Anne-kız çatışmalarının üstesinden gelebilme(me)k

Anne-kız çatışmalarının üstesinden gelebilme(me)k

Anne ve kızları arasındaki ilişkiler, zaman zaman sınanabilir. Eğer siz de benim gibi sık sık annesiyle çatışma yaşayan biriyseniz bu duygu size tanıdık gelecektir. Yaşamın farklı evrelerinde, bu özel bağ çeşitli nedenlerle gerilimlere sahne olabiliyor. Peki, bu sürtüşmelerin altında yatan sebepler neler ve aradaki uyumu sağlamak için hangi adımlar atılabilir? İşte, literatürde bu konudaki çalışmaları ve önerileri sizler için derledim. 

Her ne kadar anneler, hayatımızdaki vazgeçilmez kahramanlarımız olsa da zaman zaman kızlarıyla olan ilişkilerinde zorluklar yaşayabiliyor. Bu ilişkideki çatışmalar, sadece gençlik dönemlerinde değil, yetişkinlik dönemlerinde de devam edebiliyor. Bu durum, Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan araştırmalara da yansımış durumda. Bu araştırmalarda, anneler ve kızları arasındaki ilişkilerin, bazen karmaşık ve gerilimli bir hal alabildiği belirtiliyor. Peki, bu sürekli çekişmenin altında yatan nedenler neler ve bu durumla nasıl başa çıkılabilir?

Anne ve Kız Arasındaki Çatışmaların Kökeni Nedir?

Kültürel, yaş ve cinsiyet farklılıklarının ötesinde, anneler ve kızları arasındaki gerilimlerin temelinde, genellikle derinlemesine kök salmış psikolojik ve duygusal dinamikler yatıyor. Bu dinamikler, çocukluk dönemlerinden itibaren gelişen ve yetişkinlikte de devam eden karakter yapılarından beslenir. Annelerin kendi çocukluklarından ve ebeveynleriyle olan ilişkilerinden getirdikleri davranış kalıpları, farkında olmadan kızlarıyla olan ilişkilerine de yansıyabiliyor.

Ebeveyn-çocuk ilişkisi, hayatımızdaki en uzun süreli ve duygusal açıdan en yoğun ilişkilerden biri. Bu özel bağ, destekleyici ve olumlu bir nitelik taşısa da zaman zaman her iki taraf için de zorlayıcı oluyor. Özellikle çocukların annelerine karşı hissettikleri ambivalans, yani karşıt duyguların bir arada bulunması, bu ilişki türünde sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu karşıt duyguların kabul edilmesi ve yönetilmesi, ilişkideki gerilimleri azaltmada önemli bir adım olabilir.

Anne-Kız İlişkisinde Yaşanan Gerilimlerin Etkileri Neler?

Anne-kız ilişkisinde yaşanan gerilimler, kişisel duygusal destek algısını azaltırken, belirsizlik ve sürekli bir tedirginlik duygusuna yol açabiliyor. Bu durum, bireylerin yaşam yolculuklarında ilerlemelerine adeta bir engel oluşturuyor ve özgüvenlerini zedeleyebiliyor. Bu nedenle, bu tür gerilimlerin üstesinden gelmek, her iki tarafın da duygusal refahı için hayati önem taşıyor.

Peki, bu çatışmaların üstesinden nasıl geleceğiz?

Ebeveyn ve çocuk arasındaki çatışmaların üstesinden gelmek için, her iki tarafın da empati ve anlayış göstermesi gerekiyor. Ebeveynlerin, çocuklarının artık bağımsız yetişkinler olduğunu kabul etmeleri ve çocukların da ebeveynlerinin duygusal ihtiyaçlarını anlamaya çalışmaları önemli. Ayrıca bireysel alanların korunması ve sınırların belirlenmesi, sağlıklı bir ilişkinin temel taşlarından biri.  Bu ilişkinin temelinde yatan dinamikler ve çatışmaları anlamak, uyumlu bir ilişki için ilk adım.

Bu karmaşık ilişkiyi daha iyi anlamak ve aradaki uyumu sağlamak için bazı stratejiler ise şu şekilde sıralanıyor:

Aile yapısının temel taşlarından biri olan anne ve kız ilişkisi, çeşitli evrelerde zorluklarla karşı karşıya kalabilir. George Washington Üniversitesi'nden P. Lakshmin'in geliştirdiği "aile sistemleri teorisi", ailelerin dengede kalma çabasını ve bu dengeyi sağlama sürecinde yaşanan çatışmaları ele alıyor. Bu teoriye göre, anneler ve kızlar arasındaki çatışmalar; aile sisteminin korunması adına yaşanır ve bu durum sadece Türk aile yapısında değil, farklı kültürlerde de gözlemlenebilir. Prof. Lakshmin, anneler ve kızları arasında yaşanan çatışmaları azaltmak için bazı önerilerde bulunuyor:

  • Annenizle bir araya geldiğinizde yaşanabilecek tartışmaları önlemek adına önceden hazırlıklı olmak faydalı olabilir. Eğer belirli konular tartışmayı tetikliyorsa, konu değiştirebileceğiniz alternatif konulara hazır olun. Örneğin, yemek masasında yaşanan tartışmalar sıkça tekrarlanıyorsa buluşmalarınızı farklı ortamlarda gerçekleştirmeyi deneyin.
  • Empati kurma çabası her iki taraf için de önemli. Annenizin de bir zamanlar kendi annesiyle benzer dinamikler yaşamış olabileceğini göz önünde bulundurun. Farklı dönemlerde büyümüş olmanız, yaşadığınız deneyimlerin farklı olmasına neden olur ve bu durum, tipik anne-kız etkileşimlerinde sıkça karşılaşılan bir dinamiktir.
  • Lakshmin, iletişimde kullanılan dilin önemine dikkat çekiyor ve büyükannelere "dilinizi ısırın" önerisinde bulunuyor. Çünkü iyi niyetle yapılan öneriler bile eleştiri olarak algılanabilir. Yetişkin kızlar, aldıkları önerileri eleştiri olarak algıladıklarında, bu durumu ifade etmeli. Bu süreçte, önerilerin önemsendikleri için yapıldığını hatırlamak, ilişkideki gerilimi azaltabilir.
  • Annenizle aranızdaki ilişkide büyük değişiklikler için hemen sonuç beklememek önemli. Yıllar içinde oluşmuş davranış kalıplarının aniden değişmesi beklenemez. Ancak, açık ve net iletişim, ilişkinin iyileştirilmesinde anahtar bir rol oynar.
  • Dilbilim profesörü Deborah Tannen, "Onu mu giydin? Anne ve Kız Diyaloglarını Anlamak" kitabında, anneler ve kızları arasında özellikle çocuk yetiştirme konusunda yaşanan çatışmalara dikkat çekiyor. Genç annelerle yaptığı görüşmelerde, annelik becerileri hakkında eleştiri almanın, ilişkideki en büyük sorunlardan biri olduğunu belirtiyor.
  • Klinik psikolog Harriet Lerner, "Öfke Dansı" kitabında, öfke anlarında küçük molalar almanın faydalarını vurguluyor. Banyoda geçirilen 10 dakika gibi kısa molalar, duygusal mesafe yaratmak ve öfke dalgasını yönetmek için basit ama etkili yöntemler.

Annenizle olan ilişkinizde karşılaştığınız zorluklara rağmen, anlayış, empati ve sevgi dili, bu özel bağı güçlendirmenin anahtarları. Her kültürde ve her yaş grubunda, anneler ve kızları arasındaki ilişki, sevgi kadar zorlukları da içerir; ancak bu zorlukların üstesinden gelmek, ilişkiyi daha da derinleştirebilir. Bu konuda benim pek çözüm önerim bulunmuyor çünkü kendim de sık sık sinirlenerek öfkeme yenik düşebiliyorum. Çoğu zaman ne kadar sakin kalsam da illa ki bir yerde patlak veriyorum ve çatışma başlıyor. Üstelik hayatımın hemen her döneminde bu çatışma vardı ve var olmaya devam edecek biliyorum. 

Yaşım ilerledikçe sorunlar ve tartışmaların odak noktası farklılaşsa da tek anladığım, hep annemin küçük kızı olacağım. 26 yerine 56 yaşında da olsam sanıyorum annem yine yaptıklarımı beğenmeyecek ya da bir eksikliğini bulacak. Kimi zaman beni çok takdir edecek ama genelde farklı konularda belki de daha tatlı bir şekilde atışacağız. Saygı ve sevgi çerçevesini kaybetmedikçe ben bu duruma sanıyorum ki tamamım. Peki, benim kırgınlıklarım ne olacak, işte bunu kestiremiyorum.

Tek bildiğim, annelerimize kimi zaman çok sinirlensek de hiçbir zaman onların gözünden yaş gelsin istemediğim. Yüreklerine ateş düşmesin mesela. Umuyorum ki gelecek nesillerde çatışmalar çok daha yapıcı ilerler.

Canım anneme en çok sevgimle...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeynep Gizem Eskici - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler