Tarımda göremediğimiz başlıklar?

Linkedin hesabımı çok aktif kullanıyorum, bu nedenle pek çok kişi ile tanışıyorum. Onların bana ilettikleri yeni bilgiler her zaman bakış açımı değiştiriyor, düşündürüyor ve tarım-gıda sektöründe önemli olan ve unutulan ya da hiç önemsenmeyen konuları gündeme taşımama aracı oluyor.

Çiftçi Psikoloğu/Araştırma Görevlisi, Edib Şevki Keskiner, yüksek lisans tezini benimle paylaşmış. Tarımın doğduğu bu topraklarda “değersizlik” hisleriyle baş etmek zorunda kalan 441 çiftçi üzerinde yaptığı araştırmada, çiftçilerin psikolojik sağlık durumlarını etkileyen faktörlere dair bilgi edinmeyi ve çiftçilerin yaşamlarında etkili stresörleri belirlemeyi amaçlamış. Araştırmasında, çiftçilerimizi etkileyen stres faktörleri arasında ekonomik sorunlar dışında doğal etkenlerin de önemli olduğunu tespit etmiş, ayrıca cinsiyet, çocuk kaybı, tarımsal ilaçlamada kişisel koruyucu ekipman kullanımı gibi çeşitli demografik özelliklere göre yapmış olduğu analiz sonuçlarına göre; stres, anksiyete, depresyon ve somatizasyon (fiziksel ve bedensel semptomları içeren psikiyatrik bir durum) düzeylerinde farklılıklar üzerinde düşüncelerini aktarmış.

Tüm bu tezi okuduktan sonra, düşünmeye başladım. Çiftçilerimizi ne kadar tanıyoruz, onların psikolojik sorunlarının hayatları üzerinde ne tür etkileri oluyor, üstelik bunlar ile baş edebilmek için kendileri neler yapıyor, devlet bu sorunları çözmek için ne tür önlemler alıyor?

STRES NEDİR?

Stres, kişinin fiziksel ve ruhsal sağlığının tehdit edilmesi ve bu sınırların zorlanması gibi durumlarda ortaya çıkan fizyopsikolojik bir tepkidir. Stres günlük hayat içerisinde her insanda sık sık deneyimlediği, engellenemez bir olgudur. Başlangıçta kişide kaygı, endişe, gerginlik ve mutsuzluk gibi psikolojik problemler ortaya çıkar ancak uzun süreli aşırı stres durumunda bedensel problemler de görülebilir. Bunlar bir yandan kişinin günlük yaşam koşullarına uyumunu zorlaştırırken diğer yandan bağışıklık sistemini zayıflatır ve kişiyi pek çok hastalığa karşı savunmasız bırakır.

STRES BASKISI NEDEN ÖNEMLİ?

Tarım sektörü, gıda üretimi ve beslenme ile doğrudan ilgisi, aktif nüfus ve işgücündeki oranı, milli gelire katkısı ve sanayi sektörüne sağladığı hammadde ve sermaye yanında, sağlıklı çevrenin oluşması ve korunması, ekolojik dengenin kurulması ve sürdürülebilirliği açısından da tüm ülkeleri ilgilendirmekte ve bu nedenle de ekonomik ve sosyal bir sektör olma özelliğini korumaktadır.

Hizmet sektöründen sonra ikinci önemli istihdam alanıdır. 1,3 milyar çalışan ( dünya işgücünün yarısı) gelişmekte olan ülkelerde işgücünün yüzde 60’ı tarımda çalışmaktadır. Kadın istihdamı açısından en önemli sektördür. Dünyada çocuk işsizliğinin yüzde 70’i tarımda çalışmaktadır. Göçmen, geçici ve mevsimlik işçilerin istihdam edildiği yegane sektördür.

TARIMDA HASSAS RİSK GRUPLARI

Yabancı uyruklu tarım işçilerinin dışında, ülkemizde göçmen ve mevsimlik tarım işçilerinin dışında, yeni başlayan çiftçilerimiz (beş yıldan az deneyime sahip olanlar), çiftçi aileleri (kadınlar, çocuklar ve yaşlı yetişkinler dahil), fiziksel ve zihinsel engelleri olan tarım işçilerimiz bulunmaktadır.

Bu grupları düşünmeye başlayınca, şu soru aklıma geliyor. Tarımda iş sağlığı ve güvenliği konusunda acaba neler yapılıyor? Hangi alanlarda riskler vardır?

Tarım iş kolu kavramından anlaşılması gereken “tarla tarımı” değildir. Tarla tarımının (hububat yetiştiriciliği, sebzecilik, seracılık, meyvecilik ve fidancılık, endüstriyel hammadde yetiştiriciliği) yanı sıra; hayvancılık (büyük ve küçükbaş hayvancılık, besicilik, süt hayvancılığı, besicilik, kanatlı hayvan yetiştiriciliği, balıkçılık (deniz ve göl balık avcılığı, havuz ve çiftliklerdeki balık yetiştiriciliği) ve ormancılık-tomrukçuluk da tarım sektörü kapsamı arasındadır.

Birden tarım denildiğinde, aklımıza gelen kısıtlı alandan uzaklaşıyorsunuz çünkü tarım demek sadece tarlalarımızda çalışanların çiftçilerimizin değil, tarladan-sofraya kara-hava-deniz tüm alanları kapsayan çok geniş bir alanda çalışanların sorumluluğunu bizlere hatırlatıyor.

Biliyor musunuz; her yıl 170.000 tarım işçisi şu ya da bu nedenlerden dolayı hayatını kaybediyor. Dünyadaki 1,95 milyon kişi iş kazası sonucunda hayatını kaybediyor ve bunların yarısı tarım sektöründe gerçekleşiyor. Sektörde yaralanma ve hastalıkların 2 temel nedeni bulunuyor. Bunlardan birincisi; pestisitler ve diğer kimyasallara maruz kalma. İkincisi ise tarım makinaları kazaları.

ARAŞTIRMALAR DİYOR Kİ

Tarım sektöründe sağlıksız ve güvensiz yaşam ve çalışma alanları, sürekli yer değiştirme, temel ihtiyaçlara/hizmetlere ve çalışma haklarına erişememe, hasat dönemlerinde kötü hava koşulları, sel ve kuraklığa bağlı beklenen ürünün alınmaması, makinelerin bozulması, hayvanların hastalanması, teşviklerin zamanında ve yeterli düzeyde ödenmemesi, çalışanların finansman yönelimi ile yeni teknolojiler konusunda bilgi ve bilinç düzeyinin düşüklüğü, fiziksel sağlık sorunları, tarım ile ilgili yasaların bilinmemesi, tatil günlerinin olmayışı, uzun çalışma saatleri, azalan çiftçi sayısına karşın üretim talebini karşılayamama sıkıntısı ile kaza ve yaralanmaların ruhsal sorunlara neden olması, sektördeki tüm çiftçilerimiz ve çalışanlar için ciddi bir STRES nedeni.

İş dünyası, tüm çalışanları için stres ile baş etmeleri ile ilgili eğitimler aldırıyorlar. Bunun için, maddi ve manevi destekler bulmaya çalışıyorlar. Çünkü, ruh hali huzurlu olan çalışanın daha verimli ve üretken olacağını düşünüyorlar.

Peki, saatlerce iş yerleri tarım alanları olan çalışanlarımız, üreticilerimizin karşılaştıkları tüm sorunlar için çözüm önerilerini bulmak için neden bizler bu konuları çok fazla düşünmüyoruz?

Tarımın sorunları ile ilgili köklü değişiklikler yapabilmemiz için önce onların yaşadıkları ortamı değerlendirmek (sosyolojik olarak), sonra da onların psikolojileri konusunda araştırmalar yapmak gerekiyor.

Göz önüne almadığımız, düşünmediğimiz bu ve benzeri konular, tarım alanında yapılacak tüm reformist hareketlerin başarısını etkileyecektir. Bu nedenle, benimle bağlantı kuran ve kendilerini “değersiz” hissettiklerini düşünen çiftçilerimizin ruh hallerini benimle paylaşan Edib Keskiner’e teşekkürü bir borç biliyorum.

Umarım ben de onun bu duygularını sizlere aktararak düşündürme imkanı sunabilmişimdir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Meltem Onay - Mesaj Gönder

# dünya

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler