Kuçik İ Çölemerik

Kuçik İ Çölemerik

Muhterem kari hava kış güneşi lakin sanki benim bahtımın güneşi tutulmuş gibi. Okuyanlar hatırlayacaktır. Birkaç hafta evvel Hakkari’yi hikaye etmiştik. Ettik etmesine ama beni de deşti, yaralarım depreşti, mıhralı yaralarım sızladı, uykusuz gecelerimde hasret silahlar, boş mermi kovanları hep seyrüsefer etti. Van Gölü otobüslerinden vuslat, helikopter sesinden korku, kar, kar gene kar. Kar fiilen ateşkes demekti o zamanlar, karlar erimesin, kimseler ölmesin aklımdan geçirsem de söyleyemem. Aç köpekler nafile çöp kutularının dibinde eşinir, henüz hayvan haklarını koruyanlar gelmemiş Hakkâri’ye. Benden önce sanki bir tek Ferit Edgü gelmiş, Hakkari’de Bir Mevsim’i yazmış bana bırakmış. Köşedeki kebapçı tanıyor; anlatır hala ara sıra, imzalı kitabı rafta tek kitap İran malı hediyelik eşyalar içinde. Cilo Pub gene dibine vurmuş rakının da herkes dengbej olmuş, tamburacı yanındaki öğretmene sarılmış, ‘Bıraye mın’ kardeşim diyor. Sabaha herkes unutur gene mevziler, gene pusular, mayonlar mekanizmalara yüklenir; gene gelecek ilk yaralıyı bekliyor oluruz, telsizlerde kan grubu, yarasının yeri söylenir; ahh metal künyeler.

Hayvan hakları koruyucuları beni affetsin köpekler beni hiç sevmez, ne desem bende, ‘Ne iti gör ne çalıyı dolan’ halindeyim, hiç eve almayı düşünmedim. Bunca yıllık hekimim, köpekten köpek sevgisinden başına iş gelen neler gördüm: bir keresinde sarhoş kafa kendi köpeğini öpmeye çalışırken sevginin iki taraflı abartılmış halinde dudağından ısırılmış bir arkadaşımın dudağını dikmişliğim de var. Düşünüyorum da köpeksizlikten başına bir iş gelmiş bir tanışım, yakınım, hastam hiç olmadı. Küçük yerde büyüdüm, evimizin yanında hep kedi köpek bulunur, onlar da yedikleri yemeğin hakkını verir; kediler sık sık ağzında bir sıçanla gelir, uzaktan bir gelen olsa köpekler ürür malı maşatı korurdu. Hakkari Devlet Hastanesi şehir merkezinden alçak bir yerde, kışın merkeze çıkan rampa donar, araçlar çıkmakta zorlanır, yaya gidenler düşmemek için türlü artistik hareketlerle inip çıkmaya çalışır, kenardaki buz sarkıtlar bahara doğru korkutur; kimseden ne korkusu ne borcu olmayan muhterem halkımız yolun ortasından yürümeye çalıştıkça garip manzaralar oluşur, yokuşun başındaki çay ocağı güneşli kış günlerinde en güzel yer, otur izle. Bir gece vakti yaralı ve hastalarımıza bakmak için gitmek iktiza etti: komutanımız canı sıkılmış zahir, gecede bir ay Urmiye’den görünür yayan gidelim diye tutturdu. Yol 3/400 m ama yolda jandarmanın köpekleri var, yalvardım, “Bana bir şey yapmaz merak etme” dedi. Nuh var Peygamber yok giyindik kuşandık, tüfeklerimizi astık düştük yollara. İnerken köpekler tel örgünün iç tarafında bir iki hırladılar ama geçip gittik hastaneye ulaştık. Ameliyatlı hastalarımızı, yaralılarımızı kontrol ettik içim pırpır gene köpeklerin yanından geçeceğiz. Çay kahve sallanıyorum hastaneye gelen bir araç olur biner gideriz diye ama komutan hemen uyandı “korkma ben buradayım en azgın köpek benim yanımda kedi olur sen arkama geç” diye beni sakinleştirdi ve gene düştük yollara: gözüm ilerde, kulağım seste bir meşum aylı gece, destanlar dile gelir, uzaktan Cilo Pub’tan türkü sesleri gidiyoruz. Jandarmaya gelince bir iki hırladılar tel örgünün iç tarafından, o hırıltıya kademenin tüm köpekleri toplandı, onlar telin içinden biz dışından yokuşa sardık. Arkadaş köpeklerle bir şeyler konuşuyor ama onlar ürüdükçe ürüdü, sese gelenler tabur oldu yürüdü, nizamiyedeki asker karşıdan düdükle ikaz verdi, düdükler düdüklere cevap köpekler, ay ve biz yokuşu çıkmaya devam ediyoruz. İçim kabardı, korku bedeni tuttu. AAAA nizamiye kapısının orda telde 1 metre kadar açıklık var; köpek taburu yola çıktı, önümüze dolaştı, garip bir şey oldu artık hiç sesleri çıkmıyor, hafif derinden bir hırıltı onlar da son karşılaşmanın yakın olduğunu anladılar, bir hırıltı ortalığı kapladı birbirlerine baktılar ve hücuma geçtiler. Kösler vuruldu, toplar gürledi, mübarekler bizi sardı. Korku ile mermiyi tüfeğin ağzına sürdüm, komutan, “Aman silah sesini nizamiyedeki nöbetçiler duyarsa PKK baskını zannederler, sağ çıkamayız buradan” dedi. En azgın olanı bana doğru geldi, tüfek namlusunun alevgizlerini ağzında geveliyor, ara sıra tüfeği bir iki savuruyorum. 20/30 metre yolu bana çok uzun gelen üç beş dakikada geçtik, ilk ışıklara ulaştık, şehre yaklaşınca hayalet gibi hepsi ortadan kayboldu. İki arkadaş yavaş yavaş yürüdük teslim olmamıştık ite köpeğe. Açık eczanenin önüne gelince arkadaş, “Şuraya girelim” dedi, içerde nöbetçiler vardı, girince bacağını bir açtı ki onlarca yerinde ısırık izi. Ben panik olmayayım diye hiç sesini çıkarmamıştı garibim; gelsin aşılar, ilaçlar. Biz ne ara evin içine aldık? İnsancıklar Tepecik pazarında pahalılıktan atılan lahana yapraklarını kovalarken kaliteli mama satan pahalı petshopları gördükçe bir yerlerde gariplik var… Ama dükkanda kedi köpek satılmasına ses etmeyenler, “hayvan hakkı” dedikçe hep ineklerimiz, koyunlarımız, keçilerimiz, tavuklar, hindilerimiz geliyor aklıma. Biri de evde tavuk beslesin, hep kediye köpeğe mi meyliniz? Hayvan hakları özelde kedi köpek hakları olarak anlaşılmıyor mu? Biliyorum bana çok kızacaksınız lakin üzüntüm, bu sevgi değil, ayarsızlık. Ya şimdilerde kayboldu yük altındaki eşekler, mekkare taburları, para için koşan atlar daha dün gibi önünde bi küçümencik eşekle dizi dizi develer, dorumlar. Hayvanları seviyorum, yaşamımı onlarla paylaştım, acılarını hissediyorum. Ardahan’da bir kartalın yavrusuna uçma öğretmesini tüm öğleden sonra izlemiştik, İlim ferasetim yetmez, galiba sosyolojik bir dönüşümdeyiz iki ayağımızın üzerinde yürüdüğümüz gibi. Evlerimiz boşalıp çocuklarımız gittikten sonra bu sevgi iyi geliyor olabilir.

Son söz :Baz bazla, kaz kazla, kel tavuk topal horozla

Not bâz ~ باذ ::: (f. i.) : 1) doğan [kus],

            

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Dr. Kadir Devrim Demirel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler