Değersiz nesiller projesi

Sevgi, saygı, hoşgörü, dayanışma, özveri, cesaret, yüreklilik gibi erdemlerle donanan nesiller tüm insanları insan oldukları için seven, ayrımcılıktan uzak, farklılıklarla zenginleşen çağdaş bireyler konumuna erişeceklerdir.

Laik eğitim, anlayışı, toleransı ve yaratıcılığı besler. Yaratıcılıkla donanan nesiller insanlığın barış ve mutluluğuna sadece ulusal değil evrensel düzeyde de iyileştirici katkılar sunacaklardır.

Özgür düşünce ortamının olmadığı bir ortamda bugün var olmak dünden zor; yarın var olmak ise imkansız olacaktır. Çocuklarımızı evrensel değerlerden uzaklaştırıp tek boyutlu ve tek bir inanca özgülenen değerlerle yetiştirmek kendi gibi olmayana uzak, farklı olanı dışlayan, dünyaya kapalı, değişime yatkın olmayan, toleranssız bir geleceği inşa edecektir.

Geçen yazımda da konu ettiğim Çedes Projesi çağdaş eğitimden uzaklaştıran niteliği bir yana hukuken de çelişkilerle doludur. Proje kapsamında, eğitim çağındaki çocuklar, yaşlarına ve olgunluk düzeylerine uygun olmayacak şekilde sosyal ve kültürel çalışmalar adı altında fiziksel ve zihinsel gelişmelerine uymayacak biçimde dini kapsamdaki etkinliklere yönlendirilmektedir. Uzmanlar özellikle on iki yaş altı çocuklarda soyut kavram bilincinin gelişmediğini ve cennet ile cehennem gibi kavramlarla bu yaştan önce tanışmalarının zarar görmelerine neden olacağı konusunda uyarmakta iken çocuğun üstün yararını göz ardı eden Çedes’in ilkokul ve okul öncesine yaygınlaştırma kararı Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'yle çelişmektedir. Ayrımcılık yasağı ile proje uyuşmamaktadır. Etkinlikler, farklı sosyal çevre, kimlik ve kültür ile büyüyen çocukların erken yaşta ötekileştirilme olgusuyla karşılaşmalarına; aidiyet duygularının zedelenmesine neden olabilecektir. Farklı din veya inanışlara sahip çocukların kendilerini dışlanmış hissetmelerine yol açabilir. Zira farklı inançlara, kimlik ve kültürlere sahip çocukların kendilerini ötekileştirilip dışlanmış hissetmelerine neden olabilecek bir faaliyet açıkça ayrımcılık anlamındadır. Yine Çedes’e katılanları ödüllendiren Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı kulüp ve kamplardan doğal üye sıfatıyla yararlandırılma ayrıcalığı da ayrımcılık kapsamındadır.

Anayasamızın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerinde de belirtildiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

Anayasamızın 10. Maddesine göre herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür.

42. Maddeye göre öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkilapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. Çedes Projesi ise eğitim ile ilgilidir ve protokol çerçevesindedir; kanunla düzenlenmiş değildir. Anayasamıza bu bağlamda da aykırıdır.

Eğitimde Birlik Yasası (Tevhid-I Tedrisat Kanunu) uyarınca eğitim ile ilgili sorumluluk Milli Eğitim Bakanlığı’ndadır. Ayrıca Milli Eğitim Temel Kanunu’na göre eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur. Her türlü kuruluşun eğitimle ilgili çalışmalarının koordinasyonunu sağlama görevi Milli Eğitim Bakanlığı’nındır. Eğitim faaliyetlerini yürüten bakanlık ile kurumların koordinasyon ve işbirliği esaslarının kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. Çedes ise yalnızca bir işbirliği protokolüdür. Kaldı ki protokolü imzalayan kurumların asli yükümlülüklerini tanımlayan protokol maddelerine baktığımızda kamu kurumları arasında kimi zaman yetki gaspı olarak yorumlanabilecek yetki devirlerinin yaşandığını görülmektedir.

Edep, saygı, nezaket değerlerinin öğrenimi adı altında, Bursa’da ve Konya’da yapıldığı gibi taziye ziyaretleri gerçekleştirilmesi; sorumluluk ve öz değer denetimi diyerek Adana Çukurova’daki gibi cami ziyaretlerine gidilmesi; Giresun’daki teravih namazı buluşmaları, camilerin bünyesinde düzenlenen etkinlikler ve daha birçoğu… Kapsayıcılıktan uzak uygulamaların toplumun çok yönlü sosyolojik ve kültürel çeşitliliğine zarar verebileceği ortadadır.

Psikososyal gelişim açısından çocukların özgür düşünce ve kendilerini özgürce ifade edebilme yetenekleri, sorgulama ve eleştirel düşünme becerileri ne kadar erken yaşta yerleşirse çağdaş ve ilerici bir toplumun temelleri o kadar sağlam oluşacaktır. Eğitimin asıl amacı insan haklarını ve temel özgürlükleri güçlendirmektir; farklı uluslar, ırklar ve dinsel gruplar arasında hoşgörü ile dostluğu yerleştirmektir.

Dogmalardan uzak, araştırma ve sorgulama yeteneği gelişmiş gençler eriştikleri bilgiyi objektif analiz edip değerlendirebilirler ve yaratıcı fikirlerle yeni bilgilerin tohumunu atabilirler. Teknolojinin ve yapay zekanın hızla geliştiği bu dönemde dünyaya adapte olabilmenin yolu hızla şekil almaktan, ön yargılardan uzak kalmaktan ve yaratıcılıktan geçer. Bu ise ancak laik eğitimle mümkündür. Çağdaş eğitimi sağlayacak bir iktidarı göreve getirmek bilge önderimiz Atatürk’ün gösterdiği bilimsel yolda ilerlemeye çalışan herkesin borcudur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Av. Ayşın Akyarlı Savatlı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket Urla Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler