Acilden

Acilden

Muhterem kari memleketin vaziyet-i sıhhiyesinin tevatür manzaralarını koymaya gayret ettiğimiz, okuma lütfunu gösterdiğiniz köşemize bu haftada acillerden bi nazar edelim istedim. Acil zor, müşkül bi yer; hasta sahibi adı üstünde acele eder, hekim mesuliyet altında en acilini seçmek ister. Bu arada memleketin son nüfus sayımında ceman 84,78 milyonluk nüfusunun bir yılda acillere müracaatı 160 milyonu geçmiş. Yani söylemesi ayıp tüm T.C. vatandaşları en az iki kere acile gitmiş, varın siz içinden çıkın. Zamanını nöbetlerde, acillerde renkli manzaraları dimağına indirmekle meşgul muharririniz saat 24 sularında ayağındaki nasırı göstermek için gelenleri şu dört gözüyle gördü. Bilgisayar son 15-20 yılda hayatımıza girdikçe, insanların acile gelme sebeplerini, saatlerini, cinsiyetlerini hatta diğer müracaatlarıyla çapraz değerlendirirsek regl günleriyle ilişkilerini dahi anlayabilir bir noktaya geldik. Bu arada, olmazsa olmaz Suriyelilerimiz, canlarım hayatımızın içinde, en ulaşılmaz yerlerinde varlar. Tabii ki acillerde onlarsız olmuyor, çoluk çocuk edindikleri arabalara doluşup artık öğrendikleri güzel Türkçemizle vazifeli personele alttan ayar, azar gayretleri tasvir-i hakikat olur. Ne diyelim, ekmek parası zahir yapacak başka bir işimiz olsa onu yapardık, Mevlam böyle münasip görmüş. Ana babalarımız bizi okusun adam olsun, ite köpeğe bulaşmasın diye ne fedakarlıklara katlanıp, senelerce her müşküle dayanıp hekim olalım diye desteklediler. Şimdi dikkat buyurun; bi Cumartesi şehrimizin ismi lazım değil Frenk mirası bi hastanesinde nöbet alıyorum Nöbetçi Cerrah sıfatı ile:

Tabiatı veçhile evvel emirde nöbeti beraber tutacağım eş dost refikimizle saat dokuz sularında günaydınlaşılır, gideceklere geçmiş olsun dileklerinin akabinde serviste yatan hastalar gezilir, bi gece önceden kalan takibi yapılacak hastalara ayrı bir dikkat ile vizite bitirilir ve sonra buyurun bi sabah kahvaltısı. Muhterem eşim beni pek okumaz; 40 yıl sabah kahvaltısını hastanede yapmış biri olarak hiç bi serpme kahvaltıya değişmem eski şırınga kaynatma cihazlarında kaynatılmış yumurtaları, terk edilmiş sterilizasyon cihazlarında pişmiş börekleri. Gerisini sizlerin mütecessis muhayyilenize bırakıyorum. Haliyle memleketin dört bir yanından personel olunca Hakkari’den otlu peynir-bal, Tunceli’den tulum peyniri-gözlemeler- bazlamalar... Şimdi fazla heveslendirmeyeyim mabadını tetkik etmeden sıhhiye sınıfına nasbınıza sebep olmayayım. Kahvaltıdan sonra kuşluk vaktine doğru acile ilk ziyaretimde çilekeş arkadaşlar yavaş yavaş güne hazırlanmış ilk hastaları karşılıyor olurlar. Bu ilk saatler en tehlikelisidir; akşamdan kalmış ama rahatsız etmeyeyim diye kibarlığından acile gelmemiş gerçek hastalar ile Cumartesi günü çalışmak zorunda olup işe gitmeden görüneyim diye geçerken uğrayanlar, bi istirahat raporu alıp işe gitmemeye çalışanlar, akşamdan kalanlar... Bu hayasızca akınların ilkini başarı ile savuşturur arkadaşlar, ilk kanlar alınır, kimi röntgene kimi sen Pazartesi ilgili polikliniğe müracaat et deyip istikamet verilir sonra bi kahve arası. Hala içenler çiçekçi Cumhur’un yanında telefoncu Mustafa ile iki lafın münasip yerini kırıp birer cigara tüttürür, az güneşli bi günse öğleye doğru işler tavsar, hatta bi uyku bile basar nazik bünyeyi. Dedik a hastanemiz memleketin denize yakın bi orta yerinde diye, öğleden sonra sevgililer, seyyar satıcılar, abazan bakışlı arkadaşlar, ben de buradayım diyen cinsi meçhul arkadaşlar hayasızca akınlarına tekrar başlarlar. Bira birayı, rakı rakıyı, oğlanlar kızları, kızlar yırtmaçları takip ededursun acile ilk keyif verici müskirat doz aşımına bağlı vakalar gelmeye başlar. Anasına söven kızlar, ben aslında tam erkek sayılmam diyen delikanlılar, yalnız yaşayan geçkin amcalar ve bu arada ateşli, karın ağrılı aklınıza ne gelirse gerçek hastalar. Hekim aldığı tahsilin hakkını verecek, acilin ön tarafında görevli güvenlikten başlayan ekiple bunları aciliyetine göre sınıflayacak, önemine binaen lazım gelen müdahaleyi yapacak. Ahh anneciğim bana edilen küfürleri duysa muhakkak ki tababet hususundaki ısrarını gözden geçirir, babacığım ise “ne kadar içtin” sualine kuru kardeşim kuru, suluya bulaşmam diyeni görse ahlakım bozulmasın diye beni acilin önünden geçirmezdi.

Böyle bi öğleden sonra orta yaşı geçkin bi beyamca gözlüklü, pinpon, gözler fıldır fıldır acile müracaat ediyor: müracaat sebebi kabızlık. Haliyle arkadaş REKTAL TUŞE ile muayenesini yaparken parmağı garip bi nesne temas ediyor uç kısmından. “Amca bu ne?” deyince evladım söylemesi zor ev eski, tuvalet alaturka, tuvalet pompasının üstüne düştüm deyince nöbetçi Cerrah arkadaşı çağırıyorlar. Vaktinizi alıp da çıkarmak için yapılan işlemlerle ilgili sizi endişeye sevk etmeyeyim ama hekim arkadaş muvaffak olup bir kement iple malzemeyi çıkarıyor. Biraz da mukallit neşeli bi arkadaş personele pompanın sapını yıkatıp bir naylon poşete koyduruyor, amcaya dönüp “beyamca yıkayıp temizledik poşete koyduk evdeki pompa sapsız kalmasın” deyince amca ondan hazırcevap “EVLADIM BEN YEDEKLİ ÇALIŞIYORUM O SENDE KALSIN, SEN KULLANIRSIN” deyip noktayı koyuyor. Bu gün acilden bir kesit arz ettik, devam ederiz inşallah. Daha bunun akşamı, gecesi var; anamız bizleri sizin için doğurmadı mı, kurban olsun bu canlar sizlere, siz ne zaman isterseniz gelin acile biz orada olacağız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Dr. Kadir Devrim Demirel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler