Hasip Bey hayat arkadaşını buluyor

Hasip Bey hayat arkadaşını buluyor

Hasip Bey'in müthiş hayat öyküsünü aktarmayı bu hafta da sürdürüyoruz. Geçen bölümde okuduğunuz gibi Hasip Bey İzmir'e geldikten sonra Göztepe'deki metruk kiliseyi fark eder ve orayı kiralayarak sepet çiçek eğitimi veren bir okula dönüştürür.

Dördüncü yıl sonunda yine Göztepe'de okula bağlı evlerden birinde açılan sergide oda takımları, çeşitli el sepetleri, dikiş sepetleri, doğal çiçeklerin pek çoğunun yapma taklitleri, elbiseleri süsleyen fantezi çiçekler güzel bir sunumla sergilenir. Sergi başarılı geçer. Hem çok satış olur, hem de birçok sipariş alınır.

Ancak Hasip Bey'in onca sıkıntıdan sonra biraz rahatlayacakları düşüncesi çabuk yıkılır. Çünkü maliye memurları yakasına yapışır. Memurlar "Siz dört yıldan bu yana burada satış yapıyor, kâr ediyorsunuz, ancak devlete vergi vermeniz de gerekir" savı ile hem olması gerekenden fazla vergi tahakkuk ettirmekte hem de geçmiş yılların vergilerini de cezalı olarak istemektedir. Hasip Bey "Yapmayın, burası okuldur. Burada yoksul çocuklara bakılmakta, sanat öğretilmektedir diye çırpınırsa da meram anlatmayı başaramaz. Okuldaki bütün depolara haciz konulur.

Bu olay Hasip bey'in dayanma gücünü aştığından yaşadıklarını tüm açıklığı ile Maarif Vekâletine yazar. Bir zaman sonra Maarif Vekâle­tinden bin, İktisat Vekâleti'nden de birkaç bin lira nakdi yardım gelir. Fakat borç büyüktür ve öyle bir iki bin lira ile kapanacak gibi değildir. O sırada bakanlık görevini Mustafa Necati Bey sürdürmektedir.

Kendisi de İzmirli olan ve Altay Spor Kulübünün kurucuları arasında bulunan Mustafa Necati Bey 20 Aralık 1925 tarihinde atandığı Milli Eğitim Bakanlığı görevinde iken birçok önemli atılımların yapılmasını sağlar. Sözgelimi Talim ve Terbiye Kurulu’nun kurulması, ilkokuldan üniversiteye kadar eğitime tüm kademelerde işlerlik kazandırılması ve Cumhuriyetin ilkeleri doğrultusunda yeni baştan yapılandırılması, köylere kadar yaygınlaştırılması, öğretmenlik mesleğinin ve öğretmenlerin önemsenmesi, müzelerle ilgili düzenlemeler, arkeolojik kazılara önem verilmesi, Anadolu’da Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemi kitabelerinin derlenmesi çalışmaları gibi çok önemli uygulamalar hayata onun döneminde geçmiştir.

O dönemde İzmir Belediye Başkanlığı koltuğunda da Aziz Bey (Akyürek) oturmaktadır. Mustafa Necati Bey, Aziz bey'e bir mektup göndererek "Hasip Bey'in kurduğu okula yardım edilmesini ve mümkünse İş Bankası'ndan da kredi sağlanmasını" önerir. Bu arada İzmir Valisi Kâzım (Dirik) Paşa da çırpınmakta ve valili özel idaresinden ufak tefek de olsa yardımlarda bulunmaktadır. Ancak yine de sorun çözülememektedir. Deyim yerindeyse delik büyük ancak yama küçüktür.

Öte yandan okulda üretilen malların kalitesini gören bazı girişimci iş adamları bu işten elde edilecek kâra ortak olmak üzere sermaye koymak isterler. Ancak şartları vardır. Okulun yalnızca ticari amaçla çalışan bir kuruma dönüşmesini isterken; acemi çocukların eğitilmesini, kimsesiz ya da engellileri korumak gibi sosyal amaçlardan tamamen uzak kalınmasını istemektedirler. Hasip Bey'in buna yanaşmayacağını görünce de, sermaye koymak işinden vazgeçerler.

Bu olumsuz gelişmeler sırasında kısmetleri çıkan Hasip Bey'in kız kardeşlerinden Sabiha Hanım evlenir, küçük kız kardeşi Hasbiye Hanım'da sözlenmiş gibidir. Ancak Hasip Bey'in yaşı otuz beşine vardığı hal­de, işlerin bir türlü yoluna girememesi nedeniyle ev­lenmeye karar verememektedir.

Hasip Bey bu arada müthiş Atatürk hayranıdır. En sıkıntılı zamanlarında, kendisine çıkar bir yol bulamayınca. Gözünün önüne Atatürk'ü getirmekte ve onun ülkeyi düş­manlardan temizlemek, milleti benliğine kavuşturmak için karşılaştığı bin bir güçlük, çeşitli baltalama ve hıyanete göğüs germe hususunda gösterdiği engin cesaret, sabır ve azmi düşünmektedir. Böyle anlarda kendi kendine "Biz de onun evlâtlarıyız, onu örnek alarak biz de kendi çapımızda sıkıntılara, hatta saldırılara göğüs gererek küçük de olsa bir şeyler başarmaya çalışmalıyız" demektedir.

Okul olarak kullandıkları eski kilise binasının ikiz çan kuleleri vardır. Bunlardan birinde de dört taraflı enfes manzarası olan küçük bir oda bulunmaktadır. Hasip Bey bir gün odayı temizleyip düzenleyerek kullanılacak hale getirir ve kendisine ya­tak odası yapar.

Tam o günlerde Atatürk'ün İzmir'e gelmesi beklenmektedir ve Gazi eşi Lâtife Hanım'dan henüz iki ay önce boşanmıştır. Bu nedenle bu gelişinden itibaren İzmir'e tüm gelişlerinde, evliyken kaldıkları Uşakizade Köşkü'ne bir daha uğramayacak ve Kordon'da günümüzde Atatürk Müzesi olarak kullanılan dönemin Naim Palas'ında kalacaktır. Bina'nın Gazi'ye yakışır bir konaklama mekânına dönüştürülmesi sırasında okula gelerek, Hasip Bey üretimi olan ve daha önce okulun sergisinde ziyaretçiler tarafından pek beğenilen hasır koltuk ve sehpa takımlarını almışlardır.

Atatürk, deniz yolu ile geldiği Mudanya'dan geçtiği Bursa'da iki hafta kalır. Ardından Balıkesir, Akhisar ve Manisa'ya da uğradıktan sonra 11 Ekim 1925 Pazar günü İzmir'e gelir. Geldiğinin ertesi akşamı kilisenin kapısı şiddetle çalınır. Kapıyı açan Hasip Bey, karşısında polisleri görünce heyecanlanır. Polislerin "Gazi Paşa'nın kendisini beklediğini" söylemeleri üzerine heyecanı daha da artar. Akşamın ilerlemiş saatinde çağrılmanın hayra alamet bir şey olmadığını düşünmektedir. Polisler Hasip Bey'i araçlarına alarak Kordon'un yolunu tutarlar.

Aracı karşılayan görevliler kendisini Gazi'nin kullandığı ve hasır takımın olduğu odaya götürürler. Artık Atatürk'ün karşısındadır.

Gazi, başını kaldırır ve sorar. "Hasip Bey sen misin?"

"Evet"

Cevaptan mutlu olan Atatürk Hasip Bey'in hemen yanındaki koltuğa oturmasını ister. Odadaki diğer hasır parçaları göstererek "Bunları sen yapıyormuşsun, öyle mi?" der. Hasip Bey "Evet, paşam. Ben yapıyorum." cevabını verince Gazi o güne kadar yaptığı çalışmalarla ilgili birçok soru daha sorar.

Atatürk, biraz durakladıktan sonra "Hasip Bey, ben bu millete şapka giydireceğim. Hasır işleriyle uğraştığına göre, hasır şapka da yapabilir misin?" der.

Hasip Bey'de cevap hazırdır: "Elbette paşam. Gerekli makine, alet ve malzeme getirildiği takdirde hasır şapka da, fötr şapka da yapılır."

Gazi, aldığı cevaptan çok mutlu olmuştur. Hasip Bey de Atatürk ile ilk karşılaşmasından mutlu ayrılır. Sonraki yıllarda Atatürk ile yeniden karşılaşmak, konuşmak fırsatını yine bulacaktır. Atatürk, kendisi için her zaman tükenmez bir ilham ve enerji kaynağı olur.

Haftalar geçtikçe okulun çiçekçilik bölümü de oldukça gelişir. Artık yalnız küçük kız çocukları değil, genç kızlar ve evli kadınlar da derslere devam etmektedir ve içle­rinde gerçekten çok başarılı olanlar vardır. Okulu artık tüm İzmir öğrenmiştir. Buket ve çelenk hazırlamak, herhangi bir kutlama için salon süslemek gibi işler nedeniyle ilk başvurulan yer Göztepe'deki okul olmaktadır. Her yıl düzenlenen büyük Hilâliahmer Balosu için Hükümet konağının salonla­rı okulun çiçekçilik bölümü elemanları tarafından süslenmekte ve yine her 9 Eylül'de yapılan geleneksel korteje katılacak kuruluşlara ait arabaların düzenlenmesi ve süslenmesi de okul tarafından yapılmaktadır.

Hasip Bey bu vesilelerle birçok değerli genç kadın ile tanıma fırsatını bulmakta ve kendine uygun bir eş seçmeye çalışmaktadır. Ancak aradığı kişinin feragat sahibi ve hayatının güçlüklerine katlanacak ve işlerinde onu destekleyecek nitelikte olması gereklidir. O güne kadar da aradığı niteliklere sahip bir genç kadın da karşısına çıkmamıştır.

Derken kız kardeşi Hasbiye Hanım, kendisine Amerikan Kız Koleji öğretmenlerinden Ayşe Pertev Hanım'la tanışmasını önerir. Bunun için de bir fırsat doğar. Amerikan Kız Koleji'nde dağcılık çalışmaları yapan bir grup vardır. Bir hafta sonunda Hasip Bey'in okulunda oluşan bir grup da onlara katılarak Balçova'dan çevredeki en yüksek nokta olan Kızıldağ'a tırmanırlar. İşte o gün Hasip Bey, Ayşe Hanım'la bol bol konuşmak, kendisini yakından tanımak fırsatını bulur.

Babası İzmir'in tanınmış avukatlarından Hasan Pertev Bey olan Ayşe Hanım, ilkokulu Göztepe'deki Fransız Mektebi'nde yapmıştır. Birinci Dünya Savaşı'nın patlaması sonucu bu okul kapanınca, İzmir'deki Alman Mektebi öğrencisi olur. Okulu bitirdikten sonra Almanya'da yaşayan ağabeyi kendisini alarak Almanya'ya götürür ve orada Alman Kız Öğretmen Semineri'ne üç yıl devam eder ve Alman ilkokullarında öğretmenlik yapacak diplomayı alır. Almanya'da okullarda iki yabancı dil eğitimi birden verildiğinden ayrıca İngilizce'yi de öğrenir. Çocuk psikolojisi, öğretim, okul yönetimi işlerine gönlü yatkın bir genç kadındır. Ayrıca Pocker T. Washington'un "Kölelikten Kurtuluş" adlı biyografisini İngilizce'den Türkçe'ye çevirmiştir. Eğitim dünyası ile önemli ilgisi bulunan bu kitap dilimize kazandırıldıktan sonra bütün okul kütüphanelerine tavsiye edilirken, Milli Eğitim Bakanlığı da Ayşe Hanım'ı takdirname ile ödüllendirmiştir.

Hasip Bey'in daveti üzerine okula gelen Ayşe Hanım, Hasip Bey'in yaptıklarını çok beğenir ve takdirlerini bildirir. Gezdiği sergiyi de çok beğenir. Hasip Bey arkadaşlıklarını ilerletmek için, Viyana'da pratik olarak öğrendiği Almanca'yı geliştirmek için kendisinden ders vermesini rica eder. Ayşe Hanım da kendisinden çiçek dersi almayı isteyince konu hallolur. Öte yandan grup gezilerine de devam etmektedirler. Arkadaşlıkları ilerler ve hayatlarını birleştirmeye karar verirler.

Sessiz sedasız, düğünsüz derneksiz bir nikâhla eş olurlar.

Nikâhtan hemen kolları birlikte sıvayıp çalışmaya başlarlar.

Artık, hayat yolunda el ele birlikte yürüyeceklerdir.

Yazıya eklediğim fotoğrafta Hasip Bey'in hasır koltuklarının kullanıldığı yapı olan günümüzün Atatürk Müzesi'ni fonda kullanırken, Göztepe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ni ziyaretimde incelediğim ve bu güne kadar korunmuş hasır koltuklardan birini görüyorsunuz. Atatürk için Hasip Bey'den alınan koltuk takımı içinde buna benzer bir parça var mıydı acaba?

Hasip Bey'i anlatmayı haftaya da sürdüreceğiz. Sağlıkla kalın...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Ürük - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler