Agnes Varda, Cléo Beşten Yediye: Aynadan, bakışlara, nesneden özneye

Sude Naz Toktay'ın 22 Şubat 2024 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır. 

Agnes Varda, Cléo Beşten Yediye: Aynadan, bakışlara, nesneden özneye

Geleneksel sinema 1970’lere kadar erkeğin kadrajından çevreyi, algıyı bizlere sunarken Feminist karşı sinemasının öncülerinden Agnes Varda bu algıyı kırarak kadının sinemadaki konumunu ön plana çıkarmış, bizlere kadın olmak ve kadının gözünden çevreyi sunmuştur.

Kariyerinin  henüz başından olan genç bir kadın şarkıcının kaygılarını, dönüm noktalarını bizlere sunmaktadır. Filmin ilk başından Cléo’yu hastalık hastası, nazlı, güzelliğine her şeyden çok önem veren bir kadın olarak izleriz. Bunun etrafında ilginin ve kuralların hep üzerinde giyeceği kıyafetin dahi bir günü olduğunu, sokakta yürürken kafede otururken bakışlarla izlendiğini görürüz, Cléo sergide duran bir tablo yani nesne konumundadır. Cléo bile kendi ismi değildir herkes ona öyle dediği için o da kendisine Cléo der. Aynı tarihte ve günümüzde kadının toplum tarafından belirli kurallara sıkıştırılmasında sanki öyleymiş gibi düşünmesi gibi onlar öyle der ve kadın öyle yapar. Kendine ait alanı var mıdır? Kendine ait bir düşüncesi? Kendine ait bir bedeni? Bu sorular uzar gider.

Agnes Varda, Cléo Beşten Yediye: Aynadan, bakışlara, nesneden özneye

Filmin ilerleyen süreçlerinde Cléo'nun hastalığını öğrenmesiyle birlikte hayatında kopuşların başladığını daha derinden hissederiz, bu kopuşlar baş kaldırının da nedeni olacaktır ve artık rahatsız edici bakışlardan kendine yönelttiği bakmalardan sıyrılarak rahatlığın ve huzurun arayışını, yavaş yavaş özne olma sürecini bizlere sunar.

Filmin ortalarına doğru ise Dorothée, Cléo’nun arkadaşı karşımıza çıkar. Dorothée bir sanat stüdyosunda çıplak mankenlik yapar, Cléo nun aksine kendine yöneltilen bakışlardan rahatsız değildir, bedeninin bir cisim olduğunun farkındadır. Cléo için bir dönüm noktası, cesareti yaratmıştır. Bakmak ve görmek arasındaki farkı anlamlandıran karakter etrafınca ona yüklenen tüm kalıplardan uzaklaşmaya başlar, tam bu sırada karşısına onunla flörtleşmek için  çıkan bir erkekle, Antoine ile diyolog kurar, kendisini açar ve Cléo yaşamının süreçlerini kabul eder. Biz kadınlar onların ya da bunların takındığı eylemlerde ve düşüncelerde olması gereken buymuşcasına nefes alırken (alamıyorken) eksik olmayan eksikliklerimizle de hayatımızı bir cambazın ipin üstün de yürümesi gibi izleriz. Kadınların kadın olmaktan dolayı yaşadığı sorunlar karşısında evlerimizde, eğitim alanlarımızda, iş yerlerimizde, arkadaşlarımız arasında, partnerlerimiz tarafından hep sınırlandırılmaya maruz bırakıldığımız bu patriarkal düzende ne bedenlerimiz, ne düşüncelerimiz, ne de isimlerimiz, yok sayılmayacak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Z Kuşağı Yenigün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler