Değiştik... 21. yüzyıldan başlayarak hızla değiştik... Küreselleştik...

Küreselleşme yani; insanları ve kültürleri bütünleştirme süreci “Harvard Business School” pazarlama profesörü Theodore Levitt tarafından 1983 yılında “Harvard Business Review” da çıkan makalesinde ilk defa kullanılmıştır.

Ve işte o bahsedilen küreselleşme ‘ekonomi, teknoloji, politika ve sosyo- kültür’de oluşan bütünleşmelerle başladı.

*

Değişim ve gelişim süreci hızlı oldu. Elbetteki yan etkileri olacaktı. Ancak küreselleşmenin etkilerini ciddi boyutta hisseden dünya ülkelerinde tedbirler tam anlamıyla alınmadı. Küreselleşme kavramı çözümlenemedi.

Ve sonunda da yerel veya bölgesel çevre sorunları ile dönüştü. Ve ardından bilgi ve iletişim çağı ile küreselleşme süreci iyice hızlandı. Küreselleşme aslında ticaret, yatırım, para akışı ve uluslararası ekonomilerle bütünleşme demekse birde işin göç yanı da var. O nedenle küreselleşen dünyamızda maalesef ki başta göç, ekonomik bozulma ve çevre sorunları büyüyerek artıyor.

Hele ki yine küreselleşmenin etkilerinden biri olan dünya sınırların ortadan kalkması, rekabetin artması, ulusal ve uluslararası ilişkilerde toplumların birbirine yaklaşmış olması daha da hissedilir hale gelmişken.

*

İşte, küreselleşme sonucunda ulusal sosyal ve kültürel değerler, ekonomik, politik etkiler uluslararası boyut kazandığından dolayı koca bir köy içinde o büyük köyün büyük sorunları ile uğraşmaktayız.

Adına küresel köy diyebiliriz. Bu köyde bilgiye ulaşım kolay. Kültürlerin yakınlaşması var. 

Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, Dünya Ticaret Örgütü gibi birçok yeni kuruluşlar var. Artan çevre örgütleri var. Ancak köleleşme de var kapitalizm de var.

Kısaca küreselleşme süreci çevre sorunlarının artmasına etki etse de devletlerin bir araya gelerek çözüm üretme süreçleri de var. Önemli olan bir araya gelebilmek.

Ortak sorunda bir arada çözüm arayabilmek.

*

Ve dünyanın ortak sorunu: ‘Uluslararası işbirliği çerçevesinde çözüleceği düşünülen ancak daha doğru düzgün somut adımlar atılamayan iklim değişikliği.’

Küreselleşmenin hızına nasıl yetişilemiyorsa beraberinde de iklimlerin değişimine de yetişemiyoruz. Bir anda güneş, bir anda yağmur ve aniden gelen dolu hayatımıza girdi.

Her ülke en önemli sorunlarından biri olarak kabul etmeli artık iklim değişikliğini ve ulusal -uluslararası düzenlemeler çevre etkilerine göre düzenlenmeli. Çünkü uluslararası bir boyut kazanan iklim değişikliği özellikle küreselleşmenin etkisiyle çok fazla çevre sorunu sunarak koca bir dert olmaya başladı bize.

*

Sadece çevre sorunu olarak bakmayın olaya. Tüm bu tartışılanlar ekonomik ve sosyal aynı zamanda. Siyasal yönü ise tabii ki en başta yer alıyor. Bu ne demek? İklim değişikliği için siyasal, sosyal ve ekonomik yönlü çözümler aranması demek. Küreselleşme ile ortaya çıkan çevre sorunlarının başında iklimlerin değişimi geliyor. Ancak görünen bu. Görünmeyen ardında koca bir dağ olması. Ve ortaya çıkan bu dağ korkutucu.

*

Tüm çevresel sorunların çözümüne ilişkin birtakım öneriler sıralanıyor haliyle. Bunların en başında sürdürülebilir doğal hayat geliyor. Ekonomik açıdan da kalkınma.

İşte olay burada uluslararası boyuta ulaşıyor. Bu konunun ciddiyetini giderek daha fazla anlayan uluslarda var. Ancak umursamayanlar da var. Umursamayanlara çağrımız çevre sorunlarının sınır tanımaksızın insan hayatını her an tehdit ettiğini anlamak için uğraş vermeleri yönünde.

Sadece sıcaklıkların artması, buzulların erimesi değil iklim değişikliği, eko sisteminde zarar görmesidir. Uzun zamandır saklı kalan virüslerin ortaya çıkarak sağlık problemleri oluşturmasıdır. Şu pandemide yaşadıklarımız unutulmamalı.

Ekonomiye etkisi, hapsedilme, eğitimin durması, sevdiklerimizin ani yitirilmesi ve acı unutulmamalı. İşte sizin umursamadığınız iklim değişikliği nelere gebe bunu anlayın istiyoruz.

*

Doğal bitki örtüsü değişimi ülkeleri bir an önce birleştirmeli ve bir araya getirmelidir. Çünkü hayati önem taşıyan öncelik bu bana göre.

Birçok ülkenin beraber hareket etmesi tehdidi az da olsa durdurabilir.

Ancak bakıyorum da 70 ve 80’li yıllarda ortaya çıkan küreselleşme ve sorunları doğru düzgün konuşulmamış ve somut bir çözüm ortaya konulamamış. Konulsa idi şu an yerküre bu durumda olur muydu?

Mevsimlerin değişmesi, bitmeyen yangınlar, ormanların azalması çevreyi tehdit eden ülkesel, bölgesel sorunlar olur muydu?

*

Çevre konusunda sorumluluklarını üstlenmeyen ülkeler var hala. Ve küresel boyutta önlemlerini almayan politikacılar var. Bu büyük tehlikelerin farkına varılarak sorumluluklar üstlenmek kolay değil, ancak acilen uluslararası işbirliği sağlanmalı. Bu konu yeryüzümüz için gereklilik iken neden bekleyenler var?

Beklemeyin. İklim değişikliğinde süreç oldukça hızlandı, sizde hızlanın.

Bireyler kişisel önlemler alarak, topluluklar bilinçlenme çalışmaları ve devletler de

Kalıcı somut çözümlerle hızlanmalı...

*

İşte istediğimiz bu kalıcı çözümler için BM Dünya İklim Zirvesi (COP26) İskoçya'nın Glasgow kentinde başladı. Fosil yakıtlardan vazgeçmeleri ve küresel ısınmayı dengelemeleri gibi konularda dünya liderlerine baskı görevi üstlenmesi beklenen, iki hafta sürecek bu zirve sürecinde liderler küresel ısınma konusundaki vizyonlarını paylaşacak. Ve bizde sizinle paylaşacağız. Orada sözler verilecek. Bizde sorgulayacağız...

Dip not;

Gölge etme...

Diyojen, İskender’e ayağa kalkmadı. Hiç istifini bozmadı. Binlerce insan, İskender geliyor diye kırılıp geçiyorken o, yerinden kımıldamadı bile.

“Sen ne yapıyorsun, gelenin kim olduğunu bilmiyor musun?” diyerek tartakladılar.

İskender: “Durun, dokunmayın!” diyerek:"Görmüyor musun? İskender geliyor diye insanlar yerlere yatıp kalkıyorlar. Sen yoksa İskender’i tanımıyor musun?” dedi.

Diyojen: “Tanıyorum, iyi tanıyorum ve sizi de iyi biliyorum” diye cevap verdi.

İskender: “O halde söyle! Kimim, ben?”

Diyojen: “Bendemin bendesisin (esirimin esirisin)” dedi.

İskender sarsıldı. Yerinde duramadı ve atından indi. “Ne demek bu?” dedi.

Diyojen: “Sen, toprak için insan öldürüyorsun. Dünya benim esirim, kölem. Sen de benim köleme köle olmuşsun. Kim kime ayağa kalkacak?” dedi.

İskender bunu kabullendi. Diyojen’in büyük bir filozof olduğunu anladı ve dedi ki: “Dile benden ne dilersen!”

Diyojen: “Gölge etme başka ihsan istemem.”

Bizde diyoruz ki; gölge edenler artık gölgenizi çekin de bu yeryüzü kurtulsun...

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Öğretmen öğrencisine sorar:
– Dünya yuvarlak mıdır?
– Hayır!
– Peki, düz müdür?
– Hayır!
– Peki, nasıldır evladım?
– Babam karma karışık olduğunu söyler.

Günün sözü; "Hayat küçük şeylerden oluşur. Eğer sen seversen büyük olurlar." -Osho