16.01.2015, 22:00

Küresel fotoğraf kalıcı mı?

Onlarca ulus var...

Lider var...

Bakan var...

Halk var...

Her dinden, dilden yüz binlerce insan...

Tek istek var...

“Özgürlük, aydınlık”...

Çok mu zor aydınlığa gönül açmak?

 

*

Dikkatinizi bir noktaya çekmek istiyorum.

Beraberlik kurulabiliyormuş gördük mü?

Gördük...

Birlik olunabiliyormuş gördük mü?

Gördük...

Yan yana, kolkola yürünebiliyormuş değil mi?

Müslümanı, Musevi’si, Hıristiyan’ı, Ateisti, şiddete, teröre karşı birlik olamaz mıymış?
Olurmuş...

Kalem, çiçek, silah yerine geçemez mi?

Geçermiş...

*

Küreseliz.

Küresellikte ayrımcılığa yer olmamalı diye bağırırken bir de bakıyoruz ki içine düşmüşüz.

Küresellikte önemli olan insan faktörüdür derken bir de bakıyoruz ki insan yerlerde, insan kullanılmakta, insan birbirine düşman edilmekte.

Bu nasıl küresellik.

*

İnsanca yaşamak nedir?

Dünyayı paylaşmak değil mi? Paylaşamamak mı yoksa?

Madalyonun diğer yüzünü görmek önemli. Korku bizi kuşattıkça, sevgi yitirilmekte ne yazık ki.

Şimdilerde panik ve korku var.

Eylem endişeleri var.

Uyarılar var.

Endişeler ciddi. Operasyonlar ciddi. Gözaltılar ciddi...

Ancak endişe duyulması gereken en önemli konu yerküremizde gittikçe artan şiddet olgusudur.

Hemen hemen her gün yeni bir yetkilinin ağzından sürekli açıklama dinler olduk.

Ülkemizde de hemen her gün bir bakan ya da yetkilinin ağzından bir sürü açıklamalar duyuyoruz.

İnanıyorum ki taziye, kınama vs vs ile uğraşılacağına gerçekten, ciddi bir haber alma ağı oluşturulmalı.

*

Her ne olursa olsun.

İnsanı küresel olarak ele aldığımızda şiddet benimsendi.

Şiddet, nefret kalplere kazındı.

İlk yapılması gereken bunun olabildiğince hızla silinmesidir.

Bizler bakkalız, kasabız, bir market çalışanıyız. Küresellikte her birimizin bir görevi var.

Sonra birden bir bakıyorsunuz normal gibi görünen her şahıs bir terör örgütü mensubu, bir ırkçı vs vs olabiliyor... Her şey bir emir dahilinde gerçekleşiyor. Bir ailenin oğlu, birden bomba yüklü olabiliyor.

*

 

"Lafta kalan dayanışma sözlerini" somut hale getirmek gerek...

"Lafta kalan barış sözlerini" somut hale getirmek gerek...  

"Lafta kalan birlik sözlerini" somut hale getirmek gerek...

İtalya'da Il Fatto Quotidiano gazetesinin yazarı Massimo Fini’nin üzerinde düşünmemizi istediği gerçek ile yüzleşmeliyiz.

"10 yıldan uzun süredir İslam dünyasına saldırıyoruz: Afganistan (2001), Irak (2003), Somali (2006/7), Libya (2011)... 10 yılı aşkın süredir savaştayız, yüz binlerce sivil kurbana yol açtık. Ama bu savaş bize dokunmadığı, bizim topraklarımızı vurmadığı için umrumuzda değildi. Charlie Hebdo'yu yayımlamak yerine, yıllardır yaptığımız hatalar ve yarattığımız dehşet üzerinde düşünmeliyiz" diye seslenen yazar, aslında geri planda yer alan her türlü güce işaret etmiş oldu.

*

Şimdi bir haftadır küresel bir fotoğrafın içindeyiz.

Önemli olan bu fotoğraf etkili ve kalıcı olsun.

Fransa, Almanya yürüyüşleri bu fotoğrafın içinde sönüp gitmesin.

Dünya ırkçılığa, ayrımcılığa, hor görülmeye, terörizme boyun eğmesin.

Hatta bunun da daha ötesinde yer alan gizli komplolora düşmesin.

Gizli eller ile şekillenmesin.

Proveke üstüne devletler yönetilmesin...

 

Dip not;

 

İhtiyacımız olan beden ve zihin dengesi.

 

Düşüncelerinizin berraklaştığını hayal edin.

Vücudunuzun benzersiz bir enerji ile dolduğunu hayal edin.

Zihinle bedenizinizi dengelemeyi hayal edin.
Yaşamınıza denge geldiğini.

Önemli olan zihinle beden arasında dengede olabilmek.

Belki de hayatın en önemli aşaması bu.

Birçok kişi bu dengesizlik yüzünden hayatının anlamını bulamıyor ve bu dengesizlik içinde gel gitler yaşıyor.

Bedene ve zihine denge getirin, zihinle beden arasında kusursuz bir uyum kurarak, vücudun direncini artırın.

Kolay mı?

Hayır tabi ki değil.

Ancak olanaklar dahilinde.

Hayata denge, zindelik ve huzur getirmek için savaşın. Ancak bu savaş yıkım değil size özel olarak tasarlanmış koruyucu bir enerji sistemi getirsin.

Daha güçlü, düşünceleri daha açık, direnci daha yüksek bir yaşamın kapılarını aralayın...

Bedenin biyolojik dengesini yıpratarak yapısında geri dönüşü olmayan izler bırakan manyetik sinyallerin etkisini azaltın.

Vücudun çevresinde koruyucu bir aura oluşturun.

Nasıl mı?

Vücudu dış etkenlere karşı koruma altına alan ve direnci en iyi şekilde muhafaza eden pozitiflikle...

Gönderdiğiniz titreşimler güzel olsun.

Beyne giden pozitif sinyallerin kalitesini arttırın.

Stresten kaynaklanan negatif etkilere karşı vücudu koruyun.

Tüm bunlar bireysel yapacağımız davranışlarımız. Ancak bireysel davranışlar toplumları şekilendirir.

Daha mutlu dünya dileğiyle...

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Temel bir gün kahvede oturuyormuş dursun yanına gitmiş.
-“Ula temel sen geçen gece ava gitdiydin noldu anlat bakayum baa” demiş.
Temel'de cevap vermiş
-Ormanda gezinirken karşıma bır ayı çıktı ben kaçmaya başladım, ayı tam pençesini salladı kaydı düştü, kaçtım.
Dursun soru sormuş.
-Ula temel ben senin yerinde olsaydım korkudan altıma sıçardum daa.demiş
Temel cevap vermiş.
-Ula temel sen ayının neye basıp düştügünü saniyüsün.

 

Günün sözü;

Dünya; kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir. Albert Einstein 

 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@