla ölümü engelleyemez,geciktiremez. Ölüm olayı,ilahi bir adalet sonucu tecelli ettiğinden torpil de işlemez.vakti gelen O’na mutlak döner.

 

KURAN-İ KERİM’E GÖRE ÖLÜM ANININ ANLATIMI

Kıyamet Suresi 26.Ayet’inde, Ölüm anında İnsan ruhunun, çıkmaya hazırlanacağı ve bu sebeple de İnsan canının: “köprücük kemiğine gelip dayanacağı” ve çıkmaya hazır hale geleceği bildiriliyor. Allah(cc) hasta o duruma geldiği anda,hangi hal üzerine olacağını Vakıa Suresi 83. Ayetinde şöyle anlatıyor. “Can köprücük kemiğine gelip dayandığı zaman, Artık hastaya biz sizden daha yakınız. Siz o sıralar bakar durursunuz ama, hiçbir şey göremezsiniz.” buyuran Allah(cc), hastanın o durumdaki halini, “Sekerat hali” veya Sekratül Mevt hali olarak” bildiriyor.Tıp bugün bu hale,koma hali, bilincini kaybetme hali ismini vermektedir. Bu duruma gelen kişinin, artık yaşamın sonuna geldiğini anlayacağı, hastanın çevresinde bulunanların da bu durumu hissederek tedavisi için daha başka yapılacak bir şey yok mu diye çare arayacakları ancak bu duruma gelen bir kişi için çare aramanın fayda etmeyeceği, Kuran’da açıklanıyor. Kıyamet Suresi 27.Ayet’ inde: “Tedavi edilecek(iyileştirilecek) kimdir denir.” Yani sekerat durumuna girip de, tedavi etmeye çalışılan kişi, hayatının son anına giren ve Allah’a rücu etmeye yönelen çaresiz kişidir. Allah Teâla’nın “Sekerat durumundaki hastaya artık biz, sizden daha yakınız” buyurması bundandır.

Bu durumdaki kişinin Tedavi edilecek kişi olamayacağını, sekerat durumuna giren böyle bir kişi, artık ruhu Allah’a doğru yönlendirilen O’na rücu etmeye hazırlanan kişidir. Allah(cc), yukarıda ki Ayet-i Kerime’de, o duruma gelen bir kişinin artık tedavi edilecek durumda olmadığını bu durumun bilinmesi gerektiğini bildiriyor. O sekerat halindeki kişinin artık Dünyaya dönemeyeceğinin bilinmesini istiyor. Kıyamet Suresi 28. Ve 30.Ayet’lerinde de, bu anlayışa vurgu yapılarak: “Can çekişen kişi”(bunun) gerçek bir ayrılış olduğunu anlamıştır.” (Kıyamet-28) , “O kişi artık Rabbin huzurundadır.”(Kıyamet-30) açıklamaları ile, de sekerat hali, yani ölümün gerçekleşeceği o an, artık tedavi zamanının geride kaldığı, dünyadan ayrılarak Allah(cc)’ın huzuruna geçmek üzere olduğu, geriye dönüşün bu aşamada mümkün olmadığı anlatılıyor.Bu Ayet’ten bir yönü ile de anlaşılan; ölünün diriltilemeyecek olması anlamının çıkarılmasıdır.

 

KURAN’A GÖRE İNSANLAR ÖLMEDEN ÖNCE AHRETTEKİ YERİNİ GÖRÜR

Evet Kuran’da bildirilen de hadisler de iletilen de sekaret halindeki bir insanın,Ahretteki yerini göreceği o duruma göre de yüzünün şekilleneceği bildirilir.Peygamberimiz bir Hadisinde, “Kişi ölmeden önce Cennet veya cehennemdeki yerini görecektir.” Buyurması bunun delili sayılır.Yine benzer bir ifade de Hz. Ali’den gelir. Hz. Ali, “ Ölecek kişi ahretteki yerini görmeden can vermeyecektir” diyerek Kişilere, sekerat halindeyken Cennet veya Cehennemdeki yeri gösterilecek ve ondan sonra ruhunu teslim edecektir.Bazı ölüm halinde olan insanların,yüzünün mosmor olması veya güler yüzlü olması genelde buna bağlanır.

 

ÖLECEK BİR KİŞİ HASTA YATAĞINDA YATARKEN SON ANDA NELER YAPMALIDIR

Hasta yatağında yatan bir Mümin kişi, tövbe istiğfar etmelidir.C.Allah’ın Cennetteki Salih kullar arasına dahil etmesini dilemeli ve Allah’tan bunu istemelidir.Eğer ölüm yatağında olan kişi büyük günah işleyenlerden değilse, Allah(cc) o kişinin, affını sağlayacak dua etmesi için zihnini açık tutacaktır.Ama affolmayacak günahkarlardan birisi de ölürken gördüğü gerçekler karşısında yani son anda,ölüm anında dua ederek onlardan kurtulmak isterse tabi bunun kabul olması Yunus Suresi 90. Ayet ile Nisa Suresi 18. Ayetlerine göre, af olması mümkün değildir. Bu durumu Ayet-i Kerimelerden anlıyoruz.Yunus Suresi 90.Ayette Allah(cc) Firavunun ömrünün sonu geldiği anda, şöyle dediğini bildirir.“ İsrail oğullarının denizin yarılarak denizden geçtiklerini gören Firavun,gerçeği gördüğü için,(İsrail oğullarının iman ettiği ilah’tan başka hiç bir ilah olmadığını şuanda anladım.Ben de Müslüman oluyorum.Af diliyorum)”(Yunus-90) şeklinde konuşan Firavunun, denizde boğulma anında tövbe ettiğini ama böyle ölüm anında yapılacak bir tövbenin kabul olmayacağını bildirirken Nisa Suresi 17. Ayetinde de, “Allah katında makbul olan tövbe,bilmeyerek günah işleyip de,çok geçmeden hatasını anlayarak tövbe edenlerin tövbesidir.”(Nisa-17)Makbul tövbenin vakitli olanının kabul edileceği bilgisini vermektedir.Nisa 18. Ayetinde de, “Yoksa Kabul olan tövbe, kötülükleri yapıp yapıp da, ölüm anı gelip çattığı an (İşte ben şimdi tövbe ettim) diyenlerin tövbesi değildir” buyurarak, tövbenin mutlaka vakitli olanın kabul olacak dua olacağını bildirmektedir.

Öyleyse Allahsadece Ölüm anında akla gelmeyecektir. Her an Allah zikredilmeye devam edilecektir. Tövbeler de ölüm gelip çattığı anda değil daha önceleri de yapılacaktır. Eğer kişi,büyük günahkarlardan değilse Zaten Allah onu affedecek ve Kalbini aklını, Ölüm anında da açık tutacaktır. Böyle bir halde, Müslüman kişi hasta yatağında iken Bildiği duaları okumalı ve bol bol Kelime-i Şehadet ve Kelime-i Tevhid getirmelidir.Müslüman kişinin son nefesini verirken kelime-i şehadet getirerek ölümü karşılarsa, hadisi şeriflere göre yeri cennetliktir.

 

KURAN’A GÖRE, RUHUN AZRAİL’E TESLİMİ SIRASINDA OLANLAR:

Dünyada ölüm anını yaşayıp da geri dönen ve olanları anlatan yada anlatacak olan kimse tabi ki yoktur ve olamaz da. Bu konuda bazı dini kıssalar vardır ama bunların hemen hemen hepsi tahmine ve yorumlara dayanan hikâyelerdir, kişisel görüşlerdir. Bu bakımdan bizim, ruhun alınışı sırasında yaşananlar ile ilgili sağlıklı bilgi için Kuran’a ve Sahih Hadislere bakmamız gerekir. Zümer Suresi 70. Ayetinde bu konu şöyle ifadelendiriliyor: “Herkes Dünyada ne yaptı ise karşılığı eksiksiz olarak verilir.” buyrularak, ölümün gerçekleştiği o andan itibaren ölen kişinin, daha Dünyada iken yaptıklarının karşılığını görmeye başlayacağı haber veriliyor.

Nahl Suresi 32. Ayet’ine baktığımızda da, iyi olan kişilerin daha ölüm anında iken melekler tarafından selamlanacakları ve Cennetle müjdelenecekleri,ölüm anında da Ruhlarını, yağdan kıl çekercesine kolay verecekleri bildiriliyor. Ve bu durumdaki kişi, Cennetlik olduğunu anlayacak ve o sevinçle terki diyar edecektir, deniyor.“Melekler, o kişileri size selam olsun, diye selamlayacaklar ve Yapmış oldukları iyi işlere karşılık da cennete davet edileceklerdir. Müteakiben de, Salih amel sahibi olan o kişilerin canları (ızdırap vermeden) tertemiz alınacaktır“ (Nahl-32)buyuran Allah-ü Teâla, Salih kişilerin ölüm anının kolay ve tertemiz olacağını bildiriyor.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@