Kim daha hayvansever?

Kim daha hayvansever?

Bugün seçim atmosferinden uzak, yaşama dair, yaşamın içindeki vazgeçilmezlerimize dair tatlardan bahsetmek istiyorum. Tabii ki sokakta yaşayan dostlarımızı da es geçmeyeceğim.

Hayatı en iyi şekilde yaşamanın özetini vermiş Elizabeth Gilbert’ın; ‘’Ye, Dua et, Sev’’ adlı ve hayatı sorgulayan, sorgulatan bir kadın gözüyle yazılan kitabı, aslında dünyaya dair zevklerin en önde gelen üç kuralını koymuş önümüze.

Ye: Yemek yiyebilmek bu dünyanın en olmazsa olmazı değil mi hepimiz için, sizin için ben yüce Google’da bi tarama yaptım yemeye dair sözleri, diyor ki;

‘’Yalnız yiyen, yalnız boğulur’’ en çok bunu sevdim ? Hatta sosyal medyada geçenlerde karşıma çıkan bir çuval muzu adil bir şekilde, üç dört adet aldıktan sonra uzaklaşan maymunların videosunu hatırlayınca çok daha anlamlı geldi benim için, bazen şu maymunlar kadar adil bir paylaşım yapamadığımızı düşünmüyor değilim açıkçası.

Kendi içimizdeki adilliği geçtim, peki bizler sokağımızdaki, mahalle sakinlerimiz için ne kadar paylaşımcıyız hiç düşündünüz mü? Biliyoruz ki ülke olarak derin yoksulluğun en dibini yaşadığımız bir dönemden geçiyoruz. Diyeceksiniz ki kendi ihtiyaçlarımızı tamamlama aşamasında sorunlar yaşarken sokaklarımızdaki kedi ve köpekler için nasıl gıda desteği verelim, hatta duyar gibiyim ‘’Mama fiyatları almış başını gitmiş ve sen, sokak hayvanlarının beslenmesi konusunda destek verilmesi gerektiğinden bahsediyorsun.’’ Bunu söyleyenler mevcut konjektürde ‘’Dua et’’ bölümüne geçsin lütfen. Çözüm üretme konusunda istekli, heyecanlı ve vicdanlı arkadaşlarla yola devam edelim…

Öncelikle şunu görmemizde fayda var, her ne kadar derin yoksulluğun en dibine gelmiş olsak da maalesef ki tüketim çılgınlığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yadsınamayacak düzeydedir. Gıda tüketimindeki israfa bakalım mesela, BM Gıda ve Tarım Örgütü'nün yayınladığı Gıda İsrafı raporuna göre, dünya çapında en yoğun israf edilen gıda patates olarak belirlenmiştir. Patatesin ardından sırasıyla meyve ve sebzeler, balık ve su ürünleri de büyük oranda israf edilmektedir. Raporda dikkat çeken verilere göre, üretimi gerçekleştirilen patates, pancar, turp ve havuçların yaklaşık %46.2'si israfa maruz kalmaktadır. Büyük rakam.

Güzel ülkemi ele alacak olursak sanırım Van Kahvaltısı modumuz diğer bütün israfların önüne geçer diye düşünüyorum. Türkiye’de çöpe atılan gıdalar arasında en yaygın olanlar ekmek, unlu mamuller, sebze ve meyvelerdir. Evlere getirilen her dört ekmekten biri günlük olarak israf edilmektedir. Gıda israfının azaltılması için bilinçli tüketim alışkanlıklarının benimsenmesi ve yaygınlaştırılması son derece kritik bir öneme sahiptir. Malum yeme konusunda güçlü güdülere sahip bir coğrafyadayız. Konudan sapmadan ‘’Ye’’ başlığı altında sokak sakinlerimizle paylaşabileceğimizi gördüğümüz bir israfın varlığını teyid ettik sanırım hep birlikte. Peki bu israfı bile isteye neden başka şekilde değerlendirmek yerine çöpe atıyoruz?

Burada ayrı bir başlık almaya ihtiyacımız var gibi…

Topluma ait reflekslerin karar vericiler için çoğu zaman önemsenmeyen bir tepki olduğunu, bunlara rağmen kafasına göre olanı yapmaya devam ettiklerini bilsek de, ortak akıl oluşturmanın, ortak hareket etmenin tüm bu dengeleri değiştirebileceğini de biliyoruz. İşte bunun adı örgütlü mücadele…

Hayvan aktivistleri ve hayvan hakları dernekleri birçok dönemde güzel işler üretmektedir fakat ‘’En çok ben hayvanseverim’’ yarışı ve maalesef ki kendi içlerindeki çekişmeler nedeni ile ortak dil yaratma, daha güçlü örgütlenmelerinin önünü tıkamaktadır. Bu yaklaşım değişmediği sürece de büyük resmi görmeden, günü kurtaran çalışmaların içinde bulundukları kısır döngüye takılı kalacaklardır.

Beslenme konusunda Devlet, Yerel Yönetimler ve Hayvanseverler ortak hareket etmelidir!

Bu bir zorunluluk olmalı…

Bence bu üçlüyü bir araya getirecek güç yerel yönetim temsilcilerindedir. Yerel Hayvan Koruma Görevlileri, Beslenme Odaklarının oluşturulması ve popülasyonun yakın takibi ile birlikte paralelinde kısırlaştırma sürecinin güçlendirilmesi en kaba haliyle öncelikli adımlar gibi duruyor.

Yerel yönetimlerin hakim olduğu haritada bulunan restaurant, yemek üretim tesisleri, yurt ve fabrikadaki yemek artıklarının değerlendirilmesi sanırım bu birlikteliğin en önemli yapılacak listesinde başı çekiyor, zira hayvan severler bu konuda yalnız kalmış durumdalar…

Hayvan severlerin içinde yer aldığı güçlü bir organizasyon şeması, soğuk zincir kırılmasının önüne geçecek bir transfer aracı, mama üretim ve planlama merkezi, mahalle temsilcilerinin belirlediği beslenme odaklarına mama transferi….

Sokak sakinlerimizin en temel ihtiyacı pozisyonundaki bu sorunun çözümüne dair eminim ki sizlerde özel fikirlere sahipsiniz ve tek olduğunuz için hayata geçiremiyorsunuz… O zaman örgütlü mücadele etmek için ne duruyorsunuz?

Dua et: Tanrım teşekkür ederim.

Sev: ama’sız, fakat’sız, karşılıksız sevmeye dair kurulması gereken o kadar cümle var ki…

Sokak sakinlerimizin en temel ihtiyacı ‘’Yemek’’ derken aslında yanlış cümle kurdum. ‘’Sevmek’’ başlangıçtır. Birkaç cümleye sıkıştırmadan haftaya bırakalım bu başlığı…

Sevgiyle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vet. Hek. Halis Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler