İlişkilerdeki bağlanma çeşitleri ve bizi çocukluğumuza götüren işaretler

İlişkilerdeki bağlanma çeşitleri ve bizi çocukluğumuza götüren işaretler

İnsanların ilişkilerde nasıl bağ kurduğunu anlamak, çocukluk dönemindeki deneyimlere ve alışkanlıklara dayanıyor. Özellikle psikoloji literatüründe geçen Bağlanma Teorisi, çeşitli bağlanma stillerini ve bunların ilişkiler üzerindeki potansiyel etkilerini inceliyor. Bu teoriyi uzun zamandır bilmeme ve sürekli yapılan araştırmaları okumama rağmen konuyla ilgili hâlâ soru işaretlerim var. Dolayısıyla bugünkü köşemde sizlerle bu konuyu paylaşmak istedim. Hazırsanız başlayalım...

Bağlanma Teorisi Nedir?

1950'lerde John Bowlby'nin öncülüğünde gelişen ve Mary Ainsworth tarafından daha da derinleştirilen bağlanma teorisi, bireyler arası duygusal ilişkilerin kökenini inceler. Bu teoriye göre, erken çocukluk döneminde ana bakıcıyla kurulan ilişkinin niteliği, bireyin gelecekteki tüm sosyal ve duygusal ilişkilerini temelinden etkiler.

Bir bireyin yetişkinlik döneminde karşılaşabileceği duygusal zorlukların, çocukluk döneminde bakım verenle kurulan sağlıklı veya sağlıksız bağa dayandığı görüşü bağlanma teorisinin temelini oluşturur. Bu teoriye göre eğer çocuk, ihtiyaçlarının karşılanmadığı bir ortamda büyümüşse ilerleyen yaşlarda güvenilir ilişkiler kurma konusunda zorluk yaşayabilir.

Bağlanma Stillerinin Çeşitleri

Bağlanma teorisi, insanların dört temel bağlanma stilini benimsediğini öne sürer: Güvenli, kaçıngan, kaygılı ve kaygılı kaçıngan bağlanma. Her bir stilin, bireyin ilişkilerde sergilediği davranışları ve duygusal tepkileri belirlemede önemli bir rolü vardır.

1. Güvenli Bağlanma ve Özellikleri

Ebeveynlerinin ihtiyaçlarını güvenilir bir şekilde karşıladığına inanan çocuklar, güvenli bağlanma stilini geliştirme eğilimindedir. Bu bağlanma stili, bireyin duygusal ihtiyaçlarını ifade etme, etkili iletişim kurma ve diğer insanlarla güvene dayalı ilişkiler geliştirme gibi önemli becerilere sahip olmasını sağlar.

2. Kaçıngan Bağlanma ve Etkileri

Duygusal olarak mesafeli veya sert davranan ebeveynlerin çocukları, kaçıngan bağlanma stilini benimseyebilir. Bu stil, bireyin fiziksel ve duygusal yakınlıktan kaçınmasına ve dolayısıyla uzun vadeli ilişkiler kurmada güçlük çekmesine neden olabilir.

3. Kaygılı Bağlanma ve Sonuçları

Ebeveynlerin tutarsız davranışları sonucu oluşan kaygılı bağlanma stilinde, çocuklar ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmayacağı konusunda sürekli endişe duyarlar. Bu belirsizlik, reddedilme ve terk edilme korkularına yol açabilir, bireyin aşırı bağımlı ve yapışkan davranışlar sergilemesine neden olabilir.

4. Kaygılı-Kaçıngan Bağlanma ve Karakteristikleri

Travma, ihmal veya istismar yaşayan çocuklarda görülen kaygılı-kaçıngan bağlanma stili, bireyin sürekli reddedilme korkusu yaşamasına ve duygusal olarak tutarsız davranışlar sergilemesine neden olur. Bu stil, psikolojik sorunlara ve ilişkilerde istikrarsızlığa yol açabilir.

Bağlanma teorisi, ilişkilerimizi ve sosyal davranışlarımızı anlamamız için güçlü bir araç olarak kabul ediliyor. Ancak kendimizi veya ilişkilerimizi sınırlayan bağlanma stillerine sıkı sıkıya bağlanmak yerine bu alışkanlıkları tanıyıp üzerinde çalışarak değiştirmeye açık olmalıyız. Geçmişteki ilişkilerime baktığımda sonuna kadar kaçıngan bağlanma yaşadığım da oldu, kaygılı bağlandığım da... Hatta öyle ki güvenli bağlandığım kişiye karşı daha sonra kaygılı-kaçıngan bağlanma stili geliştirdim bir süre sonra. Ardından yine kaçıngan bağlandığım ilişkiler geldi, anksiyete de cabası...

Burada bahsetmek istediğim nokta, eğer çocukluk travmalarımız bağlanma stillerimizi etkiliyorsa nasıl her ilişkide farklı bağlanma türü gösterebiliyoruz? Muhtemelen bu durum, kişilik ve çevresel faktörler ile ilişkilendirilebilir. İki öge de %50 şeklinde etkide bulunsa da bu denli farklı çizgiler de yürümek yorucu olabiliyor. Kendimi tanımaya ve keşfetmeye devam ettiğim şu yaşlarda, isterim ki güvenli bağlandığım şekilde devam edebilsin ilişkilerim. Kaygı ve korkuya yer bırakmadan. Çünkü bu kısır döngünün ardından gelen kuytu köşeme çekilme arzuzu, beni herkesten kaçmaya yöneltiyor. Hatta tabiricaizse kaçak dövüşmeye...

Eğer sen de benzer süreçlerden geçiyorsan yalnız değilsin sevgili okur. Sevmek ve insan olmak, çetrefilli bir eylem. Bu yazıyı Erich Fromm'un Sevme Sanatı kitabından sevdiğim bir alıntı ile bitirmek isterim:

 “Başka birisine kendime yetemediğim için bağlanıyorsam karşımdaki kadın ya da erkek benim için bir cankurtaran olabilir belki ama aramızda ki bağ sevgi bağı olamaz. Çelişik gibi görünse de yalnız kalabilme yeteneği sevebilme yeteneğinin tek koşuludur.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeynep Gizem Eskici - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler