Paris Luvr müzesinde Stendhal şoku yaşadım!

Doğru literatürü “Stendhal sendromu” ama ben şok kelimesini tercih ettim. Çünkü şu anda gerçekten şok içindeyim.

Benim rahatsızlığım, hastalık sendromum “hiperkültüremi” tam bir kültür şoku aldım. Hani elektroşok gibi. Gerçi artık birçok sendroma, psikolojik etkiye hastalık gözüyle bakılmıyor, kişisel duyarlılık ve kişisel özellik gözüyle bakılıyor.

Fransız realist romancı Stendhal, hani bizim Kırmızı ve Siyah, Parma Manastırı romanlarından tanıdığımız yazar, bir gün İtalya’da Floransa’yı ziyaret eder. Bir bazilikayı gezerken, -hani kral sarayı veya mahkeme binası da olan tarihi muhteşem yapılar- buradaki freskleri gördüğünde anlatılması güç bir duygu yoğunluğu hissettiğini yazdı. Sonraki yıllarda psikiyatrlar bu sendromu şöyle tanımladılar: “Hızlı kalp atışı, baş dönmesi, baygınlık, şaşırma ve hatta halüsinasyona sebep olabilen bir psikosomatik rahatsızlıktır. Bu sendrom, özellikle kişinin sanat eserlerinin bolluğu veya ihtişamı ve güzelliği karşısında kendinden geçme hâlinde görülür.”

Vayy be ne tanım! Ama doğru tanım. Ben de Valencia, Madrid ve Paris gezimde o kadar çok bazilika, kilise, köprü, müze, yazarevi gördüm ki, o kadar çok resim, heykel, tarihi eser gördüm ki kültürel şok içindeyim.

Eskiden “çok gezen mi çok bilir, çok okuyan mı çok bilir” diye okulda münazara konumuz olurdu ve herkes yanıt olarak “her ikisi de” derdi. Bir de “yediğin içtiğin senin olsun, gezip gördüğünü anlat” derlerdi. Eh ben de sizi de şoka sokarak anlatmaya başlayayım!

Paris Luvr müzesinde Stendhal şoku yaşadım!


***
Fransa’nın başkenti Paris’te Luvr (Louvre) Müzesi'nde İzmir-Bergama’dan kaçırılan “Bergama Küpü’nü buldum!
Bergama Belediye başkanlarından araştırmacı-tarihçi-yazar Sefa Taşkın, Bergama’dan Berlin’e kaçırılan ‘Zeus Sunağı’nın yıllardır öz evine, vatanına dönmesi için mücadele veriyor. Binlerce tarihi eser sergilenen Luvr Müzesi'nde gezerken birdenbire, aniden, şok olarak, önce farkında olmayarak, farkedince adeta bayılarak, dilim tutularak gördüm ‘Bergama Küpü’nü! Ben de şimdi sevgili Sefa Taşkın gibi Bergama Küpü’nün peşindeyim. (Küpün bir maketi Bergama Ticaret Odası girişinde sergileniyor. Bir gün aslı da gelir.)

Önce Anadolu'dan, İran’dan, Mısır’dan, Yunanistan’dan, İtalya’dan alt tarafı taş diye alınıp kaçırılan tarihi eserleri hayranlıkla gezerken bir taraftan da cep telefonumla fotoğraf çekiyordum. Abartısız söylüyorum, Luvr Müzesi'ni bir günde gezemezsiniz. Cam piramit simgesiyle görselleştirilen Sen Nehri kıyısındaki Luvr, 8 farklı bölümden oluşuyor. Luvr’da 500 bine yakın eser bulunduğu, bunlardan 380 bin tanesinin sergiye hazır olmasına rağmen 35 bininin sergilendiği söyleniyor.

Ben işte bu 35 bin eser arasından Bergama Küpü’nü buldum! Fotoğraf çekiyorum ve pat, yüksek lisans nedeniyle Erasmus yapan kızım ince gözlemiyle hemen her heykelin yazısını okuduğu anda dikkatimi çekiyor!

Paris Luvr müzesinde Stendhal şoku yaşadım!

Ve evet fotoğrafını gördüğünüz bu küp tarihi gerçek gizlenmeden Bergama’dan getirtildiği yazıyor. İşte oradaydım, elimle taşın yontulmuş kıvrımlarına dokundum demek için foto çekiliyorum, özçekim-selfi yapıyorum.

Rivayet odur ki, ki gerçekliğin yeniden anlatımıdır o rivayet dediğimiz hikayeler, işte bu Bergama Küpü’nü bir çiftçi üç küp olarak bulmuş. İçleri altın dolu. Milattan Sonra 2’nci yüzyıla tekabül eden Roma dönemi eseri olarak belirlenmiş. Zamanın Padişahına haber verilmiş ve küpler Bursa’ya götürülmüş. Altınlar hazineye aktarılmış. Üç küpten ikisi, uzun olanları alıkonmuş, işlemeli olanı köylüye geri verilmiş.

Köylü Bergama’da bir hamam işletmektedir ve küpü hamama kor. Küplü Hamam namıyla ünü yaygınlaşır. Ve 18’inci yüzyılda Fransız gezginler küpü görüp hayran kalırlar ve satın almak isterler. Küpü bulan köylünün torunları satmazlar. Bunun üzerine Fransızlar Padişah’tan isterler. Padişah emriyle küp Fransa’ya verilir.

Paris Luvr müzesinde Stendhal şoku yaşadım!

Diğer iki küpü merak ettiniz, değil mi? Merak edin biraz, yerini söyleyeceğim, ama önce siz de benim gibi şoka gireceksiniz, ayılıp bayılacaksınız, hiperkültüremi hastalığına muzdarip olacaksınız, ondan sonra yazacağım.

Not: Diğer iki küp nerede? Luvr Müzesi'nde daha neler var? Viktor Hugo’nun evine gittim mi? Nasipse yazarım artık.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Birol Keskin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler