Yeni yıl mesajı

İnsanların hayatında, bazı günler özeldir. Bu her kişiye göre değişir. Geleneksel bayramları sevenler, evlilik yılları ya da çocuklarının doğum günlerini sevenler olabilir. Ama bazı kişiler vardır ki, doğum günlerini ve yeni yıl kutlamalarını daha çok sever. Ben de böyle düşünenlerdenim.

Aslında önemli olan, hangisi daha özel ya da güzeldir değildir mesele. Bugünlere yüklediğimiz anlamlardır. Önemli olan bu özel günlerin, kişiye yansıttığı enerji ve motivasyondur. Bu yazımla sizleri, yeni bir yıla hazırlamak için yazmıyorum. Sadece benim için neden iki önemli günün, bana verdiği ilhamı aktarmak için paylaşıyorum. Çünkü biliyorum ki; sevgi ve bilgi paylaşıldıkça çoğalır ve anlam bulur.

Bir araştırma yapılmış yıllar önce. İnsanların “kendilerini bulma ve keşfetme yaşları acaba hangi yıllardır diye?” yanıtlar oldukça ilginçmiş. Bazı insanlar çok erken yaşlarda, bu dünyaya neden geldiklerini tanımlayabiliyormuş. Ancak çoğu kişi, bunu çok geç anladıklarını ve işin işten geçmiş olduğunu söylemiş. Bu gerçekte acı bir durum. Bunun nedeni belki, ülkelerde verilen eğitim sistemi olabilir, ya da aile içinde bizleri bir “birey olarak” kabul etmelerinin zaman alması olabilir. Ama bir gerçek var ki, “zaman kavramı” herkese göre değişiyor. Geç de olsa, bulmak ve yaşamı anlamlı kılmak her birimizin kendi elinde…

Kişisel gelişim konuları ile ilgilenmeye başladığım zamandan bu yana, birey olarak da kişisel gelişimime çok önem verdim.. Ve bu süreçte birey olarak eşsiz olduğumu fark ettim çünkü esasında her birimiz sahip olduğumuz özgün geçmişimiz, karakterimiz ve özelliklerimiz ile benzersizidir. Bu şu anlama geliyor: “Sadece bize özel yeteneklerimiz var” bir diğer ifadeyle

kimsede olmayan özellikler. Bazılarımız sosyal alanda beceri sahibidir, diğer bazılarının işlem yapma veya matematik yeteneği gelişkindir. Nitekim günümüzde, zeka üzerine çalışmalar, farklı yeteneklere işaret ederek, sosyal zeka, duygusal zeka gibi kavramlar kullanmaktadır. Az ya da çok değil, sadece kendine has özellikler. Bunu bilmek ise bizlere şunu anlatıyor. Sahip olduğun tüm bu özellikleri sev, değiştirmek ya da başka biri olmak için uğraşma. Bu nedenle de, “doğum günümü” çok seviyorum. İnsanın kendisi ile barışık olması güzel bir duygu. Her zaman gelişime açık oluyorsun. Kendi eksik bulduğun ya da zayıflık diye gördüğün huylarını güçlendirmek için çaba gösteriyorsun. Bu yolculuk, daha yapıcı, daha pozitif duygulara sahip olmana yardımcı oluyor. Hatta başka birileri ile rekabet etmekten ziyade, kendin ile mücadele ediyor, bir gün öncesinden daha kararlı oluyorsun. Hedeflerini koyabiliyor, buna ulaşmak için daha heyecanlı ve istekli olabiliyorsun. Gelelim, yeni bir yıla başlamak neden çok önemli?

Klasik bir söz vardır. Bir eyleme başlarken, kendimize bir gün koyarız ve bu genellikle “pazartesi” olur. Gerçekten başlarız da. Ama nedense, haftanın ortasında, ya başaramayacağımıza karar veririz, ya da yolumuzun çok uzun ve zorluklar ile dolu olduğunu görürüz. Birden paniğe kapılır, bu hafta değil de, haftaya başlarım deriz. Bu sıkıcı bir durumdur, koyduğumuz hedeflere ulaşamamak ve bunun getirdiği hayal kırıklıklarını tekrar tekrar yaşamak. Bu nedenle, ben, bu tuzağa düşmemek için, daha kolay bir yol buldum. Belki

küçük hedefler koydum, belki de pazartesi gününü her daim daha çok sevdim. Koyduğum her küçük hedef, ben de pişmanlık yaratmadı, tam tersine başarılı olamadığımda, kendi kendime “acaba nerede hata yapmış olabilirim” sorusunu kendime sormama yardımcı oldu. Deneyimlerimi sevdim. Bunlardan ders almayı da… Her yeni küçük hedef, büyük hedefe ulaşmak için aslında bir yolculuktur. Bu nedenle de, yeni bir yıla girerken, gideceğim yeni yolu, sevgiyle karşıladım. Sürprizlerin beni beklediğini düşündüm. Umudun ve hayallerin,

hayatımı beslediğini öngördüm ve yaşamayı sevdim, yaşadığım insanları oldukları gibi kabul ettim. Onların, farklı özelliklerine hayran oldum. Takdir ettim. Birlikte neler yapılabileceğimi düşündüm.

Ve şimdi, yeni bir yıla giriyoruz hepimiz. Umutları ile, tutkuları ile… Tam 365 gün bizi bekliyor. Kısacası, yeni sayfalar açmak için pek çok fırsatımız var. Ve bu fırsatlar, hepimiz için de eşit düzeyde. Ne birimizin fazla, ne de eksik.. Önemli olan bu fırsatları görebilmek. Bunun için, önce kendimize dönmemiz, ne gibi yetkinliklerimiz, deneyimlerimiz var; bunları görebilmek ve değerlendirebilmek. Doğal olarak, ülke şartlarını ve ekonomik durumumuzu reel olarak görebilmek. Hedeflerimizi yeniden gözden geçirmek ve şimdiye kadar neler yaptık, hangi konularda başarılı adımlar attık, nerelerde veya hangi kişiler ile iletişim kurarken hatalar yaptık. Sonra hızlı bir kararlılıkla, derin bir nefes alarak, bize sunulan 365 günü planlamak. Kolay değil biliyorum ama, başka şansımız yok ki…

Her şey kendinde başlıyor, başkasının değişmesini beklemek yerine, kendi değişiminizi yaratan olmak. İnanın, bunu yapmaya başladığınızda, önce kendiniz ile gurur duyuyor olacaksınız ki, bu sizi zaten başarıya ulaştıracaktır.

YOLUNUZ AÇIK OLSUN…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Meltem Onay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler