Katılımcılık, Demokrasi ve Belediyeler

Dünyanın demokratik tüm ülkelerinde, özellikle yerel yönetimlerde temsili demokrasiden doğrudan demokrasi anlayışına bir geri dönüş süreci yaşıyoruz. Böylece yarı doğrudan demokrasi ve hatta Retro demokrasi anlayışı günden güne yaygınlaşmakta. Bu süreç kamu yönetimi anlayışında da bir değişimi beraberinde getiriyor. Bu değişim bizleri yerel yönetişim kavramı ile tanıştırıyor.


YÖNETİŞİM

1990’lı yıllardan bu yana yoğun olarak akademik çerçevede ele alınmaya başlanmıştır. Yönetişim kavramını tek bir cümle olarak özetlemek zor. Çünkü yerel yönetimlerden işletmelere ve diplomasiye kadar birçok alanla ilgilidir. Ancak genel olarak insanların ortak amaçlarını gerçekleştirmek için bir araya gelmeleri ve karar süreçlerinde yer almaları olarak tanımlayabiliriz.


YEREL YÖNETİMLER

Temsili demokrasilerde demokratik katılımın yeterli olmadığı ve alınan kararlarda kamu yararının yeterince gözetilmediği açıktır. Yönetişim kavramını yerel yönetimlere uyarlamak istediğimizde bölge halkının kendilerini ilgilendiren konulara ilişkin alınacak kararlara katılımları ve buna imkân verecek idari yapının tesis edilmesi gerekmektedir. Bu süreci üç adımla tanımlayabiliriz. İlk aşamada konunun ilgilileri tüm şeffaflığı ile bilgilendirilmelidir. Yerel yöneticiler bölge halkına sunulacak hizmetlerin maliyetlerini ve faydalarını anlatmalıdırlar. Sonrasında konu, onu ilgilendiren tüm paydaşları ile değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme açık oturumlar, toplantılar ya da kamuoyu yoklamaları ile olabilir. Son aşamada aktif katılım ise paydaşların politika oluşturma sürecine doğrudan katılmaları anlamına gelmektedir.


KENT KONSEYLERİ

Yerel yönetimlerde doğrudan demokrasinin işlemesi için yerel halkın, ihtiyaçların belirlenmesinde söz sahibi olması ve kararlara doğrudan katılması önemlidir. Yerelde katılımcılığı sağlamak amacı ile getirilen uygulamalardan biri de kent konseyi uygulamasıdır. Bu kapsamda 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 76. maddesine dayanılarak hazırlanan kent konseyleri yönetmeliği çok değerlidir. Kanunun bu maddesinde “Kent konseyi kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır. Belediyeler kamu kurum niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil toplum örgütlerinin, siyasî partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi konusunda yardım ve destek sağlar.” denilmektedir. 1996 yılında “Yerel Gündem 21” süreci ile başlayan, kentte yaşayan halkın bir araya gelmesi süreci böylece kurumsal ve hukuki bir yapıya kavuşmuştur.

Kentleşmenin bu kadar arttığı bir dönemde belediye başkanlarının bu devasa kentleri tek başlarına yönetmeleri mümkün değildir. Belediye başkanları aslında yönlendirme görevini üstlenerek kenti halk ile beraber yönetmeliler. Bu yönetişim anlayışının en önemli aracı da kent konseyleridir. 21. Yüzyıl yerel yönetim/yönetişim anlayışının kent konseylerini en etkin şekilde çalıştırması ve böylece yerel demokrasiyi işletmesi en doğrusu olacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Berk Hızlıateş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler