Bu turizm yasa taslağıyla yüreğimizi dağladınız

Bu turizm yasa taslağıyla yüreğimizi dağladınız

Şöyle geçmişe dönüpte bakınca, turizmde 35 yılı geride bırakmışım. Neler mi yaşadık bu geçen 35 yıl içinde? O kadar anılarım var ki anlatamam. Bir gün belki kitapta toplarım. Müsaade ederseniz, biraz o yıllardan bahsedeyim. O vakitler, pek kayda değer otellerimiz yoktu ama heyecanımız yüksekti ve ileriye dönük umudumuz vardı. Ülkemizin geleceği turizm de deyip gönlümüzü yabancı misafirlerimize açıyorduk. Hatırlıyorum, İzmir’in sivil havaalanı yoktu. Çiğlideki askeri havaalanını, Ege turizmi için kullanıyorduk. Genellikle uçaklar, gece inerdi. Gece vakti Çiğli'ye gider sabaha karşı gelecek müşterilerimizi beklerdik. Etraf bataklık olduğundan o bekleme anında at gibi büyük sivrisinekler kolumuzda bacağımızda ısırmadık yer bırakmazdı. Ama heyecanımız, bu acıları bize unutturuyordu. Sonraları İzmir havaalanı açıldı. Oradan Ayvalık’a turistlerimizi taşırken Foça yol ayrımından biraz ilerde petrol ofisinde mola yapardım. Bahçesi çok hoş idi. Buruncuk köyündeki manavdan kocaman bir karpuz satın alır, o bahçede turistlerime dağıtırdım. Çok hoşlarına giderdi. Amacımız bir sunumla da olsa onlara “hoş geldiniz” deyip memnun etmekti. Eğer ülkemizden memnun ayrılırlarsa bir daha gelsinler, döndüklerinde ülkemizden memnun olduklarını eşine dostuna söylesinler diyedir. O yıllarda Rodos adasının 150 bin, ülkemizin ise turist belgeli otellerin 150-200 bin yatağı var diye söylenirdi. Bu gerçek bizi daha hırslandırırdı. Az mı zorluklar çekmedik. Ya köy dolmuşlarıyla ya da 0302 kelebek kapılı klimalı klimasız otobüsler ile turlar yapardık. Klima çalışmaz ise ön kapıyı açardık. Çok kez o açık kapıdan arılar, içeri girip ellerimizi haşlardı. Zaman zaman otelde yer olmaz resepsiyonda uyuklar, gecenin ikisinde üçünde yer açılırsa odaya giderdik. Turlarda zamanla yarıştığımız için öğle yemek molası 1 saat idi. Yemek yemeye 15 dakika geç başlar 15 dakika da erken bitirmek zorunda idik. Yarım saat içinde yemek yiyebilirdik. Tam 35 yıl evlerimizden, çocuklarımızdan uzak bu sektörde hizmet verdik. Gecemiz gündüzümüz yoktu.  Aradan tam 35 yıl geçti ve Türk turizmi ivme kazandı. Turist sayısı ve turizm gelirleri arttı. Turizmde gelecek gören insanlar otelciliğe yöneldi. Ama ülkemizin turizminin gelişmesinde rehberlerin payı çoktur. İddia ediyorum, öyle az buz değildir. Şimdi geldik bu günlere ve günümüz Turizm Bakanlığı ‘turizm yasasını değiştireceğim’ diye tutturdu. Komisyon kurmuş örnek yasa tasarıları çıkarmış. Neler mi bunlar? bahsedeyim;

Otobüste rehber olmasın. Allah Allah neden rehber otobüste olmasın diye soruyorsunuz? Böyle uygulama Avrupa'da yok diye cevap veriyor bakan. Orada rehberler senenin 12 ayı iş bulmaktalar. Sadece Roma’ya 50 milyon turist geliyor. Yani senenin 12 ayı iş var, turist var. Bizde en baba sezonda 4-5 ay çalışır rehber arkadaşlarımız. Ve son 7 ayda biriktirdiklerini yer. Sanki Ülkemiz Türkiye, Avrupa Birliği'ne girmiş, onun bütün maddelerini kabul etmiş, kadın haklarını, hukukun üstünlüğünü Avrupa standardında içselleştirmiş. Her taraf güllük gülistanlık. Kadın cinayetleri sanki hiç yok. Aksine, dünyada birinci sıradayız diyebilirim. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın esas görevi ülkemizin dünyada bilinen negatif imajını silmektir. Ülkemizin jeo-politik durumu sanki İtalya gibi. İtalyan’ın komşu ülkelerindeki hayat, bir cennetteki gibi. Bizim komşularımızda yaşam öyle mi? Orta Doğu'ya yakın olan komşu ülkelerin hem birbiriyle hem de dünya ile sorunları var.

Bu turizm yasa taslağıyla yüreğimizi dağladınız

Geçmişteki 80'li, 90'lı yılları unutmamak gerekir. Hatırlatayım, O yıllarda ülkemizde terör başını almış gitmişti. Ayrılıkçılar, yurt dışında yuvalanmış, medyayı ele geçirmiş habire ülkemiz aleyhine propaganda yapıyorlardı. Ve aman Türkiye’ye gitmeyin. Orada bıraktığınız parayla silah alıyorlar ve insanları öldürüyorlar. Ülke içinde bizler, ekonomik kriz geçirirken dışarıdan yoğun böyle siyasi baskılar vardı. O yıllarda bize gelen Alman misafirlerimizi hatırlıyorum. Ayrılıkçı güçlerce inandırılmış gibilerdi. Günler boyu, akşamları ülkemizi, Türk insanını onlara anlatmakla geçirirdik. Şimdi rahatları yerinde komisyon üyeleri, otobüste rehber olmasın kararı alıyor. Buna üzülüyorum.

Her rehberin ülkemizin her şehrinde pek çok ilginç anısı vardır. Kentlerin değerlerini, yapılarını, anıtlarını kent içinden geçerken bunları turiste aktarmak gerekir. Mesela, bazen yolda lokmacılar görürüz. Lokmacının önünde kuyrukta bekleyen insanlar var. Bunun ne olduğunu turist, hele Alman turist olursa mutlaka öğrenmek ister. En azından yan taraftaki koltukta oturan turist, el işaretiyle size ne olduğunu sorar. Ya da bir cami avlusunda insanlar cenaze namazı kılıyor. “Bu nedir”? der. Peki, şimdi soruyorum bu turizm yasasına karar verecek devlet zevatına, rehber otobüste yoksa bunları onlara kim anlatacak?

Bu turizm yasa taslağıyla yüreğimizi dağladınız

90'lı yıllarda kış turizmi yeni canlanıyordu.  Çevre gezileri yapıyorduk. Didim’dir Milet’tir Efes’dir. Bir gün de günübirlik Pamukkale turu yapardık. Bir seferinde turistle dolu 4-5 otobüs, saat 6.30'da Kuşadası’ndan Pamukkale’ye yola koyulduk. Gitmeden önce arkadaşlarla aramızda şöyle bir konuşma geçti. “Arkadaşlar bugün çok erken yola çıktık. Bir saat sonra yapacağımız ilk moladan sonra anlatmaya başlayalım dedik. Turistlerimiz, bugün çok erken kalktılar ve daha afyonları patlamamıştır. Molada kahvelerini içer öyle ayılırlar dedik. Otobüslere geçtik ve günaydın dedikten sonra yerimize geçip oturduk. Bir saat süren ilk molaya kadar da pek bir şey anlatmadık. Ancak ilk molada çok sevecen bir müşterimiz yanımıza gelip, “beyler Hayrola bize küstünüz mü?” diye sordu. Hep beraber “yooo” dedik. Her gün çeşitli konularda verdiğiniz infoyu bugün neden vermediniz? İçimizden biri, sizler bugün çok erken kalktınız, uyanmamış olabilirsiniz. Sizin uykulu haliniz geçtikten sonra anlatırız diye düşündük” dedi. Alman misafirimiz cevaben, “yok öyle şey, biz Almanlar bilgiye meraklıyız otobüs tekeri döner ve siz anlatmaya başlayabilirsiniz” dedi. Bu hikâyeden şuraya geliyorum. Rehberi, o otobüsten alırsanız bilgiye aç bu insanları bu bigilerden yoksun bırakırsınız. Alman, Amerikalı turist bilgi ister hem de yoğun biçimde. Şimdi turizm komisyonu ve bakan Çinli turiste göre turizmi dizayn etmeye çalışıyor. Kısacası sayın yetkililer, Çinli turist için biçip diktiğiniz elbise Almana Amerikalıya uymaz.

İşte işin püf noktalarından birisi de buradadır.

Keşke bunları bu yasayı hazırlayanlara bir anlatabilseydik. Bu ülkenin ruhu, bir Çinli acente görevlisine bırakılmayacak kadar değerlidir. Ve siz bu ruhu bir Çinliye, Sırpa Suriyeliye, Yunanlıya bırakıyorsunuz. Ayvalık-Midilli arasında yıllarca çalıştığım için oldukça Yunanlı dostlarım vardı. Ama bir gerçeği de burada es geçemem. Yunanlının en koyu komünist olanı bile söz konusu bizim Kurtuluş Savaşı oldu mu hemen azılı Yunan milliyetçisi kesilir. Bu ayniyle sabittir, ispat edebilirim. Yunanlı bir grup dostlarımızın ülkemize geldiklerini düşünelim. Otobüste Türk rehber yok. Yunanlı rehber meslektaşım, nelerden bahsedecek İstanbul’a gelirken İzmir’e geçerken, Kapadokya’ya giderken. Düşünebiliyor musunuz onun neler anlatabileceğini?

Şimdi ben soruyorum nerede kaldı Millilik?

Bu yasanın hazırlanmasında bana göre Çin’den turist getiren bir acentenin ayak izlerini görüyorum. Yani işin içinde iş var. Siyasetçilerimiz bunu görmeli diyorum. Hele de iktidar milletvekillerimiz.

Yasada şöyle bir madde daha var. Rehber olan insanın yabancı dili olmasın. Ne kadar sanat tarihi arkeoloji mezunu kişi varsa bunlar da rehber olsun deniyor. Bu o çocuklar için verilmiş en acı karardır. Onlara umut veriyorsunuz o da içi boş vaat. Hadi onlara bu sertifikayı severek sundunuz. Bakalım onlar bu mesleğe uygun kişilikteler mi? Sanırsınız ki ülkemizde milyonlarca Türk vatandaşı her gün turistik gezi yapıyor ve bunlar rehber bulamıyor. Böyle bir şey yok. Şimdilerde, bir haftalık en ucuz gezi ücreti 10-15 bin liradan başlıyor. Kaç kişi bu ücreti ödeyebilir. Herkes görüyor, biliyor ki, yurdum insanı ancak bayram günlerinde gezinti yapmayı düşünüyor. O da sınırlı sayıda. Desem ki devlet tüm ülke vatandaşları için ücretsiz geziler düzenledi ve her ay milyonlar geziyor tozuyor. O zaman amenna diyeceğim.

Rehberi otobüsten indirdiniz diyelim. Bu ülkenin geleneklerini göreneklerini, Dini-milli bayramları onlara kim anlatacak. Yemeklerinden kim bahsedecek. Hele benim en çok sevdiklerimden karnıyarık yemeğini, baklavayı, sütlacı, su böreğini ballandıra ballandıra kim anlatacak? Hele mili yemeğimiz etli kuru fasulyenin pilavla yanında yumrukla parçaladığınız soğanla yenilişini üstüne de kayısı hoşafını nasıl indireceğimizi nasıl ve kim sunacak? Buyursun yabancı tur lideri bunu anlatsın bakalım.

Biz rehberler bir haftalık turumuzda sadece gezdirdiğimiz bölgeyi anlatmıyoruz. Turistlerin bir başka gezisinde diğer bölge kentlerimizi sunarak ilgilerini çekeriz yani onlarda merak uyandırırız. Ve bu reklamla en az 7 kez gelmesini sağlamaya çalışırız.

Hazırlanan bu anlamsız Yasada deniyor ki; ey rehberler, bize geleceksiniz ve biz sizi her beş yılda bir dil sınavına sokacağız diye yazılmış. Neden beş yılda bir? Her yıl olsa daha iyi olur. Bir yandan yabancı dilsiz rehber olsun diyorsunuz, bir yandan da yabancı dili olan rehberi dil sınavına sokarak eziyet ya da bir vesileyle yok etmeye çalışıyorsunuz. Nerden baksanız iğreti bir yasa maddesi. Burada unutulan bir şey var. Eğer hukuk devleti isek verilmiş haklar anayasa gereğince geri alınamaz ve yok sayılamaz. Ne yöne gidiyoruz, anlamış değilim. Başka bir düzen mi geliyor diye kuşku duyuyorum. Düşünün, şu an kıdemli rehberlerimizden rahmetli Şadan Gökovalı, Halikarnas Balıkçısı yaşamış olsaydı onlara “gelin sizi sınava sokacağız” denecekti. Ne kadar acı bir durum. Ben bakan beyin yerinde olsam 30 yıl üzeri rehberlik yapanlara bu ülkeye katkılarından dolayı her birine altın madalya verirdim.

Dil bilmeden rehberliğin önünü açmak yerine o rehber yapmayı düşündüğünüz arkeolog, sanat tarihçisi herkese önce yabancı dil kursları vermek gerekir. Ya da yurt dışına yollamak gerekir. Ben olsam öyle yapardım.

Her önüne gelen rehber olamaz.

Ben bu iddiadayım. Rehber olacak şahsın, önce kibar bir insan olması gerekir. Ülkesini sevmesi ve bilmesi öncelikli olmalı. İnsancıl olurken yardımsever olması unutulmamalıdır. Kıvrak zekâya sahip olmalı ve yüzünde gülücükler hiç eksik olmamalıdır. Anlatımda bulunurken heyecan ve kocaman yürek ister. Anlatımlarımda Türkiye’de yerine benim ülkemde ifadesini sık sık bilerek kullanırdım. Bir gün bir Alman müşterim geldi, bana: “öyle güzel bir tonda “benim ülkemde” ifadesini kullanıyorsunuz ki yüreğim eriyor” dedi ve bana ülke sevginizi hissettiriyorsunuz, ne yazık ki bizde bu duygu unutuldu… Diye de ekledi. Biliyoruz Bakanımız otelleri olan ve yurt içi turizm yapan turizm şirketi bulunmaktadır. İsterdim ki Alman ve Amerikalı turist piyasasına girip oradan Anadolu turları yapacak turistleri getirseydi. O zaman işin gerçek yüzünü görebilirdi ve rehberin bu turlar için ne kadar önemli olduğunu görebilirdi. Acentem olsa onu ofisime davet ederdim. Tüm gerçekleri aktarırdım. Keşke bunu yapacak bir dost çıkabilir.

Türk turizmin bugünkü haline gelmesinde emek verenleri yok saymak, bana bu yasayı hazırlayanlar da ahde vefa yok dedirtiyor ve keşke bizlerle konuşsalardı. Eğer yasa bu haliyle çıkacak olursa vebali çok ağır ve onların omuzlarında olacaktır. Belki bir aklıselim biri çıkar ve “hop beyler ne yapıyorsunuz böyle sakat bir yasayla siz turizmi baltalıyorsunuz” der.

İnşallah bu yasa tez zamanda geri çekilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Gülümser - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler