30 Ekim'in 3 yılı

30 Ekim 2020, Saat 14:51

Merkezi Sisam Adası’nın kuzeyinde olan 6,9 büyüklüğündeki deprem, İzmir’de en büyük acıyı yaşattı. 117 can, 1035 yaralı, 731 ağır hasarlı, 598 orta hasarlı bina, binlerce güvensiz konut…

Bilimin, planlamanın, kentleşmenin denetiminin, güvenliğinin, hak ve adaletinin ne kadar önemli ve yaşamsal olduğunu yıllardır dile getiren sözler, uyarılar,

Ülkemizin deprem ülkesi gerçeği olduğu, İzmir’in her an depremle sarsılabileceğine dair uyarılar, ülkenin farklı kentlerinde yaşadığımız depremler, acılar, üzüntüler her gün kapımızı çalıyordu, İzmir Depremi bekleniyordu.

30 Ekim günü; İzmir Depremini değil, İzmir’in 70 km uzağında gerçekleşen Samos Depreminin yıkıcı sonuçlarını, acılarını bedelini ağır ödedik…

Acılar, kayıplar, mağduriyet, yıkımlar, evinden ayrılmak zorunda kalanlar, riskli binada oturmak zorunda kalanlar, evi, gidecek yeri olmayanlar, pazarlıklar, müteahhitler, inşaatlar…

3 yıl geçti…

Bu 3 yılda; Bayraklı başta olmak üzere farklı bölgelerde bir taraftan sürekli yıkımlar görüyoruz, bir taraftan yapılan binaları...

Yaralarımızı saracağız, bir daha olmaması için gerekeni yapacağız sözleri ile başlayan 3 yılda; bugün hala yıkılan evlerinin yerine evlerine kavuşamamış, kaybolan hayat düzenlerini yeniden kuramamış, evini, yaşadığı bölgeyi terk etmek zorunda kalmış, artan inşaat bedelleri, kiralar, maliyetler ile baş başa bırakılmış pek çok insanımızın sorunları devam ediyor.

Anayasaya göre; konut hakkını sağlaması, gerekli tedbirleri alması sorumluluğu olan devletin bu görevleri yine sınıfta kaldı. Merkezi ve yerel yönetim uygulamalarının sonucunda; hasar almış binaların yıkılıp yeniden yapılması süreci ve maliyeti yine vatandaşın sırtına yüklendi. Serbest piyasa koşullarında, müteahhitlerin insafına bırakılan ev sahiplerinden parası olanlar yeniden evlerine kavuşurken, parası olmayanlar kaderine terkedildi, evini, yurdunu bırakmak, kiracı olmak zorunda kaldı.

Ev sahibi olmayan, evinden olan kiracılar, ev sahiplerinin insafına bırakıldı, artan kira fiyatları ile parası olanlar ev bulurken, parası olmayanlar yine kaderine bırakıldı..

Parası olanlar, imkanı olanlar güvenli alanlara, güvenli konutlara taşınırken, parası olmayanlar hala hasarlı binalarda oturmaya devam ediyor.

Bir doğa olayı olan depremi afete dönüştüren politikalar, yönetimler, karar vericiler, denetleyiciler, uygulayıcılar yitirilen hayatların, kayıpların, maddi yüklerin sorumluluğunu ve bedelini almazken, depremin acısı da, maliyeti de, ekonomisi de yine vatandaşları vurdu, vurmaya devam ediyor.

30 Ekim'den bu yana şantiye alanı haline gelen kentte, bölgede yürütülen yıkım çalışmalarının getirdiği sorunlar, yıkımdan kaynaklanan tehlikeli, zararlı maddeler, asbest içeren toz, atıklar, çevresel riskler, yaşayanların sağlık risklerini büyüterek devam ediyor.

3 yıl geçti. Acılar, kayıplar, sözler, talepler ile 3 yıl…

Unutmadık dediğimiz bu 3 yılda;

Bu acıya, kayba sebep olan sorunlar, sorumlular ortaya çıkarıldı, hesap soruldu, gereği yapıldı diyebiliyor muyuz?

Depremde barınma haklarını, konutlarını, evlerini, işyerlerini, işlerini kaybeden vatandaşlarımızın sorunları çözüldü, mağduriyetleri giderildi diyebiliyor muyuz?

Planlama, denetim, kontrol için gerekli çalışmalar yapıldı, güvenli binalarda oturuyoruz diyebiliyor muyuz?

Deprem sonrası yapılan planlama çalışmalarında, kentleri daha dirençli, yaşanabilir hale getirecek kararlar alındı diyebiliyor muyuz?

Afet toplanma alanlarımız, barınma alanlarımız düzenlendi, sayısı artırıldı, altyapısı geliştirildi diyebiliyor muyuz?

Deprem ve sonrası yürütülecek çalışmalar için etkin bir planlama, uzman yetkin ekip, ekipman, sistem oluşturuldu diyebiliyor muyuz?

Depreme hazırız diyebiliyor muyuz?

Bu sorular sadece bugünün soruları, sorunları değil, yıllardır söylenen sözlerimiz, ancak yapılmayanlar, unutulanlar, unutturulanların cevapları, bedelleri yaşam oluyor hepimiz için…

İktidarların sorumsuz kararları, popülist politikaları ve denetimsizlik nedeniyle doymak bilmez kar hırsına yenik düşen kentlerimiz, beton mezarlar oluyor hepimize. 3 yılında acısını saramamış, hesabını soramamışken 6 Şubat Depremi kelimelerle tarif edemediğimiz acısı, kayıpları ile tüm yaşamımızı enkaz altında bıraktı. Geçen 9 ayda yapılanlar, yapılmayanlar bize kentlerimizde her an gerçekleşebilecek olası depremlerde yaşatılanları ve yaşatılacakları da gösteren bir zaman dilimi…

30 Ekim'de; Depremde kaybettiklerimizi anmak için Bayraklı Deprem Anıtında birçok anma yapıldı. Hepsinin ortak özelliği acıyı paylaşmak, kayıplarımızı anmak, bir daha yaşanmaması için talepleri dile getirmekti. Bölgede evlerini kaybeden, mağduriyetleri ekonomik krizin de etkisi ile büyüyerek devam eden vatandaşlarımız bir kez daha sesini sözünü duyurmaya çalıştı.

Karar vericileri, sorumlulukları ve görevlerini yerine getirmeye, popülist politikalardan uzak, kamudan, halktan, yana çözümler üretmeye, ekonomik ranttan yana değil güvenli sağlıklı barınma haklarından yana olmaya çağırırken, kentte yaşayanlar olarak bu talepleri büyütmeye ihtiyacı var.

30 Ekim'de sadece kayıplarımızı anmak, acıları paylaşmak için bir araya gelmedik. Bir daha aynı acıyı yaşamamak için, bir sonraki depremde aynı sözleri, aynı acıları paylaşmamak için tekrar tekrar hatırlamaya, unutmamaya ihtiyacımız var

Her deprem unutulan her acı, atılmayan her adım, sorulmayan her hesap daha büyük acılar ve kayıplar olarak döndü bize, dönmeye devam ediyor.

Kayıplarımızı bir kez daha anarken, yeni acıları değil, çözümleri paylaşmayı diliyoruz..

Yaşama dair mücadeleyi omuz omuza büyütmek dileği ile…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar E. Helil İnay Kınay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml