Sen-bedenin ve kendin

“Duygular, bir lüks değildir, varoluş mücadelesi sırasında uzatılan bir yardım elidir.”

Kızım ağlayarak yanıma geldi. O sırada arkadaşımla muhabbet ediyorduk. Hemen ağlama nedenini anlatmaya başladı. Malum ergenlik. Anlattığı şey saçma bir konuydu hatta bana komik geldi. “Amaaan ağladığın şeye bak dedim, boş vermesini söyledim”. Bu sefer bana sinirlenerek odasına gitti. Arkasından arkadaşım beni uyardı. “Gamze hiçbir duyguyu hafife almamalısın. Hele kızınınkini! Ne kadar saçma olsa da konu, gücüne gitmiş.”

Haklıydı. Hemen telafi etmeye çalıştım. Bazen, hatta çoğunlukla, çocuklardan çok şey öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Tüm duygularımız, belki de çocukluğumuzdan beri yadsındığı için ilerideki yaşlarda, travmaların oluşmasına neden oluyor…

Duygularımızı yönlendiremeyiz. Görmezden gelemeyiz. Bu tutumlara sahip olan ebeveynler, farkında olmadan, çocuklarına hayatları boyunca tatminsizlik, sevgisizlik, ilgisizlik aşılayacak; bu çocuklar hayatları boyunca bu özlemi başkalarında arayacaklardır.

Ve kimse sizi anne, babanız gibi sevemez! Tabii ben de bunları yeni öğrendim!

Duygusal travmalar daha sonraları insan vücuduna hastalık olarak geri dönüyor.

Gerçek kendimiz, ahlaki kurallarla düşüncelerimizin çatışması, duygularımızı özgürce ifade edememek hatta onları bastırmak, görmezlikten gelmek, sorunları ertelemek belki gününüzü kurtarabilir ama ilerideki zamanlarda sizi hasta edebilir. Her Şey Yolunda adlı kitabın yazarlarına kulak verelim:

“Belirli düşünce kalıpları bedenimizi öngörülebilir biçimde etkiler; beden her duyguya karşılık olarak belirli kimyasal maddeler salgılar. Korku uzun bir süre boyunca sizin hakim duygu durumunuz olduğunda, stres hormonlarının, özellikle kortizolun sürekli salgılanması kimyasal maddelerin bir domino etkisini tetikleyerek kalp rahatsızlığına, kilo almaya ve depresyona yol açar. Korku gibi benzeri duygular ve düşünceler de tipik bir kalıbı takip ederek bedene hastalık olarak yansırlar. Kendi yaşamımda keşfettim ki, duygular bedenin her yanında gezinirken, yaşamınızda olup bitenlere bağlı olarak, organları farklı bir biçimde etkiler.”

İnanın bunu tüm doktorlar biliyor. Kitapta bunları okurken, bana meme kanseri teşhisi konulduğunda cerrah doktorun söylediği geldi birden aklıma: “Gamze hanım, kötü bir şey mi oldu hayatınızda? Sevdiklerinizin kaybı, travma ya da boşanma gibi? Genelde bu tür durumlarda kalıtsal nedenlerden farklı olarak çoğu hastam aşırı duygusal travmalar geçirdikten sonra kanser oluyorlar”. Vay canına! Eski zamanlarda “aşkından verem oldu” derlerdi de inanmazdım.!

“Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız” Alice Miller.

İnsan bedeni muazzam bir makine. Hele beyni. Farkındalıklarımızla ancak eğitebiliriz bu karmaşık yapıyı. Psikolojik tedaviler ve duygularımızın farkındalığı, kendimizi tanıyarak ve kabullenerek, yüzleşerek hastalıklardan kurtulabileceğimizi söylüyor yazarlar.

“Her organ, her hücre görevinin bilincinde ve mesuliyet duygusuyla hareket ediyor. Sistemin çarkları içimizde, dışımızda; hatta tüm çevremizde tıkır tıkır işlerken, biz insanoğlu hizmetimize verilmiş olan her şeyden gafil kalıyoruz. Ne zaman ki iç sistemimizin işleyişinde bir aksaklık oluyor, ancak o zaman olan bitenle farkındalığımız ortaya çıkıyor.”

Mesela memeler anneliği ve duyguları temsil ediyormuş. Sağ meme eşinizi. Sol meme anneliği…

Kitapta çoğu hastalığın duygusal unsurları da var. Tabii doktorlar ve ilaçlarınız haricinde kendinizin yapacağı psikolojik olumlamalar da. Bu olumlamaları duyacağınız şekilde tekrar etmek tedavinize de iyi geliyormuş. Çünkü beyin, duyduğu şeyi algılıyor. Birkaçını söyleyeyim size:

Sorun: Mide rahatsızlığı. Olası neden: Besinleri tutar. Yeni fikirleri, deneyimleri sindirir. Yeni düşünce modeli (olumlama): ’Hayatı rahatça sindirebiliyorum.’

Sorun: Migren (baş ağrıları): Yönetilmekten hoşlanmamak. Yaşamın akışına direnmek. Cinsel sorunlar. Olumlama: Kendimi hayatın akışına bırakıyorum. Hayatın tüm ihtiyaçlarımı kolayca ve rahatça sağlamasına izin veriyorum.

Sorun: Prostat. Erkeksi prensibi temsil eder. Olumlama: Erkekliğimi kabul ediyorum ve erkekliğimden hoşnutum.

Sorun: Nezle. Olumlama: Aynı anda birçok şeyin olup bitmesi. Zihinsel karmaşa, düzensizlik. Küçük incinmeler. Her kış nezle olurum düşüncesi. Olumlama: Zihnimin gevşeyip rahatlamasına izin veriyorum. İçimde ve çevremde berraklık ve uyum var. Her şey yolunda.

Sorun: Kanser. Olası neden: Derin incinme. Uzun zamandır süren içerleme. İnsanı yavaş yavaş yiyip bitiren üzüntü. Nefret taşımak. ‘Ne yararı var’ yaklaşımı.

Olumlama: Tüm geçmişi sevgiyle bağışlıyor ve bırakıyorum. Dünyamı sevinçle doldurmayı seçiyorum. Kendimi seviyor ve onaylıyorum…

Şunu unutmayın. Duygularınızı, düşüncelerinizi, yok sayabilirsiniz. Ya da kendinizi yalanlarla avutabilirsiniz. Ama ne var ki bedeninizi asla kandıramazsınız!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gamze Cantürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket Urla Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler