Gıda zehirlenmeleri politiktir!

Sevgili dostlar;

Bu yazımızda toplu yemek ve gıda zehirlenmeleri üzerine konuşalım istedim.

Son yıllarda çalışan insan sayısı, hızlı kentleşme, okul ve şirket sayısının artışı gibi demografik etkenlerle toplu beslenme hizmetlerine talep giderek artıyor. Her gün; sanayi kuruluşlarında, fabrikalarda, küçük ve orta ölçekli işletmelerde, kamu kuruluşlarında, hastanelerde ve okullarda bulunan milyonlarca kişi toplu yemek firmaları vasıtasıyla yemek yemekte. Beslenme hizmetini, kurumların bir kısmı kendi üretim yaparak karşılarken, kalan çok sayıdaki kurum da satın alma yoluyla yemek üreticisi şirketlerden yerinde yemek üretimi veya taşıma yemek alarak karşılıyor. Sonuç olarak çok sayıda toplu yemek üretimi yapan şirket piyasada yerini almış vaziyette. Her üç durumda da üretimin/hizmetin sağlanmasında göz ardı edilmemesi gereken birçok kriter var. Bunların en başında da tabi ki güvenli ve sağlıklı gıda üretimi gelmekte.

Yemek hizmeti alan bu kurumların bir bölümünde; ne yazık ki ilk ve olmazsa olmaz kriter fiyat olarak düşünülüyor ve hizmet alımı da buna göre belirleniyor. Kaliteli ve hijyenik koşullarda üretim yapmayan birçok yemek firması ise düşük fiyatlarla yemek yemek isteyen bu firmalara yönelik hizmet verdiği için; kayıt dışı, merdiven altı, kalitesiz, sağlıksız ve hijyenik olmayan koşullarda üretilen, gramajı düşük ve bol karbonhidratlı menüler ile pek çok çalışanın sağlığını tehdit etmekte ve yetersiz beslenmelerine neden olmakta. Yemek hizmetinin verilmesi için bir işletmenin sahip olması ve sağlaması gereken şartların, hizmet alımı yapanların “fiyat politikaları” sebebiyle, ikinci ya da üçüncü plana atılmasının veya görmezden gelinmesinin önlenmesi toplum sağlığının korunması açısından gerekli.

Toplu beslenmeyi gerçekleştiren mutfak işletmeciliği birçok sistemi içine alan ve her aşamada kontrol gerektiren bir süreç. En son elde edilen ürün yemek gibi görünse de sistemin kapsamı ürün ile birlikte; kaliteli hammadde alımı, uygun depolama şartları, uygun ekipman kullanımı, sağlıklı ve uygun koşullarda işleme ve sunum, eğitimli personelin çalıştırılması şekilde gerçekleşiyor. Ancak gerekli koşulları sağlayan mutfaklarda kaliteli ve güvenli yemek üretimi yapılabilir ve tüketime sunulabilir.

Yemek hizmeti verilmesinde;

* Uygun menü tipinin ve çeşitliliğin belirlenmesi,

* Günlük alınması gereken kalori ve besin değerlerine dikkat edilmesi,

* Yerinde üretim yapılması, taşıma yemek sunulan hizmetin büyüklüğü dikkate alınarak dağıtım noktalarında gıda mühendislerinin istihdam edilmesi,

* Kendi yemeğini kendi üreten yerlerde gerekli denetim mekanizmalarının kurulması,

* Hizmet alınacak firmaların işletme kayıt belgelerine haiz olması,

* Taşıma yemek üreten merkez mutfakların istihdamı zorunlu personel bulundurması

ilk önce gelen şartlar olmalı ve ancak bu şart sağlandıktan sonra fiyat politikası devreye sokulmalı.

Fiyatı önceden belirlenmiş ve neredeyse değiştirilemez bir hizmet alımı süreciyle, sayılan bu şartlar daha en başta göz ardı edilerek bunları sağlayan firmaların fiyatları yüksek bulunup şartların tamamını sağlamayan firmalar tercih edilmekte. Bunun akabinde de yeterli ve uygun hizmeti alamama ve ne yazık ki en sonunda da zehirlenme olaylarıyla karşı karşıya kalınmakta.

Hazır yemek sektörü gıda enflasyonundaki artışlardan en çok etkilenen sektörlerin başında geliyor. Ürettiği ürün neredeyse tamamen günlük tüketilen bir sektörün artık neredeyse saat başı değişen fiyatlarla çalışabilmesi her geçen gün giderek zorlaşıyor. Hem gıda hem gıda dışı hammaddedeki dalgalanmalar, dövize bağlı artışlar, taşıma maliyetlerinin yüksek olması anlaşmalarını genelde yıllık yapan sektörün belini büküyor. Alış fiyatlarını ürüne göre belli periyotlarla anlaşmalara bağlayan işletmeler şu an bu fiyat karmaşası yüzünden kimi ürünlerde günlük hatta saatlik fiyat alma noktasına gelmiş durumda. Keza aynı şekilde bu zamana kadar genellikle yıllık belirlenen satış fiyatlarını şu anda 3 aylık periyotlara çekerek ayakta kalmaya çalışıyorlar ki aslında bu bile uzun süre. Ancak böyle bir uygulamanın gerçekçi ve sürdürebilir olduğunu söylemek mümkün değil, bu ancak günü kurtarma denebilecek bir çare. Özellikle finansman gücü yüksek olmayan ve Türkiye’de her sektörde olduğu gibi hazır yemekte de çoğunluğu oluşturan kobilerin çoğu bu şartlara uzun süre dayanamayacağı aşikar. Kapanan bir işletme ekonomik kayıp ve beraberinde birçok insanı da işsiz kalması demek. Bunun sonucu olarak da konu yine sosyoekonomik bir boyuta evrilmekte. Tarım ürünlerinde üretimin düşmesi, paramız var ki ithal ediyoruz mantığıyla hareket edilmesi, iklim değişikliği, küresel ısınma bazen hazır yemek üretiminde temel hammadde sayılabilecek ürünlerin bulunamamasına kadar varıyor. Burada iş yine en başta öz kaynaklarımıza dönmekten ve 85 milyona yetecek tarımsal üretimi sağlayabilecekken ithalat çıkmasına sürüklenen sektörü, çiftçiyi ve aile işletmelerini desteklemekten geçiyor. Asgari ücretteki artış kaynaklı artan işçilik maliyetleri direkt olarak satılan yemek fiyatını etkileyecek.

Verilen yemek hizmetini sadece kar amacı olarak gören, maliyetleri düşürmek adına kaliteyi ve halk sağlığını hiçe sayan, gıda mühendisi çalıştırmaktan kaçınan firmaların olması sebebiyle özellikle son zamanlarda gıda zehirlenmesi vakalarında çok ciddi artış meydana geliyor.

Kaliteli ve sağlıklı bir yaşam için güvenli gıda tüketmek tüm insanların hakkı. Güvenli gıda tüketildiğinde herhangi bir hastalığa neden olmayan gıdadır. Gıda zehirlenmesi ise güvenli olmayan bir gıda maddesinin tüketilmesi sonucu meydana gelen hastalık durumu. Bir gıdanın görünüş, kıvam, koku ve/veya tadında tüketici tarafından kabul edilemeyecek şekilde meydana gelen değişiklikler gıdanın bozulmuş olduğunu gösterir.

Kirli, insani tüketime uygun olmayan sular, uygun olmayan hammadde kullanımı, son kullanma tarihi geçmiş ürün kullanımı, yetersiz personel hijyeni, ekipmanların yetersiz temizlenmesi, ekipmanların yeterli durulanmaması, gıdaya uygun olmayan ekipmanların (kalaysız bakır kaplar, yıpranmış tahta ekipmanlar, vb.) kullanımı, çapraz bulaşma, ürünleri uygun olmayan koşullarda muhafaza etme, yetersiz soğutma, soğuk zincirin kırılması, donmuş ürünleri uygun koşullarda çözündürmeme, çözünen gıdanın tekrar dondurulması ve tekrar çözündürülmesi, gıdaların yeterli ve uygun sıcaklıkta pişirilmemesi, gıdaların birden fazla kez ısıtılması, ısıtılma işleminin yetersiz sıcaklık uygulanarak yapılması, buzdolabı ve dondurucu sıcaklıklarının uygun olmaması, buzdolabına gıda kaplarının üzeri kapatılmadan konulması, gıdanın tüketimden uzun süre önce hazırlanması, gıdaların bakterilerin gelişebileceği sıcaklıkta tutulması, gıdaların taşınması esnasında sıcaklık muhafazalı kapların kullanılmaması, taşıma araç ve kaplarının kirli olması gibi nedenler gıda bozulmalarına ve dolayısıyla gıda zehirlenmelerine yol açıyor.

Kişilerde kusma, ishal, ateş, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, çifte görme, bulanık görme gibi belirtiler gözlemlenmesi durumunda gıda zehirlenmesinden şüphe edilebilir. Gıda zehirlenmesinden şüphelenildiği durumlarda bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Gıda zehirlenmesi teşhisi burada yapılacak tetkikler sonucunda, doktor tarafından konulur.

Gıda zehirlenmeleri sonucunda hem maddi hem manevi zarar büyük oluyor. Bu nedenle bu durumun baştan önlenmesi büyük önem taşıyor. Bunun için konusunda uzman gıda mühendisleri istihdam edilmeli, maliyeti düşürmek için kalitesiz ürün kullanımından vazgeçilmeli, deneyimsiz ve eksik personel çalıştırılmamalı ve yemek hizmeti alımı için sadece düşük fiyatı veren firmanın tercih edilmesinden vazgeçilmelidir.

Unutulmamalıdır ki, yemek hizmeti sadece karın doyurmak değil bir insanın sağlıklı beslenmesini ve güvenli gıdaya ulaşmasını sağlamak demek. Sadece fiyat politikası üzerinden gidilmemesi ve olmazsa olmaz şartları sağlamayan firmanın tercih edilmemesi hem bu tarz firmaları olumlu yönde değişime zorlayacak hem de toplumsal bir bilincin oluşmasını sağlayarak toplum sağlığına katkı verecektir.

Elbette ki son sözümüz başlıkta: Gıda zehirlenmeleri politiktir.

Dostlukla & Dayanışmayla

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İ. Uğur Toprak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml