11.10.2021, 13:21

KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

Uzağa gitmeye gerek yok. Ülkemizde yaşanan bir yandan kuraklık diğer yandan buna bağlı olarak orman yangınları, sel felaketleri 780.000 kilometre karede yaşanmaktadır. Ya koca dünyada neler olmaktadır. Adeta tarih hızlanmaktadır. Böylesi bir dönemden geçiyoruz. Bu hızlanma yalnızca teknolojik ilerlemeden değil, eşi görülmemiş nüfus artışından, daha hızlı bir ekonomik büyümeden ve artan taleplerden dünyanın doğal sistemlerinin sınırlarını giderek zorlamaktadır. Gelecek kuşakları büyük tehlikeler beklemektedir. Eğer iklimi istikrara kavuşturabilirse insanoğlu mesele yok. Ama her şey oluruna bırakılıp kontrolden çıkarsa, gelecekte açlık, ekonomik güvensizlik ve politik istikrarsızlıkla karşı karşıya kalmamıza yol açacak, toplumların içindeki etnik ve dini gruplar arasında politik çatışmalar yaşanmasına neden olacak. Bu güçler bir kere zincirlerinden boşandıklarında arkalarında yalnızca toplumsal çözülme ve enkaz bırakacaklardır.

PARİS SÖZLEŞMESİ

Biliyorsunuz Paris sözleşmesi Birleşmiş milletler iklim değişikliği çerçeve sözleşmesidir 2015 yılında imzalanmıştır,2016 yılında yürürlüğe girmiştir. Türkiye bu sözleşmeyi 6 Ekim 2021 tarihinde imzalamıştır. Paris sözleşmesinin amacı ve hedefi küresel ortalama sıcaklık artışını belli bir seviyede tutmaktır. Bir başka ifade ile ortalama sıcaklığı 2 derece yerine 1,5 derecede tutmaktır. Bu yarım derece bile iklim değişikliği risklerini önemli ölçüde azaltmaktadır. Bu anlaşma ya da uzlaşma için üye olan 191 ülke belli aralıklarla raporlar düzenleyerek Birleşmiş Milletlerin ilgili servislerine göndermekle sorumludur. ABD’nin bu anlaşmadan çekildiğini de bu arada söylemeliyiz.

Bu anlaşmanın önemini kavrayan ülkeler ve o ülkelerin bilim insanları “batacak bu Dünya” diye uzayda yeni mekânlar aramaktadırlar. Bizden de bazı akıllı! Şahıslar gidişli-gelişli yol yapılmasını beklemektedirler. Ben de ilçemiz Aliağa’nın Türkiye’nin en kirli ilçesi ilan edilmesinden sonra acaba bu imajı nasıl temizlerizin hesabını yapmaktayım. Neyse, o uğraşlar süredursun da, biz 2015 yılında Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan “İklim bağlantılı Doğal afetlerin İnsani Maliyeti” adlı raporda son 20 yılın kayıtlara geçen küresel bir bilançosunu siz okuyucuların dikkatine sunalım.

Buna göre; toplam 6.457 doğal afetin % 90’ ı sel, fırtına, sıcak hava dalgası, kuraklık ve diğer aşırı iklim hareketlerinden kaynaklandığı; 1995 yılından bu yana aşırı iklim hareketleri kaynaklı afetler nedeniyle 606.000 kişinin yaşamını yitirdiği, 4,1 milyar insanın (Dünya nüfusunun yarısı) ise etkilendiği belirtilmektedir. Ayrıca bu araştırmada maddi hasarlar yer almamıştır.

İşte böyle sevgili okurlar. Belki de asıl önemli eksiklik, gelecek nesillerin aleyhine doğaya, çevreye verilen onarılamayacak zararlar ve yüklenen maliyetlerdir.

Gelecek kuşaklara toplumsal çözülme ve enkaz bırakmamak için Çevreye duyarlı nesiller yetiştirmek öncelikli görevimiz olmalıdır.

Yorumlar