22.04.2021, 05:00

Kuran‘daki evren anlayışı ile ilimlerdeki evren anlayışı aynıdır

Evren, sonsuz uzay boşluğundaki yıldızların, gezegenlerin galaksilerin kara delikler gibi maddi varlıkların oluşturduğu o ortama verilen isimdir. Günlük yaşamımızdaki gördüklerimizden hareketle anlatırsak her halde çok daha güzel ve kolay olacaktır. İzmir de yaşıyoruz. Kafamızı kaldırıp da yukarıya baktığımızda gökyüzünü, yani uzayı görürüz. Sadece tepemizde değil, sağ üstümüzde de, sol üstümüzde de uzayın olduğunu görürüz. Bulunduğumuz yere göre dünyanın altında da uzayın olduğunu biliriz. Yani dünyanın, uzayın ortasındaki o büyük boşlukta olduğunu görürüz. Dünyanın, merkez kaç kuvveti dediğimiz yüksek hızla dönmesi sebebiyle uzay boşluğunda kalmakta olduğunu da biliriz.

Uzayda, daha Dünya gibi o kadar çok gezegen var ki, bunların sayısı bilinemiyor. Sadece içinde bulunduğumuz Samanyolu Galaksisi'nde 400 milyar gezegenin, 150 miyar da yıldızın olduğu, yani güneşin olduğu tahmin ediliyor. İşte o sonsuz uzay boşluğundaki galaksilerin,yıldızların, kara deliklerin, güneşlerin tümünün oluşturduğu o ortama evren diyoruz.

Bilim adamlarının verdiği bilgiye göre evrenin yüzde 90'ı karanlık bir ortamdan oluşuyor. Yine bilim adamlarının verdiği bilgiye göre evren, 13,7 milyar yıl evvel gerçekleşen ve Big-Bang ismi verileno büyük patlama sonucu oluşmaya başlamış ve bugünkü akıl almaz hali almıştır. Ve zaman geçtikçe de genişleme sürmeye devam etmiştir.

 

BİG-BANG NEDİR?

Big-Bang İngilizce'den alınan bir kelime, bir kavramdır. Araştırmalarıma göre Big Bang’ı keşfeden Amerikalı uzay bilim adamı Edwin Hubble’dir. Hubble, evindeki dev teleskopla uzayda yaptığı 42 yıllık gözlemler sonucu, dört şeyi keşfetmiştir.

1) Birisi, yıldızların, galaksilerin, kara deliklerin, yani uzayda ne varsa sürekli şekilde Dünya’dan uzaklaştıklarını görmüştür.

2) Diğeri ise yıldızların galaksilerin sadece Dünya'dan değil aynı zamanda birbirlerinden de uzaklaştıklarını keşfetmiştir.

3) Bir keşfi de, uzayda her şeyin birbirinden uzaklaşması olayını düşünerek bu durumu değerlendiren Hubble, bu uzaklaşmaların, evrenin genişlemeye devam ettiğini gösterdiğini de ortaya çıkarmıştır.

4) Uzayın durmadan genişlemesinin de, o büyük patlamanın meydana getirdiği yüksek orandaki enerji sebebiyle olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ve o genişlemeye sebep olan enerjinin de halen sürdürmekte olduğunu ve yeni yeni gezegenlerin yıldızların meydana gelmesinin sebebinin de o enerji olduğunu keşfetmiştir.

 

BÜYÜK PATLAMA ZAMANI

Hubble 42 yıl izlediği uzayda yeni gezegenlerin ve yıldızların meydana geldiğini görüyor ve şöyle bir hesaplama yapıyor. İzleme yaptığı 42 yıl içinde meydana gelen gezegen ve yıldızlardan hareketle yaptığı bir oranlama hesap sonucunda, evrenin meydana gelmesini sağlayan büyük patlamanın 13.7 milyar yıl evvel olduğunu ortaya çıkarıyor. Ve o patlama sonucu oluşan enerjinin etkisiyle de evrenin genişlemeye devam ettiğini buluyor. Başka başka bilim adamları da yaptıkları araştırma ve incelemeler sonunda Big-Bang dediğimiz büyük patlama sonucuna ulaşıyorlar.

Bilim adamlarına göre uzayda hiçbir şey yokken, sıfır hacimli bir evren, sıfır hacimli bir ortam varken enerji yüklü bir noktanın patlayarak parçalanması sonucunda, Dünya da dâhil, evrende olan her şey bu şekilde meydana gelmiştir. Bu durum bilim adamlarını bir şeyde daha birleştiriyor. O da, evrenin gittikçe yayılarak genişlemesi sonucunda yeni yeni yıldızların, galaksilerin, gezegenlerin meydana gelmesi olayıdır.

Evrenin yaratılışının sebebine bilimsel açıdan bakarsak, 13,7 öilyar yıl önce, büyük patlama (Big-Bang) sonunda oluştuğunu anlarız. Demek ki bilimsel açıdan evrenin meydana gelmesine sebep olan Big-Bang dediğimiz büyük patlamadır.Ve bu büyük patlama da 13.7 miyar yıl önce vukua gelmiştir.

 

DİNİ AÇIDAN EVREN(KAİNAT)

Kuran'da evrenin yaratılışı ile ilgili geniş bilgiler verilmiştir. Biz bunlardan bazılarını görelim. Enbiya Suresi'nin 30. Ayeti'nde Allah (cc)'nin: “Önceleri, gökler ve yer bitişik halde iken (bir nokta halinde iken,) biz onları (parçalayarak, patlatarak) ayırdık.(Ve hepsini yerlerine gönderdik.)” buyurduğunu görürüz.

Zariyat Suresi'nde de Hakkın, bu parçalanarak ayrılma sonunda, evrenin genişlemesinin sürdürdüğünden bahsedilmektedir. Anlatım şöyledir: “Gökyüzünü, yeryüzünü (ve içindekileri) biz kurduk. Ve biz elbette onun genişleticisiyiz, genişletmeye de devam ediyoruz.” (Zariyat-47) Ayrıca Rahman Suresi 29. Ayeti'nde de “Rabbiniz her an bir iş,her an bir oluşum içindedir. Boş durmaz” (Rahman-29) buyrularak evrenin genişlemesinin devam ettiği ve bütün bunların Allah tarafından yaratıldığı iletilmektedir.

Allah’ın yukarıda ki Ayet-i Kerime’de yeryüzü ile gökyüzü birdi, bir nokta idi. Onları biz ayırdık ifadesi, bu tebliği, bugün için de bilimsel açıdan geçerli olan büyük patlama (Big- Bang) ile aynı olduğunu göstermektedir. Bilimin de dediği: “Evren, evrenin her türlü maddesini içinde barındıran bir noktanın sıfır hacimli ama sonsuz yoğunlukta bir nokta olduğu ve bu noktanın patlayarak parçalanması sonucunda, dünya da dâhil, evrende olan her şeyin meydana geldiği anlaşıldı” şeklindedir. Kuran’daki, yer ile gök birleşikti, bir noktaydı, biz parçalayarak ayırdık ifadesi, bilim ile örtüşmektedir. Bilim adamlarının bu günkü görüşü de bu yöndedir. Bilimin ortaya attığı görüşe göre de evren, büyük patlama sonucu meydana gelmiş uzay ve uzaydakiler ve dünya o şekilde hasıl olmuştur.

Bu duruma göre evrenin yaratılması konusunda ilim de, Kuran’da aynı görüşü paylaşmaktadır. Bir çatışma söz konusu değildir.

 

EVRENİN YARATILIŞI

İlmi açıdan baktığımız da, evrenin kim tarafından yarattığı ve niçin yaratıldığı konusunda bir bilgi verilmediğini görürüz. Çünkü evreni kimin yarattığı veya niçin yaratıldığı konuları ilimin konusuna girmemektedir. O sebeple de ilim bu konular hakkında ilim bilgi vermez.

Dini açıdan bakarsak, orada da konunun geniş bir izahını hem Kuran’da, hem de hadisi şeriflerde buluruz. Allah (cc) bir Hadis-i Kutsisinde (Sözleri Allah’a ait hadis), “Ben gizli ve tanınmayan bir durumdaydım. Bilinmenin ve tanınmanın daha faydalı olacağına hükmettim. O sebeple de görüntümün bir yönü olan evreni ve bu düzeni yarattım. Kendimi de, yarattıklarıma tanıtmaya karar verdim.” buyurduğu görülür.

İslam bilim adamları Allah’ın kainatı ve böyle bir düzen yaratmasını, bu sözlerinden hareket ile, “Allah’ın tercihini, gizli kalma yönünde değil, kendisini tanıtma yönünde kullanmasından dolayı kainatı yaratmıştır. Bu, tamamen Hakkın tercihidir, takdiridir. Yani İslam’a göre evrenin yaratılışı, Hakkın kendisini tanıtmak amacı ile takdirini bu yönde kullanması isteğine dayanır.” şeklinde bir açıklama getirirler.

Sahabelerden Ebu Rezin, “Ya Resulullah! Allah evreni yaratmadan önce neredeydi? Evreni niçin yaratmış olabilir?” şeklinde bir soru yöneltince Peygamberimiz, “Allah, evreni yaratmadan önce de vardı. Ama varlık yoktu.Yalnız O vardı. Ve O, sır halinde, gizlilik ve bilinmemezlik içindeydi. Henüz arşı da, suyu da, canlıyı da yaratmış değildi. (Yani sıfır hacimli bir evren oluşundan bahsediyor) Evrenin yaratılışı, tamamen Allah’ın tercih ve takdiridir. Ve tamamen kendisini tanıtma ve gösterme isteğine dayanır.” (Buhari,Tirmizi) buyurmuştur.

Demek ki evrenin yaratılışı, Hakkın kendisini tanıtmak istemesi ile ortaya çıkan ve tamamen de O’nun tercih ve takdirine dayanan bir hükme dayanır. Allah (cc) istediği için, O’nun isteği üzerine Evren yaratılmıştır.İslam’ın görüşü budur.

 

DİĞER SEMAVİ DİNLER

Dinimize göre evrenin yaratılışı 6 günde (6 devrede) gerçekleşmiştir. Tevrat’ta da, İncil’de de bu süre 6 gün olarak verilir. Mesela Museviler, Rab’lerinin evreni 6 günde yarattığı ve 7. gün olan cumartesi günü de dinlendiği inancındadırlar. O bakımdan da cumartesi günleri Museviler’in, özellikle mutaassıp olanları, iş yapmazlar. O günü dinlenerek ibadet ve taatla geçirirler. Bilindiği gibi, Musevilerin tatil günleri bu sebeple cumartesi günüdür.

İncil’de de yukarıda değinildiği gibi evrenin 6 günde yaratıldığı ifadesi geçer. Ama Yahudilerde olduğu gibi evrenin 6 günde tamamlandığı 7. gün olan cumartesi Allah’ın dinlenmeye geçtiği ifadesi geçmez. İncil’e göre Hıristiyanların dinlenme günü Pazar günüdür. Tanrıları o sebeple de Hıristiyanları dua ve ibadete pazar günü davet eder. Hıristiyanların pazar günleri kiliseleri dolduruşu o sebepledir.

Kuran-ı Kerim’de de evrenin 6 günde yaratıldığı zikri vardır. Ancak başka ayetlerle de bu 6 günün, 6 gün değil 6 devre olduğu yönünde, bu fikri verecek açıklamalar da vardır. Şimdi bu ayetlere bakalım. 6 gün ifadesinden 6 devrede halk edildiği şeklinde anlamamız gerektiğini söyleyenler olduğu gibi, Kuran'da geçen 6 günden maksat, dünya günü değildir. Allah katındaki uzay günüdür. O da 6000 yıl demektir, diyenler de vardır.

Kuran’da Hac Suresi 46. ve Secde Suresi 5. ayetlerini esas alarak ve Allah (cc)'nin de affına sığınarak yorumlarsak 6 günden amacın 6000 yıl olduğunu söyleyebiliriz.Tabi kesin bir sonuç olamayacağı için İslam uleması bu 6 günü 6 devre olarak tanımlar.

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@