Zavallılar

Nurcan Etik'in 28 Şubat 2024 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Zavallılar

Her yaptığı işte "Kafasında neler yaşıyor ya bu adam?" dedirten, son yılların en yaratıcı, yönetmen ve senaristlerinden Yorgos Lanthimos'un Zavallılar (Poor Things) filmi yine muazzamdı. Çok keskin ve birbirinden ayrı farklı görüşlere yol açan film birçok eleştirmen tarafından yorumlandı, hakkında yazıldı çizildi. Ben burada filmi tartışmak için yazmıyorum, eleştirmen de değilim. Fakat filmi muazzam bulanlar tarafında olduğumu belirtmek isterim. Bu filmi Lanthimos'tan başkası çekemez, Bella'yı da Emma Stone'dan başkası oynayamazmış gibi hissediyorum. Neyse, bu muazzam filmin özellikle bir sahnesine mercek tutmak istiyorum. Bu yazının içeriğini dolduracak iki haberin bu sahneyle ele alınmaması benim için imkansızdı. Yazıya konu olan iki haber sevgili meslektaşım, oda arkadaşım, ekip arkadaşım, bu uzun ve hiç de kolay olmayacak olan yolculuktaki yol arkadaşım Sıla Arabacıoğlu'nun "Gökdelen manzaralı sefalet" ve "Rezidans kuşatması" başlıklı haberleri. Bu iki haber birbirinden bağımsız değil. Madalyonun iki yüzünü gösteren ancak temelde aynı çaresizliği bir gökdelenin tepesinden bir de gecekodundu penceresinden veren çarpıcı haberler. Bu haberler henüz kaleme alınmamışken Sıla'yla haber üzerine sohbet etmeye başlamıştık ve bana kafasındaki fikri söylediğinde, Zavallılar filminin benim için en çarpıcı sahnesi gözümün önünde gelivermişti. Evet dedim işte tam olarak bu!

Sanki bir masal alemi gibi, sanki plastik sanattan çıkmışçasına, sanki gerçek bir fantastik evreni sunarcasına sinema perdesinden bize armağan edilen Zavallılar'ın bir sahnesinin, gerçek olmasının imkansızlığına rağmen ne kadar da gerçek olduğunu hem de burnumuzu dibinde yaşanan bir gerçek olduğunu Sıla iki haberiyle ortaya koymuş oldu.
Gelelim şu sahneye: Üzerinde deneyler yapılarak yaratılmış Dr. GODwin'in yine üzerinde deneyler yaparak yarattığı Bella, cinselliği keşfetmiş ve dünyayı tanımak için bir yolculuğa çıkmıştır. GODwin istemese de buna gözyummak durumunda kalmıştır. Bella yaşama olan tüm iştahını, her şeyi, yaşamak için gerekli olan yeme-içme davranışı kadar "normalleştirerek" bize göstermektedir. Film boyunca tek bir sahnede Bella için "normal" olmayan tek bir an yaşanmaktadır. Her ne kadar dünyayı keşfetmek istese de, bunu isteği dışında, bir gemide yapmak zorunda kalan Bella, -çünkü burada gemi, GODwin Baxter'ın evinde hapsolmuş ve özgür olmak isteyen Bella'yı yeniden hapseden bir alanı simgelemektedir, fakat yine de önünde sonunda Bella o hapishaneden de daha da özgürleşerek çıkacaktır- İskenderiye limanında yaşadığı o "an"da bir kırılma yaşar. İskenderiye limanında, geminin oldukça yüksek güvertesinden aşağıya baktırıldığında -bu da siyahi birinin eşlik etmesiyle yaşanır- korkunç yoksulluk ve şiddet görür. O anda yaşadığı acının o ana kadar yaşadığı duyguların içinde hiç de "normal" bir acı olmadığını tüm davranış ve mimiklerinden anlayabiliyoruz. Ağlama krizine girerek merdivenlerden aşağıya inmeye çalışan Bella, aşağıdaki insanların yaşadığı yoksulluğu, açlığı ve sefaleti anlayamaz, normal karşılayamaz ve sinir krizi geçirir.

Sıla'nın "Gökdelen manzaralı sefalet" haberinde, İzmir'in "arka sokaklarında", eski bir gecekonduya bin lira kira vererek yaşamaya çalışan 74 yaşındaki Güngör Atıcıoğlu şöyle diyor: "Bin lira kira ödüyorum. Sabahın köründe yine evimin önüne her gün tezgah açıyorum. Bugün 11 lira kazanmışım. Ne ile geçineyim? Yaşım 74, bu yaştan sonra bana iş de vermezler. İşe alsalar çalışırım. Yaşlılık aylığım var ama krediye kesiliyor. Ailem de yok desteğim de. Desteğim olsa zaten evimin önüne tezgah açmam. Günde 10 lira kazanabilmek için bir umut her gün satış yapmak için uğraşıyorum. Yardım için kurumlara da başvurdum ama vermediler. Sizi arayacağız diyorlar ama kimse aramıyor. Ben her gün bu tezgahı açmasam yiyecek ekmeğimi alamam."

Sıla'nın Rezidans Kuşatması haberinde ise ele aldığı manzara, yoksulluğun ve sefaletin çevresinde yükselen gökdelenler, rezidanslar... Haberde, günler önce rezidansta oturan bir kadının sosyal medyaya düşen videosunu hatırlatıyor Sıla. O görüntülerde 1+1 "eve" 47 bin lira kira verdiğini söyleyen kadın, kendisine sorulan "Biraz pahalı değil mi ya?" sorusuna "Ama değer" diyerek yanıt veriyordu.

Bu iki insan da aynı şehirde daha da delicesi birbirine yakın, neredeyse 2 durak mesafede yaşıyor. "Ama değer" kadın, oturduğu rezidansın penceresinden Güngör Atıcıoğlu'nun yoksulluğunu da sefaletini de göremiyor. Medeniyetimizin arşa çıktığı bu modern ve hızlı zamanda, yeme-içme davranışı kadar doğal olan davranışlar karşısında çılgına dönsek de asıl çığlığı basmamız gereken, sinir krizi geçirmemiz ve koşarak merdivenlerden inmemiz gereken konularda vurdumduymazlığın kitabını yazıyoruz.

Bella'nın film boyunca gördüğünde normal karşılamadığı o tek ana ve o tepkiye ihtiyacımız var. Bunca yoksulluk ve sefalet karşısında Bella'nın çığlığına ihtiyacımız var!

Hepimizin zavallı olduğunu görmeye ihtiyacımız var!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nurcan Etik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler