Denizanası

Deniz kirliliği, aşırı ve plansız yapılaşma, denetimsiz ve aşırı su ürünleri avcılığı Körfez ekosistemi, balıkçılık ve Akdeniz keşiş foku, deniz kaplumbağası gibi nesli tehlike altında türler üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.”

Yukarıda okuduğunuz bölüm, 10 Şubat 1999 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nün ev sahipliğinde yapılan toplantı sonucunda İzmir Körfezi Kıyı Balıkçılığının Sorunları isimli 2003 yılında basılan kitaptan alınmıştır. (Piri Reis Bilim Serisi 5)

Kitabın editörlüğünü Sualtı Araştırmaları Derneği’nden Harun GÜÇLÜSOY ve Yalçın SAVAŞ yapmış. Enstitü Müdürü Prof. Dr. Bülent CİHANGİR kitabın önsözünde “Ortak aklı toplumun ve çevrenin yararına kullanmanın yararına...” gönülden inandıklarını yazmış.

Aradan tam 24 yıl geçmiş. O toplantıda sözü edilen sorunların hemen hemen hepsi ve fazlası günümüzde de yaşanıyor. Ne yazık ki ülkeyi yönetenler bilim insanlarının ne dediğine kulak asmıyor. Katılımcılar (Bilim insanları, hukukçular, balıkçılar...) hemen tüm sorunları ve çözüm önerilerini toplantıda sundukları bildirilerle gündeme getirmiş. Ama siyasiler kendi bildiklerini okumuşlar. Balıkçılığımız, 1971 tarihli 1380 sayılı Kanun ve 1995 yılında yayımlanan Su Ürünleri Yönetmeliği'ne dayalı olarak, dört yılda bir düzenlenen Tebliğlere (Sirküler) göre yapılıyor

24 yıl önceki o toplantıda, (Doğadaki her canlının “mutlak olarak” bir işlevi olup, ortamda bulunma “gerekçesi” vardır. Önemsiz olarak gördüğümüz canlılar, bir saat zembereğinin dişlileri gibi birbiriyle ilişkide bulunmakta; bizim de bir parçası olduğumuz ekosistemi sağlıklı tutmaktadır.) (Kışlalıoğlu ve Berkes 1992) Prof. Dr. Bülent Cihangir ve Doç. Dr. E. Mümtaz Tıraşın ortak bildirisinde bu alıntıya yer vermiş. Alıntı yapmamın sebebi de bu. Doğal dengeyi (özellikle bölgede) korumak gibi bir isteği olanlar için önemli bir kaynak.

***

Gelelim şu denizanası sorununa. Foça’da her yıl belli zamanlarda (Temmuz, ağustos, ve eylül) denizanaları görülür, havalar soğumaya başlayınca da kaybolurlardı. Daha derin sulara mı inerlerdi yoksa başka deniz canlılarına yem mi olurlardı bilmiyorum. Ama denizanalarının diğer kimi deniz canlıları için besin zinciri içinde olduğunu okumuştum. Okumanın ötesinde bir arkadaşımın liman içinde çektiği videoda kefal yavrularının denizanasını "tırtıkladığı" görünüyor. Büyük olasılıkla yiyorlar. Foça'da bu yıl denizanası o kadar çok oldu ki insanlar denize girmeye çekinir oldular. Denizanalarının daha az olduğu yerler aradılar.

"Beyni, kalbi ve testisi olmayan denizanaları, tomurcuklanmayla ürerler. Küçük balıklar ve diğer küçük deniz canlılarıyla beslenirler." (Kaynak Wikipedi) Denizanalarının Güney Asya'da çiftliklerde yetiştirildiği, insanlar tarafından yenildiği ve birçok bilimsel alanda da kullanıldığı haberleri de okudum.

Şimdi cevap aranması gereken soru şudur; Denizanaları bölgede neden bu kadar çoğaldı? Bu konuda hemen herkesin bir fikri var. “Bölgede aşırı balıkçılık yapılması”, “Deniz patlıcanlarının bitirilmesi”, “Deniz kirliliği”, “Çok küçük ahtapotların bile avlanması”, "İklim değişikliği, buna bağlı olarak deniz suyu sıcaklığının normallerin üstünde olması" vb. vb. Bu görüşlerin bir kısmı ya da tamamı doğru olabilir. Denizanalarının çoğalmasının sebebi midir, değil midir bilmiyorum ama, bölgede deniz patlıcanı talanı yaşandı. Deniz kirliliği arttı. İzmir Orta-Dış körfezde aşırı, hem de çok aşırı, yasal ve yasadışı balıkçılık yapıldığını Sağır Sultan da biliyor. Foça'da Sahil Güvenliğin ofis açması ve bot bulundurması, yasadışı avlanmayı azalttı.

Denizanasının çoğalması konusunda bir fikrim yok. Yapılacak bilimsel araştırmaların sonucunu bekleyeceğim. Ama yukarıda yapılan (Doğadaki her canlının “mutlak olarak” bir işlevi olup, ortamda bulunma “gerekçesi” vardır. Önemsiz olarak gördüğümüz canlılar, bir saat zembereğinin dişlileri gibi birbiriyle ilişkide bulunmakta; bizim de bir parçası olduğumuz ekosistemi sağlıklı tutmaktadır.) görüşüne, inanıyorum. Arılar olmasa, çiçeklerin hepsi meyveye dönüşemez, çiçekler olmasa arılar bal yapamaz. Bal olmazsa, arılar kışı geçiremez.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şevki Avcı - Mesaj Gönder

# İzmir

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket Urla Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler