Millet…

Birbirini ifşa eden…

Birbirini ele veren…

‘Güvensizlik’ içinde çırpınan…

İnsanlığından şüphe eden…

Birbirini ihbar eden bir millet mi olmak istersin?

Yoksa gururlu, nitelikli, barış ve hoşgörü ile çevrelenmiş merhametli bir millet mi?

Sağduyu sahibi bir millet mi? Ata’mın dediği gibi karakteri yüksek, çalışkan ve zeki bir millet mi? O demiştir ki; ‘Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.’

***

Uyan!

Seçim öz iradende ancak etkileşimler de senin elinde.

Dünya görüşü hep barış, saadet, birlik ve kardeşlik desturu üstüne kurulu bir millet yıkılmaz... Ayrımcılığı reddeden bir millet yıkılmaz…

Adaletin yerli yerinde olduğu bir sistem yıkılmaz…

O nedenle, biz bu şekilde bir millet olduğumuzda tıpkı 100 yıl önceki gibi sarsılmayız.

Küllerimizden Anka kuşu gibi doğarız.

***

‘İnsanoğlunun içinde uyuyan güçler vardır. Kendisi bile şaşırır. Çünkü bu güçlere sahip olduğu aklından bile geçmez. Bu güçleri uyandırıp eyleme geçebilirse, o kişinin hayatında büyük bir devrim olurdu...’ Bu sözlerin sahibi Swette Marden…

Haklı.

Bizim içimizdeki o muhteşem güç uyanabilse insanlığa dair o kadar güzel gelişmeler olacak ki… Ancak sadece kendimizi aldatıyoruz…

Avunuyoruz…

Ve uyuşturuluyoruz…

***

Koca bir yüzyılı geride bıraktık. Onca cefa dert ile cebelleştik. Sonunda özgür bir ülke olarak 100 yılı devirdik. Ve bundan sonra da hürriyet ile, medeniyet ile daha nice yüzyıllara diyeceğiz.

Fakat geriye dönüp baktığınızda ne görüyorsunuz?

Ülkenin değerleri bir bir satılmış diye üzüleniniz de var, ülke çağ atladı diyeniniz de.

***

Ancak ben gerçekleri söylemekten hiç gocunmadan yürüyeceğim bildiğim yolda.

Evet hürriyetimiz var. Ancak ülkemin dışa bağımlılığı da var.

Ülkenin değerleri satılmadı mı? Satıldı.

Elimizde kalanlarla ilerliyoruz.

Tarımsal açıdan gerilemedik mi? Halkımız hibrit ürünlerle beslenmiyor mu?

Maalesef ki geriledik. Ata tohumlarımız git gide yok oluyor.

***

Çok ilerlediğimiz konular da oldu ülke olarak, geliştiğimiz konular da. Ancak adalet konusu hala muamma. Yerinde sayan o kadar çok şey var ki…

Ben umut ediyorum önümüzdeki süreçlerde bunların bir bir düzeltileceğine. Fakat düzeltilmediği taktirde obezite, şeker hastalığı gibi birçok hastalıkla ilerleyen, gençlerin iş bulamadığı ve yurt dışına kaçma yolları aradığı mülteci sorunu ile başı derde girmiş bir ülke olarak yürüyeceğiz.

***

İşte 10 Kasım var önümüzde ‘Ata’mın ölüm yıldönümü. O günde uyanışımızı bir kat daha artıralım istiyorum.

Çünkü millet olarak önemli günlerde uyanırız hep biz.

29 Ekim 2023’te uyandık ve 100 yıla gelmeyi başardık.

Ancak devamı için elimizden gelen mücadeleyi de vermek zorundayız.

Bu bizim vatana borcumuz. Bu bizim şehitlerimize borcumuz.

***

Kutladık bitti diye kenara çekilmek yok.

Daha çok çalışmak var. Daha çok medeniyet için yol katetmek var.

Hatırlayın 10. Yıl Nutkunu!

Der ki Atam: “Yaptıklarımızı asla kâfi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz.”

Selam ola…

Dip notlar;

Atatürk'ün Onuncu Yıl Nutku…

“Türk Milleti!

Kurtuluş Savaşına başladığımızın on beşinci yılındayız. Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu, en büyük bayramdır. Kutlu olsun.

Bu anda, büyük Türk milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın, en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.

Yurttaşlarım!

Az zamanda çok büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan, Türkiye Cumhuriyetidir.

Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkârane yürümesine borçluyuz.

Fakat yaptıklarımızı asla kâfi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.

Bunun için, bizce zaman ölçüsü, geçmiş asırların gevşetici ziyniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür. Türk milletine çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün beşeriyete hakiki huzurun temini yolunda, kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta, muvaffak kılacaktır. Büyük Türk milleti, on beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım.

Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, milli ülküye tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin, büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır.

Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.

Türk Milleti;

Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını, daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

Ne mutlu Türküm diyene!”


Mehmet Akif Ersoy’dan…

Birlik…

Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.
Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz;

Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun,
Meğer ki harbe giden son nefer şehit olsun.

Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa,
Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa,

Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar
Taşıp da kaplasa âfakı bir kızıl sarsa,

Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;

Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz,
Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!


Mutlu kalın…


Fıkra

Temel fırına girmiş ve demiş ki:
– Ula oradan bağa 99 ekmek verun pakayum.

Fırıncı şaşırıp sormuş:
– Ula 100 alsan daha kolay değul mu? Temel cevap vermiş:
– O kadar ekmeğu kim yiyecek daa :)


Günün sözü

“Bütün olmaya çalış, eğer ki olamazsan işe yarar bir parça olup bütüne katıl.” Schiller (Batı Bilgelerinden Özdeyişler, 150)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nur Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket Urla Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler