Gediz Ovası

Yasadışı ya da yasaların arkasından dolanarak yapılan çoğu iş, daha çok seçim dönemlerinde olur. Merkezi ve yerel kötü yöneticiler, oy kaygısı ya da çıkar ilişkileri nedeniyle bu kanunsuz işleri, görmezden gelirler.

Kötü yöneticiler, tarım alanları, meralar, ormanlar, yaylalar ve sulak alanlardaki yapılaşmaya göz yumarlar. Göz yummanın ötesinde, inşaat ruhsatı bile verirler. Dereler, nehirler, tarım alanları ve denizler evsel ve sanayi atıklarıyla, kimyasallarla kirletilir, sessiz kalırlar.

Gediz Deltası'ndaki yapılaşma her geçen gün artıyor. Tarım alanları yok ediliyor. Kimi “tarımsal depo” adı altında kimi tamamen kaçak olarak yapılıyor. Hurda metal depoları, fabrikalar, sanayi ürünlerinin doldurulduğu tarlalar…

Gediz Ovası, 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu 14'ncü maddesi ile Büyük Ova Koruma Alanı olarak, koruma altına alınmış. Kanun “Büyük ovalarda bulunan tarım arazileri hiçbir surette amacı dışında kullanılamaz.” diyor. Bu maddenin son bölümünde ise "Tarım dışı kullanıma Bakanlık izin verebilir" deniliyor. AKP'nin yasa anlayışı. Eğer Bakanlık karar verecekse yasaya ne gerek var. İşte bu nedenle Gediz Ovası'nda talan sürüyor. İşte bu yüzden samanı bile başka ülkelerden ithal eder duruma düştük.

Gediz Ovası'nın yapılaşma dışında da birçok sorunu daha var. Gediz’e 401 kilometrelik yolculuğu sırasında birçok fabrikanın kimyasal atık suları, birçok yerleşimin evsel atıkları, kanalizasyonları akıtılıyor. Salihli Demirköprü Barajı’ndan sonraki Gediz, daha yoğun bir kirlilik taşıyor. Birçok sanayi tesisinin kimyasal atıkları arıtılmadan Gediz’e boca ediliyor. Bu sularla ovadaki bitkiler sulanıyor. O bitkiler (meyve-sebze) sofralarımıza geliyor.

Pek çok kuş türünün yaşadığı Gediz Ramsar Alanı'nda da (Uluslararası Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi) yapılaşma artıyor. Yasadışı balıkçılık önlenemiyor. Oysa bu sığ sular, hem kuşların beslendiği hem de her türden yavru balıkların büyüyüp geliştiği alanlar.

Gözden uzak olduğu ve kontrol edilemediği için ruhsatsız teknelerin balıkçılık yaptığı Ramsar Alanı’ndaki insan trafiği de gittikçe artıyor. Kuşların beslendiği sığ sularda, balık yemi olarak kurt ve mamun çıkaran insan sayısı da çoğalıyor. İnsanlar bir şekilde hayata tutunmaya çalışıyor.

Yok edilen sadece tarım ve sulak alanlar değildir. Kapitalist soygun düzeni kâr, daha çok kâr elde etmek üzerine kurulmuştur. İnsan ve çevrenin önemi yoktur. 26 gün önce Erzincan İliç ilçesinde dokuz canımız, kimyasal çamur içinde boğuldu. Cansız bedenlerine bile ulaşılamadı. Kapitalist anlayış için bunun bir önemi yoktur. Yeni 9 işçi alınır, olur biter. Zehirli (siyanür vb.) çamurun suları Fırat Nehri'ne ve yeraltı sularına karışabilirmiş. Bunun da bir önemi yok. Önemli olan tek şey, yabancı şirketin, yerli ortağın ve paydaşlarının kasasına girecek altındır.

Doğaya, insana ve diğer canlılara değer vermeyen bu üretim anlayışının değişmesi şart. İnsanlık bu barbar soygun düzenine daha fazla dayanamaz. İnsana yaraşır bir ekonomik ve sosyal yapının inşa edilmesi şart.

İzBB Başkanı Tunç Soyer, Gediz boyunca dolaşıp, kirliliğin önlenmesi için çalışmalar başlatmıştı. Üye Hakan Barçın'ın projesi İBB Meclisinde kabul edilmiş, koruma çalışmalarının denizde de sürdürülmesi karara bağlanmıştı.Umarım yeni seçilecek olan Başkan ve Meclis de bu konuda duyarlı olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şevki Avcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler