İklim değişikliği ve yerel yönetimler

İklim değişikliği ve yerel yönetimler

İklim değişikliği artık toplumun tüm kesimlerinin farkında olduğu ve daha da önemlisi kabullendiği bir gerçek. Nasıl olmasın ki? Ege Bölgesi’nin 1991-2020 aralığında Şubat ayı normalleri 7.4 °C olmasına karşın 2024 Şubat ayı 10.2 °C olarak gerçekleşti. Neredeyse Şubat ayından bu yana ilkbaharı yaşıyoruz.

Dünya Sağlık Örgütü iklim değişikliğini “ister doğal değişkenlik nedeniyle, isterse insan etkinliğinin bir sonucu olarak, zaman içinde iklimde meydana gelen herhangi bir değişiklik” olarak tanımlıyor. Burada insan etkinliği tanımı önemli. Çünkü 1950’li yıllarda dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 70’i kırsal alanda yaşıyorken günümüzde bu oran tam tersi durumda. Bu süreçte toplam dünya nüfusunun da üç kattan fazla arttığını göz önünde bulundurmalıyız. Plansız kentleşme hızlandıkça fosil yakıt kullanımı, sanayileşme, yeşil alanların tahribatı ve doğal kaynakların kontrolsüz kullanımı artıyor.

Daha önceki yazılarımda Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşmada yerel yönetimlerin katılımlarının olmazsa olmaz olduğunu ve 169 alt hedeften 86’sının yerel yönetimlerle ilişkili olduğunu yazmıştım. Çoğu hedefte olduğu gibi 13. hedef olan İklim Eylemi’nde de uluslararası kuruluşlar ve merkezi yönetimler tarafından gerçekleştirilen çalışmalar, yerel yönetimin desteği ve katkısı olmadan kentsel alanlarda tam anlamıyla uygulanabilir hale gelemez.

31 Mart yerel seçimleri yaklaşırken İklim Haber ve KONDA Araştırma Türkiye’de İklim Değişikliği Algısı Raporu’nu yayımladılar. Altı yıldır aralıksız olarak düzenledikleri raporda yerel seçim öncesinde değerlendirilmesi gereken önemli bir de ayrıntı var. Toplumun yüzde 55’i iklim kriziyle mücadele konusunda en fazla sorumluluğun hükümete ait olduğunu düşünse de yüzde 22’si ise yerel yönetimlerin sorumlu olduğunu düşünüyor. Aynı kamuoyu araştırmasına katılanların yüzde 75’i de yerel yönetimlerin iklim değişikliği için yeterli çabayı göstermediğini düşünüyor.

Değişim yerelden başlar. Yaşanabilir bir dünyayı ancak birlikte hareket ederek kurabiliriz. Yerel yönetimlerin öncülüğünde atılacak adımlarla toplumun her kesiminden yurttaşımızın bilinç düzeyini yükseltmek zorundayız. Yerel yönetimler; bu alanda çalışan değerli bilim insanlarının ve gençlerin önünü açarak, imkânlar sunarak değişimin öncüleri olmalarını sağlamak zorunda. Bu bilinç düzeyine erişmeyen kurumlar günümüz dünyasında bir süre sonra yitip gidebilir veya ağır bedeller ödemek zorunda kalabilir.

Sonuç olarak; seçmen, iklim değişikliği ile mücadeleyi her gün daha fazla önemsiyor ve yerel yönetimlerin bu konudaki sorumluluğunu dile getiriyor. Yerel yönetimler sürdürülebilir, çevre dostu ve yaşanabilir kentler yaratma yolunda mutlaka daha planlı olmalı ve Sürdürülebilir Enerji İklim Eylem Planlarını (SECAP) oluşturup hızla yol almalılar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Berk Hızlıateş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml