C. Şefik Koldaş'ın 13 Temmuz 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Sahi, Madımak’ta neler olmuştu, ya da Madımak nerede?...

Böyle bir soruyu yazımın başlığı olarak kullanmam için makul bir nedenin olması gerekir. Öyle değil mi?

O makul nedeni bire bir yaşadığım için o başlığı seçmenin doğru olacağını düşündüm ve kararımı verdim. Eskilerin bir sözü aklıma gelmedi değil. Öyle ya: “Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldür” yani “İnsanoğlunun belleği unutmakla eksiklidir” sözü boşa söylenmemiş demek ki!

Geçen hafta gazetemizde “Madımak’ta neler oldu?” başlıkla bir yazım yayınlanmıştı. Dost sayılabilecek bir ortamda yazımdan söz ettiğimde genç muhatabım bir ölçüde şaşırmış ve galiba “Madımak neresi?” diye sormuştu.

Belki de genç arkadaşım haklı da sayılabilirdi. Madımak olayının üzerinden, kolay değil 29 yıl geçmişti. Belleklerimiz, “Unutmakla eksikli” olduğuna göre, hele ki kişiler biraz da genel ortamla ilgilenmiyorsalar “Madımak” neresidir ve orada neler olmuştu, sorusu elbette havada kalacaktır.

***

1993 yılının 2 Temmuz’unda devlet destekli gerici bir grup Sivas’ta Madımak Oteli’nde “Pir Sultan Abdal Şenlikleri” kapsamında yapılmakta olan panele saldırarak, oteli yakma girişiminde bulunmuşlar, bu şekilde katılımcıları öldürmek istemişlerdi.

“Pir Sultan Abdal Şenlikleri” çoğunlukla Alevi kökenli vatandaşlarımız tarafından düzenlenmişti. Ülkenin şairleri, yazarları, aşıklarından oluşan bir sunucu kitlesi şenliğe renk katıyorlardı. Bir bakıma Sivas’ta bayram havası esmekteydi.

Ancak herkes için bayram yoktu. Ülkemizde giderek gelişen hoşgörüsüzlük ve bu düşüncenin kökeninde yatan gericilik de unutulmamalıydı. Nitekim ülkede ayrımcılığın sinsi sinsi hortlatılmaya çalışılması değişik platformlarda yaşanıyor ve hatta devletin (!) bazı organlarınca destekleniyordu. Daha çok dini duygularla oynanarak yapılmak istenenler arasında “Alevi” yurttaşlara tekli ve toplu saldırılarda bulunmak, bu yolda yapılanların en basit örnekleri arasında sayılabilir.

“Pir Sultan Abdal Şenlikleri” için Sivas’ta bulunanlar yalnızca şenlikleri izlemek için gelen konuklarla sınırlı değillerdi.

Daha sonra yapılan araştırma sonuçlarına göre orada İslam’ın değişik kollarına bağlı tarikat üyeleri yanında, özellikle CİA ve MOSSAD ajanlarının da bulundukları bilinmektedir.

Olayın yaşandığı Madımak Oteli’nin yakınlarında bazı taş birikimlerinin yapıldığı tanıklarca ifade edilmiştir. “Aczmendi” olarak bilinen tarikat üyelerinin de kışkırtıcı davranışlarda bulundukları bilinmektedir.

Kışkırtıcı grubun sloganları bellidir: “Din elden gidiyor, dinsizlere ölüm”. Onların eline bir fırsat da geçmiştir. Ünlü yazar Aziz Nesin, toplantıda ateist olduğunu açıklamıştır. O halde saldırıda bulunmak için fırsat ellerindedir.

Nereden bulunduğu bilinmez tenekelerce gaz otelin etrafına ve içerilerine dökülmüş ve ardından ateşe verilmiştir. Ne hikmettir, belediyenin yangın söndürme hizmeti de aksamaktadır. Üstelik olayların büyümesini önleyecek emniyet birimleri de sessizliklerini korumaktadırlar. Ankara ise olaylara sadece seyirci olmaktadır. Bunların nedenleri şu ana dek açıklanamamıştır.

Facia, beş saatlik kaos sonunda 2’si saldırganlardan, 2’si otel personelinden ve 33’ü konuklardan olmak üzere 37 kişinin ölümü ile sona erebilmiştir.

Olayın mahkeme evresi de ilginç gelişmeler göstermiş; asıl suçlulardan bir kısmı yurtdışına kaçıp izlerini kaybettirmiş, bir kısmı ise komik sayılabilecek cezalar almışlardır. Savunma avukatları arasında bulunan bir eski siyasi (Milletvekili ve Bakan) ise mahkemede olaylardan neredeyse ölenleri suçlayarak savunma yapabilmiştir.

Bence “Madımak”, tıpkı Çorum, tıpkı Kahramanmaraş katliamları gibi ülkemiz tarihinde bir kara leke olarak kalacaktır.

Esenlikle kalınız…