Çağdaş eğitim değerlidir

Bilge önderimiz Atatürk’ün değerlerini, ilkelerini ve devrimlerini benimseyen, insan haklarına saygılı, sorumluluk sahibi, tüm insanların barış ve mutluluğunu hedefleyen erdemli bireyler yetiştirmeyi amaç edinmeliyiz. Dünya ile uyum becerisi yüksek, çalışkan, üretken, teknolojiye adapte olabilmiş bilim insanları yetiştirmek ancak çağdaş eğitim ortamı sağlayarak, bilimsel kültürü özgür düşünce ortamı ile yaygınlaştıracak etkinlikler planlayarak mümkündür.

Siz de bazen bu anlayışlardan uzaklaşmaya başladığımızı ve adımlarımızın yönünün değiştiğini; Atatürk’ün fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillerine ‘En Hakiki Mürşit İlimdir, Fendir’ demek yerine kalıplaşmış ve dogmatik anlayışların yerleştirilmeye çalışıldığını düşünüyor musunuz? Bilimsel bilgiyi ön plana çıkaran, yaratıcılığı destekleyen sanatsal, sosyal ve kültürel etkinliklere önem veren bir eğitim anlayışı ile uluslararası çapta yetkinleşen nesiller hedefinden iyice uzaklaşıp değerli yalnızlık kılıfına hapsolmuş, kendi gibi olmayana uzak nesillere mi evrileceğiz diye kaygılanıyor musunuz?

3 Kasım 2021’de ÇEDES, Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ adlı İşbirliği Protokulü Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretim ve Temel Eğitim Genel Müdürlükleri, Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından imzalandı. Kısaca ÇEDES olarak tanınan protokole baktığımızda özet olarak, eğitim kurumlarında ve gençlik merkezlerinde, temsilci öğretmenler tarafından gönüllülük esasına bağlı olarak öğrencilerin Değerler Kulübü adı altında bir araya getirilmelerinin sağlanacağı ve bu öğrencilerin değerler eğitimi adı verilen faaliyetlere tabi tutulacakları anlaşılmaktadır.

Peki nedir bu değerler? Özgürlük, eşitlik, adalet, demokrasi, hakça paylaşım, farklılıklara saygılı olma gibi bütünleyici evrensel erdemlerle yetiştirmeyi amaçlayan bir eğitim mi yoksa kindar ve dindar nesiller yetiştirme hedefi ile belirlenen değerler mi? Değerler eğitimi adı altında sunulan yeni reçete, eğitim sistemimizde olmayan neyi vaad etmektedir? 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununa göre Türk milli eğitiminin genel amacı Atatürk inkilap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirilmek şeklinde belirlenmiştir. Ne olmuştur da Diyanetin de içinde olduğu bir değerler eğitimine ihtiyaç hasıl olmuştur?

İmamların, müezzinlerin, vaizlerin; sadece iki yıllık önlisans ilahiyat eğitimi almış kişilerin manevi danışman olabildiği ÇEDES’te rehberlik öğretmenleri bir kenara itiliyor. Pedagojik formasyon almış yüzbinlerce öğretmen atama beklerken, öğretme görevini yerine getirmek üzere bambaşka nitelikteki insanlar seçiliyor. Her ne kadar faaliyetlere katılacak öğrencilerin gönüllülük esasıyla ve veli onayıyla belirleneceği ifade edilse de gerek toplumsal baskılar ile ötekileştirilme korkusu gerekse etkinliklere katılan öğrencilere sağlanan ayrıcalıklar fiili durumu bambaşka hale getirmektedir.

Değerler eğitimi faaliyetlerinin yürütülmesinde manevi danışmanlara destek olacak, Diyanet Gençlik Merkezlerindeki çalışmalarda yer alacak ve en az iki kız, iki erkekten oluşacak rehber öğrencilerin seçimi konusunda belirsizliklerin bulunması, açık kurallara yer verilmemesi düşündürücüdür. Bu durum, tarikat ve cemaat yapılanmalarındaki abi abla tipi yapılanmaları anımsatmakta ve kaygı yaratmaktadır.

Sınırların kalktığı dünyamızda insanlığın en büyük ihtiyacı farklılıklarla zenginleşme kapasitesini geliştirmektir. Bunun için tek tiplikten uzak, bizim gibi olmayanı dışlayan değil birleştiren, kutuplaştıran değil kucaklaştıran bir anlayış gerekir. Değerleri sınırlayan, evrenseli boşlayan bir eğitim sistemi yalnızlığa ve yoksunluğa taşır. Ancak farklı kültürlere, farklı görüş ve düşüncelere açık yetişen kimseler bütünleyici bakış açıları ile insanlığa, topluma ve kendilerine fayda sağlayabilirler. İnsanların barış ve mutluluğu ancak böylelikle mümkün olur. Global dünyada ihtiyacımız olan empati, anlayış ve farklılıklara saygıdır.

Ülkemizdeki Barolar, Velider, Eğitim-Sen ve daha birçok meslek ve sivil toplum örgütü ÇEDES protokolünün iptali için davalar açmaktadır. Protokolün İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi, CEDAW, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası mevzuatla, Anayasa’yla, Milli Eğitim Temel Kanunu’nu, Tevhid-i Tedrisat kanunu başta birçok ulusal kanunla çelişik olduğu görülmektedir. Bir sonraki yazımda konu ile ilgili hukuki çerçeveli değerlendirmelere devam edeceğim.

‘Bir gün benim sözlerim bilim ile ters düşerse bilimi seçin’ diyen bir liderin vizyonu ile harcı karılan eğitim sistemimizde yaşatılan tüm engellemelere ve karşıtlıklara rağmen manevi mirası bilim olan bir millet direnecektir. Erdemli ve yaratıcı nesiller yetiştirme hedefimizi mutlaka başarıya ulaşacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Av. Ayşın Akyarlı Savatlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml