29.01.2017, 12:51

'Mahluk' olmaktan ne zaman çıkılacak?

Birbaşka Avrupa ülkesiyiz...

Birbaşka tatil beldesiyiz...

“Biz”bir başka ülkeyiz...

Yokcanım, nerde ise küçük “Amerika” gibi olduk.

Birhava, bir düzen, bir serkeşlik, bir ayrışma, bir gösteriş.

Birtüketim, bir obezlik, bir maddiyat.

Oysa ki‘Batı’nın düzeni bu mu?

Hayır...

Buuzakların düzeni.

İnsanhaklarında batıya göre ne konumdayız? İleride miyiz?

Hayır...

Ancakçiğnenen “insan haklarında” “uzaklar”a eş değeriz. Oaçık ara önde tartışılan “liderleri” ile.

*

Avrupa’dayaşayan kent sakinlerinin haklarını biliyor musunuz peki?

Öncegüvenlik, kirletilmemiş çevre, doğasının korunduğu, havasınınkirletilmediği beldeler, haklarıdır. Yeterli istihdamolanaklarının yaratılması temel haklarıdır.

Ekonomikkalkınma keza.  Ve konut. Yeterli konut sağlanması, dolaşımhakları ve beden ve ruh sağlığının korunmasına yardımcıçevre koşulların sağlanması haklarıdır. Spor ve dinlenceyerleri haklarıdır. Özel sektörün kapattığı yerler değildir.

Kültürhaklarıdır.

Kalitelifiziksel çevre, doğal kaynaklar önemlidir.

Hizmetler,belediyelerarası işbirlikler önemlidir.

Ve enönemlisi de kişisel bütünlükler ile eşitlik ilkesidir.

Şimdibunların ülkemizde yüzde kaçının tam yapılabildiğine birbakın ve böbürlenmeyi bırakın.

Ve“uzaklara” baktığınızda “eşitlik ilkesi” dahi bizdekigibi yerle bir oldu.

Maalesef sınıra konulan“duvarlar”ile daha da yerle bir edilecek.

*

İşingaribi kendilerinin bu tuhaf durumunu görmeyen, göremeyentopluluklar içinde komik düzende yerimizi aldı insanlık ve biz.

Sanırım‘emperyalist düzen’ içinde sıkışıp kalmanın fark edilmesihayli zaman alacak.

Busüreç içinde her türlü duygudan uzaklaşıp içi boş kelimelerve düzen ile avunulacak.

Ve bubeni son derece üzüyor.

*

Biliyorumbiraz tuhaf ancak hazırlıklı olun ki, gelecek şekilli.

Şekillendirilenyaşam tarzı içinde yerimiz belli.

Hedefsiz,boş, elde modern telefon ve kredi kartı ile büyüdüğünü sanmakaldatmacası ile belirlenen bir yer.

Fakattuhaf olan da bu ya; bu tip insanların etrafımızda yığınlarcaolması.

Sağabakın dolu.

Solabakın dolu.


*

Canalıcı nokta ise özümüze her an yabancılaşmamız.

Ve buyabancılıktan doğan uzaklaşmamız, özentilerimiz.

Avunmalarımız.

Uyutulmamız.Hatta teknoloji, alışveriş merkezleri, diziler ve yarışmalar ileuyutulmamız.

Uyutulmamızınasıl nedeni ise kişilerin rollerini hayatın içinde bulamadanilerlemesi.

Bir rolkarmaşası içinde sürünüp gidiyoruz yıllardır.

*

Ülkeninyangın yeri durumu içinde, bencilliğin en büyüğü bunu daha dakörüklemektir.

Biz nezaman bencil insanlar topluluğu olduk?

Nezaman önemsemez, umursamaz ve her şeyi kötüler birileri olduk?

Nezamandır kendimizi unuttuk?

Silkelendiğimizdegerçek bir ülke olmanın onurunu yaşayacağız inşallah.

Umudumbüyüktür.

*


İçinizikirletmeyin, içi boş kavramlar yerine içi dolu özümüzügetirelim diye söylenip duruyoruz, ancak gören de dinleyen de yok.

Biztoplum olarak yalan söylemek, şiddet, taciz,ayrıştırma,dolandırıcılık gibi erdemsizlikleri ne zaman önder edindik?

Şu anbizler maalesef insanlık adına hiç bir erdemi tam manasıylayapamıyoruz.

İyierdemleri, güzellikleri, dolandırıcılıktan uzak, para odaksızyaşamı tercih ettiğinizde incitmemenin de anlamı ortaya çıkmışolacak aslında.

İşteo zamanda ülkemizde ki insanlık “mahlûk” olmaktan çıkıpgerçek “insan” olacak.

İşteo zaman gerçek onur ve erdem ile “insancık” tüm dünya da“insan”a dönüşecek...



Dipnotlar;


Ağzımızbozuk...

‘Kafamıbozma, zaten ağzım bozuk’ diyenleri çok duymuşsunuzdur.

İşyerindeaynı, okulda aynı, evde aynı.

Birkaçkişi biraraya gelip de konuşulan şu sıralar sadece bu ‘kafambozuk’ durumu.

Ardındanda gelen ağız bozukluğu. Küfreden toplumda her kesim,ayrılıklarını, öfkelerini birbirine küfürle belirtir oldu.Havada uçuşan küfürler kızgınlık, öfke, bencillik, dilselşiddet ve deşarj yolu. Deşarj olmak için küfürlerin siyaseteyapılanı mı ararsınız, öğretmene, eşe,çocuğa, ekonomikdüzene mi ararsınız diz boyu. Trafikte öndeki araba da nasibinialır küfürden, iş yerinizde ki müdürünüzde. Sessiz de yapılırsesli de. Hatta yeri gelir de pili biten saatinize verir deverirştirirsiniz.

Velhasılher şeye, her duruma, her kişiye küfredebilirsiniz kafanızbozulduğunda. Kafan bozuksa ağzın da bozuktur egemen olur deşarjyolunda sizde.

Etrafımabir baktım da meclisinden, milletine kim ne dersin ağzı bozuktoplum olduk çıktık son günlerde.

Hattaşöyle söyleyebilirim ki, gün yüzü görmemiş küfürlersıralanır içinizde de gün yüzüne çıkarttıklarınızlayetinmek zorunda kalırsınız. Yetmez deşarjınıza.

Ürkütüyormu bu? Evet ürkütüyor.

Sosyologlarbu durumun cevabını iyi verir. Bizim bildiğimiz “kafamız bozukağzımız bozuk” durumudur.

Coğrafibölgeden mi, havasından mı, suyundan mı?

Bilemem.Ancak toplum olarak bu küfüre yatkınlık cümlemizi kuşattı vemuhakkak bir küfür öğesi cümlenin arasına serpiştirilir oldu.

Hadibakalım hayırlısı...


Birhikâye...


İkiarkadaşın çölde yürür iken yolculuğun bir noktasında birmünakaşa olur ve biri diğerine tokat atar. Tokadı yiyenin canıacır ama bir şey söylemeden kuma söyle yazar:

"Bugünen iyi arkadaşım beni tokatladı".

Birvahaya gelene kadar yürümeye devam ederler ve suya girmeye kararverirler. Tokadı yiyen bataklığa saplanır ve boğulmaya başlarama arkadaşı kurtarır. Yari boğulmadan kurtulduktan sonra birtasa söyle yazar: "Bugün en iyi arkadaşım hayatımıkurtardı".

Tokadıatan ve hayat kurtaran sorar :

"Canınıacıttığımda kuma yazdın neden şimdi taşa?"

Diğericevaplar : "Birisi canımızı yaktığında kuma yazmalıyızki bağışlama rüzgarı silebilsin ama biri bizim için iyi bir şeyyaparsa taşa kazımalıyız ki hiçbir rüzgar silemesin”.

Mutlukalın...



Fıkra;

NasrettinHoca bir gün misafirliğe gitmiş. Ev sahipleri de yemek yemişler.Hoca yemek yedi sandıklarından ona yemek getirmemişler. O dasıkılmış, bir şey söyleyememiş. Konuşulmuş, görüşülmüş,şerbetler içilmiş.

Hocayıöbür odaya götürüp yatağını göstermişler. "Allahrahatlık versin" deyip gitmişler.

Hoca,aç karnına bir türlü uyuyamamış. Sağa dönmüş, sola dönmüş,yok.

Kalkıpev sahiplerinin odasına gitmiş, kapıyı çalmış. "HayrolaHocam ne var" demişler.

Hocademiş ki:
- Efendim, yumuşak bir yatak yapmışsınız, rahatımkaçtı, uyuyamadım. Bilirsiniz, biz fukaralıktan yetişmişadamlarız. Siz bana bir kül pidesi verin de yarısını yatak,yarısını yorgan yapayım, mışıl mışıl uyuyayım.



Gününsözü;

Yeşillerden,çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydanagelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir... Mevlana...




Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@