Neredeyiz?

İnsanlık nerede?

Hangi yolda?

Veya şöyle sorabiliriz; insanlık yolun neresinde?
Bugün dünya insanı ortaya çıktığında değerlerini de belirlemeyi beceremedi.

Uzun yıllardır beşerî olan değerleri ile mana değerleri hep çatıştı.

***

Değerler, idealler yolun neresinde olduğumuzu hatta şu anda dünyada hüküm süren insan hakları konusu ve ihlalleri yolun neresinde olduğumuzu tam olarak bize gösteriyor.

İnsan hakları terimi o kadar çok kullanılıyor ki ama sadece terim olarak kullanımda kalıyor. Yoksa demokrasi işlevi ile ayan beyan en güzel şekilde ortada olması gerekir. Ama değil.

***

Bunlar temeli oluşturanlar.

Barış, insanlık ilkeleri ve haklar bu temelin içindeki yapı taşları.

Tüm olması gereken insani hakların gerçekleşmesi yönünde gerekli olan temel faktörler. Gerçek ise tamamen bambaşka.

***

Gerçekte ilkeler alaşağı…

Baskı hüküm sürmekte…

Batı’nın dünyaya verdiği sözler havada asılı…

Jeo-siyasi çıkarlar hep önde...

Şiddet daha da şiddetlenmekte…

Unutmayalım ki jeo-siyasi çıkarlar uğruna yapılan büyük mücadeleler insani değerleri de alt edebiliyor. Zarar görenler çok. Uluslararası hukukun esasları yok.

Uluslararası hukuka uyum yok.

Nasıl o hukuka saygılılar?

Nasıl uyuluyor o esaslara? Kâğıt üzerinde kalmasıyla.

***

İnsani müdahale bile dikkate alınmıyorsa ortada mutlaka büyük bir kaos var demektir.

Dünyadaki çatışma o kaosun oyuncağı olmuş demektir.
Orta Doğu bölgesi böyle…

Asya böyle…

Afrika böyle…

Latin Amerika böyle…

Azerbaycan’ı, Ukrayna’sı böyle…

Afganistan’ı, Yemen’i böyle…

***

Çatışmalar, gerilimler, sürekli mevcut.

Dış müdahaleler sürekli mevcut.

Savaş riski hep var.

Coğrafi sınırların dışına çıkma isteği hep var.

İşte bu nedenle uluslararası hukukun sınırları silinmiş durumda.

Bu nedenle insani değerlerin temeli sarsılıyor.

***

Peki sonuç nasıl olacak?
Kimler ne kazanıyor?

Jeo-siyasi sürtüşme kimin tekelinde? Kimin işine yarıyor? Buna bakılmalı.
Bu süreçlerden kim kazançlı?

Masum kurbana acımayan kimler?

Binlerce insanın masumiyeti neden çöpe atılıyor?

Neden ülkelerde yüzlerce insan ölüyor?

Göçmenler mahvoluyor. Hatta terör eylemleri ayyukta.

Bataklık kısaca tam bir bataklık. Kendilerinin yarattıkları bataklık.

Kendilerinin yarattığı çukur. Çıkamayan masumlar.

***

Sorunların çözümü basit aslında.

Uluslararası hukukun temeli sağlam olmalı. Adalet, uluslararası hukuk ile sağlanabilmeli.

Aksi takdirde, dünyada o çukura batanlar hiçbir zaman oluşturulan o çukurdan çıkamazlar.

Baskılar altında olan barış ve istikrarı bekleyemezler.


Dip notlar;

Güç: Silah

En büyük güç şu dönemde silah görünüşe göre. Güçler bile evrimleşebiliyor. Hiç kuşku yok ki silah bu işin en büyük evrimleşen gücü. Silah tüccarlarının en kazançlı olduğu dönemlerdeyiz.

Her şey bu gücün önünde eğiliyor.

Kan ve can kaybı silah sisteminin getirisi ise insanlık masum kanı içeli geri dönülemez yola çoktan girdi bile.

Oyuna geldik… Şiddetin önünde eğildik… Sistemde sıkışıp kaldık. İşin en üzücü yanı ise, ‘bunu bilmek ve hiçbir şey yapamamak…


Kıssadan hisse; Azrail…

“Şoförlük yapan adam yolda ilerliyormuş. Yol kenarında duran birisinin elini kaldırdığını görünce yanaşmış ve yolcuyu arabaya almış. Arkaya binen yolcunun, siyahlar içerisinde gizemli bir görüntüsü varmış. Şoför sormuş:
– Kimsiniz beyefendi, yolculuk nereye? Adam cevap vermiş:
– Ben Azrail’im. Senin canını almaya geldim.

Bunu duyan adam ciddiye almayarak cevap vermiş:
– Şaka mı yapıyorsun kardeşim. Ne Azrail’i?
– Ne yani benim Azrail olduğuma inanmıyor musun?

– O zaman gerçekten Azrail olduğumu size ispatlayayım. 350 metre ileride elini kaldıran ve araba bekleyen bir kişi göreceğiz, onu da arabaya almalısın.

Bunu duyan şoför ilerlemeye devam etmiş. Arkadaki adamın dediği gibi 350 metre sonra yol kenarında elini kaldıran bir adam görmüşler ve arabaya almışlar. Yeni yolcu şoförün yanına oturmuş. Şoför iyice heyecanlanmaya başlamış. Yeni binen yolcuya arkadaki adamı göstererek;

– ‘Bu adam Azrail olduğunu iddia ediyor’ demiş.

Yanındaki yolcunun cevabı üzerine iyice korkmuş:
– Ne yolcusu, ben arkada kimseyi göremiyorum ki! Arkadaki yolcu araya girmiş.
– Gördün mü, beni senden başka kimse göremez, çünkü ben senin Arazilinim. Senin canını almaya geldim. Şimdi canını almadan önce arabayı durdur, yol kenarında 2 rekât namaz kıl demiş.

Bunu duyan şoför sona geldiğini düşünerek mecbur arabayı durdurmuş ve yol kenarında namaz kılmak için arabadan inmiş.

Sonra ne mi olmuş? Bu oyunu daha önceden planlayan iki hırsız arkadaş arabayı çalıp uzaklaşmışlar. (Alıntı)


Kıssadan hisse;

Bayezîd-i Bistamî'den şekille ruhi bir derinliğe ulaşılamayacağına dair şu kıssa ile devam edelim.

Müridlerinden biri:
"Kürkünüzden bir parça verseniz de teberrüken üzerimde taşışam!..."
Bayezîd cevaben: Oğlum, sen adam olmazsan, Bayezîd'in kürküne değil, derisini yüzüp, içine girsen fayda vermez! buyururlar.

Mutlu kalın…

Fıkra;

Temel, garsonluk için açılan sınava girmişti. Sınav komisyonu üyeleri Temel’in sinirlilik durumunu ölçmek için sorarlar:

– Bak, Temel sen garson olacaksın. Masadakiler fazla içip sana ters davranırlarsa ne yaparsın? Temel hiç düşünmeden ve en emin şekilde yanıt verir:

– Ne yapacağum, usuli dairesinde aşağı alırım. Vururim oniiii…


Günün sözü; Dünya, kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir. Albert Einstein

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nur Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket Urla Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler