Öğretmenlerin çilesi bitmiyor...

Ben lisedeyken babam bir veli toplantısından sonra (her zaman olduğu gibi bir kez daha) bana sarılıp öptü, kendi kendine gülüyordu...
“Bu defa seninle ilgili olarak öğretmenlerden öncekiler gibi takdir değil; gülünç şeyler de duydum” deyince biraz irkildim, acaba ne yaptım da farkında değilim” diye... Babam “yani seninle ilgili her zamanki gibi çok güzel şeyler duydum da, bir tanesi fıkra gibiydi, çok güldüm” diye devam edince biraz olsun rahatladım...

Psikoloji dersi öğretmenimiz Çetin hoca, “Doğan’a senin anlatışın mükemmel... Bu eğitimde büyük bir avantaj, senden çok iyi öğretmen olur” deyince, benden “hocam, öğretmenlik herkesin yapabileceği bir şey değil; ben milletvekili ya da Belediye Başkanı falan gibi şeyler olmak istiyorum” diye cevap aldığını anlatmış babama!
O zaman Çetin hocaya söylediğim şey, her ne kadar eğitim denen şeyin değerini kutsamak niteliğinde olsa da bugün de aynı fikirdeyim denebilir!

***

Öğretmenlerin ne kadar kutsal olduğunu anlamak için, çok basit bir şeyi akla getirmek bile yeterli...
Hayatımızda anne-babamızdan sonra üçüncü sırada gelen kişiler!
Ama o kutsal görevi yerine getirenlerin çilesi bir türlü bitmek bilmiyor.
“Atanamayan öğretmenler” gibi, daha tomurcukken kara kışa yakalanır gibi hayat karşısında yapayalnız ve çaresiz kalanlar... Hasbelkader iş sahibi olduysa hayat pahalılığı karşısında perişan olanlar, toplumdaki nitelik yitimi sonucu eski prestijli konumlarını yitirmeler...
Sorunlar uzayıp gidiyor...

Herhangi bir şekilde “öğretmenlik yapma fırsatı” bulanlar da “idare” denen şeyin kararları sonucu, “-yanlış kullanılan- Demokles’in Kılıcı” altındalar... Geçtiğimiz günlerde bunlardan birinden haberim oldu. Mustafa Urcan İlkokulu 3-D sınıf öğretmeni Nuray Tatar durup dururken başka bir yere tayin edilmiş...
Birkaç velinin şikayeti üzerine geçirdiği soruşturmalar sonucu.
Diyeceksiniz ki, “veliler şikayet etmiş”, “soruşturma yapılmış”...
Ama bana birkaç velinin şikayetinin ardından başka okula “sürülen” Nuray öğretmen için, o şikayetçi birkaç veliden kat be kat fazla, çok sayıda velinin de okula gelerek ona sahip çıktığı, onun ideal bir eğitimci olduğunu söylediği, haksızlığa uğrayan Nuray Tatar’ın yanında olduklarını söyledikleri ve yanlışın düzeltilmesini talep ettikleri de anlatılıyor.
Nuray öğretmenin iyiliğinin örneklerini vermek isteyen velilerin, “çocuklarımızı mezun ettikten yıllar sonra bile arayıp, çocuklarımızın durumunu öğrenmek istiyor” demeleri gerçekten çok etkileyici ve düşündürücü...
Malum memleketimizde en çabuk harcanan şeylerden biri insan...
Bu durumun Okul İdaresi ve “Okul İdaresi’ni idare eden yer” yani Milli Eğitim İzmir İl Müdürlüğü tarafından gözden geçirilmesinde fayda görüyorum şahsen...
Hani diyor ya atalarımız “2 yalancı şahit adamı ipe götürür!” diye; o aklıma geldi de ondan diyorum...
Bütün hayatımız boyunca isteyebileceğimiz birkaç şeyden biri “adalet”...
Yeter ki kararlar “adil” olsun.
Lehimize ya da aleyhimize...
Sadece “adil” olmasını istiyoruz.
Adalet karşısında boynumuz kıldan ince.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doğan Karabulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler