Yerel seçimlere giderken: İzmir, siyaset ve adaylar

Siyaset, kelime kökeni itibariyle hayvanların tımar edilmesine dayanır. At bakım ve eğitimi işi anlamına gelir. 20. yy. başlarından itibaren siyasi parti işleri anlamını kazanmıştır (Kaynak: Nişanyan Etimoloji Sözlüğü, Siyaset kelimesi).

Kelimenin kökeni, belli bir özneye bir işi yaptırmayı öğretmek anlamına gelir. Nihayetinde kelimenin kazandığı son anlam, yani siyasi parti işleri de topluma belli bazı işleri yaptırmak için toplumu örgütlemekle alakalıdır.

Kısacası siyaset, yönetmek, yönlendirmek ve vizyon ortaya koyma işidir. Belki bu nedenle siyasetçiler hep takip edilir ve ne yaptıkları ilgiyle izlenir. Nihayetinde siyasetçiden beklenti, ortaya vizyon koymasıdır. Bu vizyon, sıradan insanın anlam düzeyinin üstünde olacaktır, öyle olmalıdır. Bu vizyona doğru toplumu yönlendirme işi siyasetçinindir.

Modern öncesi zamanlarda siyasetçi yani devlet adamı, tanrısal bir hikmete mahzar olmuş olarak kabul edilir. Örneğin Osmanlı’da devletli olmak, talihli olmak da demektir. Yani devlet işine girmiş kişi, tanrıdan bir müjde almıştır. Lakin zamanla bu anlayış değişmiştir. Toplum Sözleşmesi kuramına uygun biçimde anlayış farklı bir hale bürünmüş ve siyaset işi bireyleri aşan bir kamusal aklın takibi olarak algılanmıştır. Artık tanrısal hikmet yerini, toplumun genel çıkarlarını ve faydasını anlama işine bırakmıştır. Bu genel fayda ve çıkar ise neticede kamusal akıl ile kavranır. Bu kamusal akıl, bireylerin bir araya geldiği toplumsal ortamdaki tartışmayla ortaya çıkacaktır. Siyasetçi de bu tartışmayı yönlendirecek kişidir.

Yani geldiğimiz noktada siyasetçi, bireylerin tek başlarına ortaya koyamayacakları vizyonu, toplumsal ortamdaki tartışmalar vasıtasıyla kavrayıp, anlayıp, eyleme geçirtecek kişidir. İşte demokrasi de burada yerini bulur. Yani demokrasi, sandık seçimleri vasıtasıyla ve meclislerdeki tartışmalarla, toplumun geleceğine yön verme, toplumu anlayıp iyi işlere yelken açmayla alakalıdır. Başka bir ifadeyle demokrasi, kamusal aklın ortaya çıkması için bir alan, fırsattır.

Ve nihayetinde de demokrasi sahneye çıkıyor tekrardan. Şimdi yine seçim var önümüzde. Bu seçimlerden toplumun beklentisi ise vizyon ortaya koyan, toplumu iyiye yönlendiren liderler görmek önünde.

İzmir’de de bu genel beklenti en güçlü haliyle hissedilmekte. İzmir Büyükşehir Belediyesine kim aday olur tartışmalarına bakalım; İyi Parti adayı Ümit Özlale, mesleğinde yetkin ve bu mesleki bilgisi ile kamusal aklı kavramak noktasında siyasi mesai harcamış birisi. İyi Parti’de genel seçim süreci dahil olmak üzere ortaya konan projeler iddialı vizyonlardı, Ümit Hoca’nın buradaki etkisi mühimdi. AK Parti’nin de kendi zaviyesinden proje odaklı bir adayı ortaya çıkaracağına kuşku yok. Peki CHP? Sanırım, Tunç Soyer ya da bir başkası, CHP’nin işi İzmir’de bu sefer kolay olmayacak. En azından aday adaylarından güçlü vizyonlar görmek isteyecek halk.

İlçe belediye başkanlıkları ve meclis üyelikleri için ise CHP’nin eli daha kuvvetli görünmekte. Örneğin Karabağlar belediye başkanı aday adaylarına bakalım. Bir önceki dönem Milletvekili Bedri Serter, Karabağlar Belediye Meclisinde başarılı bir dönem geçiren Can Ersoy ve diğer adaylar ile güçlü bir aday adayı havuzu göze çarpıyor. Urla’daki aday adaylarının bolluğu ise dikkatle takip ediliyor. Urla’da bir önceki başkanın görevden alınıp kayyum atanmış olması, sanırım dikkati daha da arttırmakta. Bornova’da ise kadın bir aday, Helil Kınay’ı anmadan geçmemek lazım. Burada bir not; bir adayın kadın olmasını özellikle belirtmek zorunda kalmayacağımız, temsilde eşitlik ve adaletin sağlandığı günleri görelim diliyorum.

Belediye meclis seçimlerinde de dikkatleri üzerine çeken adaylar var. Örneğin Çeşme’den aday adayı olan genç avukat Fırat Çelik. Çelik, sivil toplum çalışmaları vasıtasıyla yakından tanıdığım bir vizyoner. İşini hakkıyla yapmak isteyen genç bir idealist. Siyasette sayılarının artması, kamusal aklın faaliyete geçmesi için elzem.

Burada elbette bazı başka isimler de anılabilir. Lakin maksat hasıl olmuştur diye düşünüyorum. Nitekim meramımız şudur; siyasetçilerin adaylık ve ardından makama gelmelerindeki kıstas, kamusal aklın peşinden giden, toplumu ciddiye alan ve nihayetinde çalışmak için makama gelip, vizyon ortaya koyma derdi olan kişileri bulmak olmalı. Yoksa, partilerin kapalı devre koridorlarında adaylık pazarlıkları ile bu işi çözeriz diyenler, sonuçta makama gelseler de ülkeye yazık etmekteler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Özgün Kabacaoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml