25 Kasım'a farklı açıdan bakabilmek

Merhaba sevgili okur. Bugünkü köşe yazımda elbette 25 Kasım'a yer verecektim. Çünkü pek çok kişi tarafından maalesef hâlâ bugünün önemi bilinmiyor. Farkındalığı olan kişi ve kurumlar ise aslında her sene birbirinin neredeyse aynısı cümleler kurarak 25 Kasım'ı tamamlıyor. Peki, nedir bu 25 Kasım?

25 Kasım'a farklı açıdan bakabilmek

Dünya genelinde, kadınlar hala çeşitli şekillerde şiddete maruz kalıyor. 25 Kasım, bu soruna dikkat çekmek ve bu sorunla mücadele etmek adına birleşen uluslararası topluluğun bir günü. Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, tarihi ve kültürel farklılıkları aşarak kadın haklarına duyulan ortak bir bağlılığı simgeliyor.

Kadına yönelik şiddet; sadece belirli bir coğrafyayı veya kültürü değil, tüm dünyayı etkileyen bir sorun. Fiziksel, duygusal, ekonomik veya cinsel şiddet biçimlerinde ortaya çıkabilir ve kurbanların yaş, ırk, sosyoekonomik statü veya coğrafi konumu gibi faktörlerle hiçbir bağlantısı yoktur. Bu tür şiddet, kadınların insan haklarına saygı gösterilmesini engeller ve toplumsal eşitsizlikleri derinleştirir.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedir?

25 Kasım, Dominik Cumhuriyeti'nde yaşamını yitiren Mirabal Kardeşler anısına Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü olarak belirlenmiştir. Mirabal Kardeşler, diktatörlük rejimine karşı mücadelede ön saflarda yer almış ve 1960 yılında rejim tarafından öldürülmüştür. Bu trajik olay, uluslararası toplumu kadına yönelik şiddete karşı mücadelede daha aktif bir rol almaya teşvik etmiştir.

Günümüzde ise Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, her yıl 25 Kasım'da, kadına yönelik şiddeti önlemek ve toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla dünya genelinde anılır. Bu özel gün, 1999 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından alınan bir kararla başlamış ve o günden bu yana kadına yönelik şiddetle mücadelede bir dönüm noktası hâline gelmiştir.

BM'nin 2021 yılı teması, "Dünya Turuncusu: Kadına Yönelik Şiddete Hemen Son!" olarak belirlenmiştir. Bu tema, kadına yönelik şiddetle mücadelede acil eylem çağrısı yaparak toplumları bilinçlendirmeyi ve bu soruna karşı birlikte mücadele etmeyi hedefler.

BM Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi'nin tanımına göre, kadına yönelik şiddet, kadın olmanın bir sonucu olarak uygulanan veya kadınları orantısız bir şekilde etkileyen şiddeti içermektedir. Bu tür şiddet, kadınların temel insan haklarını ihlal ederek yaşam haklarından işkence ve kötü muamele yasağına kadar geniş bir yelpazede zarar verir.

BM Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi'nin verilerine göre, dünya genelinde her üç kadından biri, genellikle yakın partnerleri tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmaktadır. Bu çarpıcı istatistikler, kadına yönelik şiddetle mücadelede küresel çapta bir aciliyetin olduğunu göstermektedir.

25 Kasım'a farklı açıdan bakabilmek

Çare: Ataerkilliği yenebilmek

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, birçok ülkede etkinliklerle ve kampanyalarla kutlansa da meseleye farklı bir şekilde bakabilmek pragmatik çözümleri beraberinde getirecektir. Bu özel gün, kadına yönelik şiddetin son bulması ve cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir dünya için bir çağrı niteliği taşır. Benim bu konudaki şahsi görüşüm ise meseleye erkeklik olgusu ile yaklaşmak. Dönüşüm aile içinde başlar ve yeni nesilleri de bu şekilde yetiştirerek devam eder. Eğer biz hâlâ kız çocukları ile erkek çocuklarını pembe-mavi renk dağılımına göre yetiştirirsek hiçbir şekilde toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda ilerleme kaydedemeyiz. Yıllardır aynı cümleleri kura kura bir arpa boyu yol aldığımızı düşünürsek (ki bu da göreli) demek ki çözüm kadını ve kadınlığı yüceltmekten geçmiyor.

İçinde ve kişiliğinde hegemonik erkekliği barındıran tüm kadınlar da aile içi şiddeti maalesef pekiştirir. Tam bu noktada erkeklere de görev düşüyor: Romantik ilişkilerde veya evlilikteki rol dağılımlarını iş bölümü ile gerçekleştirmek veya flört şiddetine her iki tarafın da dikkat ederek ilerlemesi oldukça mühim. Bu tip sağlıklı aile ortamında yeni nesiller toplumsal cinsiyet eşitliği düşüncesini çok daha kolay benimserken ikili ilişkilerde de kaotik olmayan bağlar kurulabilir.

Biz yine her sene mücadelemizi sürdürelim, mor kıyafetlerimizi giyelim, haksızlıklarımızı dile getirelim ama biraz da çuvaldızı kendimize batıralım sevgili okur. Erkekleri yermek ve kadınları yüceltmek, toplumsal cinsiyet eşitliğini getirmeyecektir çünkü. Yeniden ataerkilliğin başka bir versiyonunu inşa etmemize gerek olmadığını düşünüyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeynep Gizem Eskici - Mesaj Gönder

# dünya

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket Urla Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler