Yeni Avrupa Bauhaus Hareketi ve sürdürülebilirlik

Yaşamım boyunca, düşüncelerime katkı sağlayan kişiler ile tanışmayı çok sevdim. Bu kişilerden birisi de, Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Meneviş Uzbay Pirilli. Onu tanıdığım günden bu yana, beni şaşırtan teklifleri ile yeni projeler üretmemiz için, beni de motive ediyor. Geçtiğimiz sene, yine bir teklifle geldi ve “haydi Meltem, İzmir’de Bauhaus Hareketi’ni başlatalım” dedi.

Bauhaus Hareketi nedir, ne amaçla yapılıyor bu konuda hiçbir bilgim yoktu, onu dinlemeye devam ettim. Her ikimiz de, “sürdürülebilirlik” konularında çalışıyorduk ve biliyordum ki, bu teklifin arkasında bu mücadeleye katkı olacaktı. Meneviş Hoca, bir gün kızıyla konuşurken aralarında şöyle bir konuşma geçmiş: “Sürdürülebilirliğe inanan bir kişinin tipi nasıl olur, bunu nasıl gösterir?” demişler. Ama kafalarında ne bir tarz ne de davranış şekli bulamamışlar. Klasik bir görüntü olan “bisiklete binen, daha spor giyinen, vejetaryen” bir tip dışında, bir görsel canlanmamış gözlerinde. Çok da haklı olduklarını düşünmeye başladım. Bazı kelimeleri çok sık kullanıyoruz, ama gerçek hayatta, bunu tam açıklayamadığımız için çok somut kalıyor, aynı “sürdürülebilirlik” kavramı gibi..

BAUHAUS AKIMI NEDİR?

Bauhaus, 20. yüzyılda mimari, tasarım, sanat alanlarında yeni akımlar yaratmış bir okuldur. Kurulduğu zaman dünyanın en seçkin ve çağdaş mimarlarını, sanatçılarını bir araya getirerek, yalnızca bir eğitim kurumu yaratmamış, aynı zamanda bir üretim merkezi ve tüm bunların konuşulup tartışıldığı bir yer haline gelmiştir.

Bauhaus, mimaride olduğu kadar endüstriyel tasarım ve şehir planlaması gibi konularda da yenilikler getirmiş, yeni bir mimari akım yaratarak sanatın tüm dallarını etkilemiş. Bauhaus’un kuruluşundaki ilk hedef; kombine bir mimarlık okulu, zanaat okulu ve güzel sanatlar akademisi yaratmak olmuş. Daha fonksiyonel, ucuz ve kalıcı ürünlerin üretildiği bir stil. Okula giden öğretmenlerin, birini ya da bir stili taklit etmek yerine kendi yollarını bulmaya teşvik ediyormuş. Yani ezber bozan kurallar..

BAUHASUS HAREKETİ NEDEN BAŞLADI?

Bu hareket, Avrupa Komisyonu tarafından 2050 yılına kadar iklim-nötr olma hedefinin bir parçası olarak konut, mimari, ulaşım, kentsel ve kırsal alanlarda sürdürülebilir bir yeşil dönüşüm için Ocak 2021’de başlatıldı. Sürdürülebilir bir geleceği hayal etmek ve inşa etmek için ortak bir çaba ve iş birliği gerekiyordu.

Bu projede, yaşadığımız yerlerin güzel, sürdürülebilir ve kapsayıcı yerlere dönüşümünü destekleyebilecek bir topluluğun bir hareket yaratması gerekiyordu ve bazı sorulara yanıtlar bulmaları gerekiyordu. Örneğin; binalarımızı nasıl daha iyi ve geleceğe uygun hale getirebiliriz? Kentler daha uygun nasıl planlanabilir? Yeşil dönüşüm, hangi alanlarda başlatılabilir?

Bütün bu sorulara yanıt, Almanya’nın ilk kadın Savunma Bakanı ve AB Komisyon Başkanı Ursula Von Der’den geldi. Yeşil Mutabakat Anlaşması’nın tüm Avrupa’da yaygınlaşmasında ekonomik, teknik ve enerji girişimlerinin sanat ve kültür ile buluşması gerektiğini söyledi. Burada temel nokta, vatandaşların günlük yaşamlarına ve yaşam alanlarına karışarak, düzenlemeleri onlarla birlikte yapmaktı. Bu bir “uzlaşma kültürü”ydü ve herkes tarafından paylaşılması gerekiyordu.

İKLİM KRİZİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

İklim krizi ile ilgili detaya girmek istemiyorum çünkü, hepimiz bunun farkındayız. Peki o zaman “sürdürülebilir bir yaşam”, acaba bir ölçüde iklim krizini geciktirebilir mi? Bunun yanıtı “EVET”.

Hepimiz İzmir’de yaşıyoruz. İzmir kentimiz, Paris İklim Anlaşması doğrultusunda, doğayla uyumlu, dirençli, refahı yüksek, biyolojik çeşitliliğini koruyan yeşil ve “iklim nötr” bir kent olmayı 2030 yılı için taahhüt etti ve bu kapsamda ekonomi, teknoloji ve enerji alanlarında çok önemli stratejiler ve girişimler gündeme getirmek zorundayız. Ancak bu sürecin başarılı olabilmesinde, kent paydaşlarının-yerel yönetimler, şirketler, sivil toplum kuruluşları, odalar, akademi ve vatandaşların-iş birliğine dayalı bir “kent ittifakına”girmiş olmamız gerekiyor.

İzmir’in, İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu için 377 şehir arasından seçilmesi,

ayrıca 100 şehir içinde “sıfır karbon hedefine ulaşmayı” hedeflemesi, bizim İzmir Yeni Avrupa Bauhaus girişimini de hayata geçirme kararlılığımızda, ciddi bir ivme kazandırdı. Doğal olarak amacımız da; çevresel bozulmanın oluşturduğu tehditlere karşı dayanıklı bir şehir haline gelmeliydik, diğer şehirlere de liderlik ederek ilham olmalıydık.

Eğer, “İzmir Yeşil Şehir Stratejisi”ni yaşam biçimine bağlayarak İzmir’in yeşil dönüşümünde, mimarların, sanatçıların, mühendislerin, tasarımcıların, öğrencilerin ve vatandaşların iş birliğini sağlama şansımız olursa, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir geleceği de tasarlayabilirdik.

NASIL YAPACAĞIZ VE HEDEFİMİZ NE OLMALI?

Bir “HAREKET”ten bahsediyoruz, hatta bir davranış değişikliğinden. Bir tüketim toplumu içinde yaşarken, birden sizlere “DUR” diyoruz, yapmamalısın, değişmelisin diyoruz. Tahmin edersiniz ki, bu çok zor bir konu. Sadece işimizi kolaylaştıran motivasyon, bu değişime inanan kişilerin ve kurumların bulunmasıydı.

Bizim de Meneviş Hocamız ile ilk çaldığımız kapı Ege Sanayici İş İnsanları Derneği (ESİAD) oldu. Duygularımızı anlattık, bu hareketi İzmir’de başlatmak istediğimizi söyledik. Bizi dinlediler ve bize inandılar. Yapın programınızı, yanınızdayız Avrupa Birliği Delegasyonu ile birlikte dediler. Şaşkındık, bu bir mucizeydi ve biz başladık tam bir ay sürecek olan bir programı tasarlamaya.

1-22 Aralık tarihleri arasında başlayan programda; çevre dostu materyaller üretelim: Atıktan biyoplastiğe, geri dönüştürülmüş tekstil ürünlerinin yolculuğu, geçmişten bugüne unutulan zanaatlar, sürdürülebilir bir yaşamı nasıl tasarlayabiliriz, yenilenebilir enerji kaynaklarının avantajları, kültürel mirasın korunması ve tarihi alanlara onarıcı yaklaşımlar, glütensiz beslenme, sürdürülebilir tarım, geleceğin döngüsü: Sürdürülebilir ve kollektif tasarım süreçleri, sürdürülebilir yaşamda organik tarımın yeri, spor ve sürdürülebilirlik, güzel sanatların etkisi, edebiyatın çevre ve gelecek taayyülüyle ilişkisi derken sürdürülebilirliğin olduğu her alanda paneller ve atölyeler oluşuverdi.

Artık bunu bir festival ile tamamlamak gerekiyordu. Tüm paydaşların bir araya geldiği ve söz sahibi olup, ses verdikleri. Bunun için de, Bornova Belediye Başkanı’nın desteğini alarak, bir omzumuzu arkaya yasladık.

Başarmıştık, başlatmıştık.

İzmir Yeni Bauhaus Hareketi ile yeşil dönüşümde, kentin bu dönüşüme geçişinde bir farkındalık yaratmanın mümkün olabileceğini gördük. Hatta bunu nasıl yapacağımızı keşfetmiş olduk. Artık yola çıkılmıştı, geri dönüşü yoktu. Zaten olmamalıydı da.

Bu dünyanın geleceğini düşünen, katkıda bulunmalıyım diyenler için, bir YOL açılmıştı. Umarım bu sese kulak veren, tüm İzmirliler için, yeni Avrupa Bauhaus Hareketi ilham olur ve projeler sunar. Çünkü tek başına bir yeşil dönüşümü başlatmak, hiç kolay değil…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Meltem Onay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket Urla Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler