Örüntüler

Nil Dilara Çolak'ın 29 Şubat 2024 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Örüntüler

Unutulamayan kitap girişleri vardır. Düzensiz aralıklarla, alakasız işler yaparken vjjt diye aklınızda beliriverir hani. Şu da öyle bir giriştir benim için:

“I. Dünya Savaşı’nın ortalarında bir zaman Alman ve Avusturya ordu karargahları arasında cereyan eden bir telgraflaşmaya dair (muhakkak ki, sonradan uydurulmuş) bir anektod nakledilir. Almanlar, “Bizim cephede durum ciddi ancak feci değil” diye bir mesaj gönderir. Avusturyalılar da cevap verir: “Bizim cephede durum feci ama ciddi değil.”

Tarihin durağan, sessiz sakin geçtiği dönemleri olmuştur. Fakat son iki yüzyıl, bunun tam zıttı bir yönde, olabilecek en sesli orkestranın görkemli bir konserinde şekillerin ancak bulanık renklerden ibaret olacağı bir hızla giden tren misali geçiyor dünyadan. Buluşlar bir yana sadece anahtar verileri saydığımız liste bile iddialı. Dünya Savaşları, nükleer çağın başlangıcı, uzay yarışı, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki atılımlar, küreselleşme derken 20. yüzyıl sonuna yerleştirilen ve listenin önemli maddelerinden biri karşımıza çıkıyor: İklim krizi. Özellikle, görece son bir kaç on yılda çeşitli bilimsel alanlarda çalışma başlığı haline gelen iklim krizi, geçtiğimiz yıllarda ise doğal olarak çok kollu bir yapıya sahip olmasıyla, gerek bilimsel çalışmalar arasında gerekse dünya gündemindeki popüler konulardan. Artık daha kendine has bir isimle anılıyor, kulağınıza çalınmamış olması mümkün değil: Antroposen çağ.

Antroposen kavramı, İlk olarak 1920’lerde jeolog A.P. Pavlov tarafından “antropojenik sistem” şeklinde kullanıldıysa da günümüzdeki anlamı, 2000 yılında Paul J. Crutzen tarafından, gezegenin artık Holosen’de değil Antroposen çağda bulunuduğunu ifade etmesiyle türemiştir.

En kaba ifadesi ile insan kaynaklı-etkili iklimsel değişiklikleri, yeni bir iklim çağını temsil eder. İnsanın gezegen üzerinde ve gezegene karşı failliğinin de bir ifadesidir aynı zamanda. Mevcut insan toplumlarının doğrudan muhatabı olduğu, ya da öyle olduğunun anlaşılması gerektiği acil bir durumdur. Kulağınıza çalınmamış olması mümkün olmayan bir diğer kavram ise kapitalizm(!). İlk evreleri 16. yüzyıla uzanan ve Sanayi Devrimi ile gelişip yüz hatları oturan, buradan sonra dünyadaki yerine iyice yerleşen, doyumsuz ve kendi yeniden üretimini varoluşunun merkezinde bir yerlere koyan, adeta Lovecraft evreninden fırlamış bir yaratıktır. Sonsuz kar elde etme açlığı ile doğanın ve emeğin fütursuzca sömürüsünü temsil eder. Günümüzde Antroposen, bazı açılardan tartışmalı bir konu ve ismi de bu tartışmalara dahil. Antroposen ismine alternatif isim önermelerinden biri de Kapitalosen.  Bir açıdan bakıldığında, Antroposen, kapitalizm içerisinde belli bir eşiğin aşılması sonucu üretilmiştir ya da aşılamaz ve insan için “doğal” görünen kapitalist gerçekliğin aşılamaz bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

Antroposen ve kapitalizm örüntüleri ve bunlara dair tartışmalar  kuşkusuz çokça dikkat verilmesi gereken gerçeklikler fakat bu tartışmaları başka bir yazıya bırakıp burada bir düşünce örüntüsüne değinmek istiyorum.

Tüm bu kabaca bilimsel, ekonomik, siyasi ve insana dair  tartışmalar, toplumsal olarak bakıldığında çoğu kişi için uzakta bir yerlerde birilerinin tartıştığı, yazılıp çizilen, bir dizi “bilimsel falan bir şeyler” den öteye geçmeyen, gündelik hayatta kendine yer edinemeyen, gerçekliği anlaşılamayan tartışmalar. Bir başka açıdan da müdahale edemeyecekleri, çözümün aktörü olamayacakları uzak bir kriz. Sorun bireysel olarak alınabilir önlemleri  aşan konumda. Fakat  aynı dünyaya uyanıyor hala. Gündelik hayat yerinde sapasağlam duruyor! Her yaz bir yerler yanıyor. Biyoçeşitlilik azaldıkça azalıyor. Mevsimler bir tuhaf. Gel gör ki yazıldığı kadar basit bir yer tutuyor gündelik yaşamlarda. “Benim müdahale etmem mümkün değil. Devletler, şirketler düzeyinde bir mevzu. Görmezden gelinebilir de. Kıyameti biz görmeyiz.”

Burada bir sorunların ölçeği problemi yaşanıyor. Ölçek yanlış. Antroposen ve Kapitalizm ikilisinde sorun çok büyük ve bireyi aşıyor olabilir ama aynı zamanda bazen cehennem sıcağı bir yaz gününde pencerenden sana bakıyor ya da her şey için bu kadar çaba harcamak zorunda olmanın sebebi o. Kapitalizm bir yandan bireyi sömürürken diğer yandan yegane yolunun bu olduğunu söyleyerek doğayı finansallaştırıp senin ve diğer canlıların yaşam alanını kendi istediği gibi sınırlandırıyor. Tüm bunlar öylece değil insan failliği ile oluyor! Eninde sonunda yaşamı ekonomi ve politikayla biçimlendiriyoruz. Senin yaşamını zorlaştıran aynı olgu doğayı sömüre sömüre insanlığın evrimsel süreçte başarı kazanmasına imkan sağlamış koca bir iklimsel çağı bitirdi. Senin krizin ile gezegenin yaşadığı kriz birbirine çok uzak görünebilir ama o kadarda uzak değildir belki? Üstelik senin kendini gezegenin krizinden yalıtman mümkün de değil.

Bu konu, resmen hıp hızlı giden bir trende tarihin tanıklık ettiğimiz bir kritik dönemini teşkil ediyor. Gezegeni ve onunla ilişkili her şeyi içeriyor. Konu konu terim terim anlatılabilir, buna ihtiyaç da vardır. Ancak bu  meseleyi gerçekçi şekilde kavrayabilmek için önce olaylar arasındaki örüntüleri, bu devasa tığ işçiliğini okuyabilecek bir zemin hazırlamak gerekiyor bana göre. O zemin olmadan, her şey bireyin dünyasına çok çok uzak bir galakside bir grup insanın hakkında konuşup durduğu bir konu, uğultulu bir arka plan sesinden fazlası olamıyor gibi çünkü. Her şeyin bir ouroboros oluşturduğu bu durumda sizce durum feci ama ciddi mi değil yoksa ciddi ama feci mi değil?

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Z Kuşağı Yenigün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml