Lezita: Direnişin lezzeti

Lezita: Direnişin lezzeti

Abalıoğlu Lezita “hayatın lezzeti”ni işçilerine sunamadığından işçiler de “direnişin lezzetini” tatmak durumunda kaldı. Lezita Direnişi iki haftadır devam ediyor. İşçilerin istedikleri ilk şey, işverenin kendileriyle, sendikalarıyla masaya oturması. Söz konusu tesiste Öz Gıda İş’in TİS yetkisi bulunuyor. Çalışma Bakanlığı onaylı! İşveren kabul etmediği için süreci mahkemeye taşıyor, yargı sendika lehine karar veriyor ancak işveren yine kabul etmiyor. Yani Abalıoğlu Lezita ne bakanlığın ne de hukukun kararlarına uyuyor! İşçiler hakkını alabilmek için grev kararı aldığında resmen işkence denebilecek birçok yöntemle grev kırıcılığı yapmaya kalkışıyor. Bunların içinde işçilerin beklediği yerin önüne toprak döktürüp, oradan kamyonları geçirip işçileri gün boyu toza dumana maruz bırakmak mı dersiniz... Sendika bu toprağı toz kalkmasın diye sulamak istediği için su tankeri getirttiğinde, tankeri kullanan kişinin Abalıoğlu Lezita’nın başka bir tesisinde çalışanı olduğunu öğrenince işten çıkarması mı dersiniz... Koca koca hoparlörlerden gün boyu işçilere, yüksek sesli arabesk, pop, tekno müzik dinletmek mi dersiniz...  İki haftadır bu işkenceler kesintisiz devam ediyor...
Abalıoğlu Lezita tüm bunların üzerine ne yapıyor dersiniz? Basın açıklaması! Üretimimiz durmamıştır, işçilerimiz işinin başındadır,  kazanç kaybı olmamıştır, kaliteli ve sağlıklı üretim tüm hızıyla devam etmektedir falan filan. Dönüp de işçisinin yüzüne bile bakmıyor ama kamuoyuna açıklama yapıyor! Siz neyin egosunu yaşıyorsunuz ya? Bu işçiler olmasaydı bugün burada olamayacaktınız! “Bu işçiler olmasaydı başkaları olurdu, işçi mi yok” diye ucuz iş gücü ordusunda insanların onuru ve haysiyeti yokmuş gibi düşünmeyin, var çünkü! Bu işçiler olmasaydı başka işçiler de bugün haklarını arayacaklardı!
Tüm sermayedarlar, tüm işçilerin bunu kavramasından tir tir titriyorsunuz!
*
Dönelim tekrar grev alanına... Elbette kolluk kuvvetleri artık sermayenin koruyucusu olmuş gibi davranmaktan burada da çekinmiyor. Daha dün Akbelen’de, Agrobay’da halkın karşısında ve sermayenin yanında sıralanan kolluk kuvvetleri bugün de aynısını Abalıoğlu Lezita’da yapıyor.
Dün de söyledik, Akbelen’deki kadınlar da söyledi, Agrobay’daki işçiler de söyledi, Abalıoğlu Lezita’daki işçiler de söylüyor: “Neden bizim karşımızdasınız da yanımızda değilsiniz?”
Sermaye-devlet ilişkisi artık o kadar açık açık ortada görülüyor ki, devletin yurttaşlarından önce gelen sermayedarları var! İlk ve öncelikli yurttaşlar işte bu sermayedarlar; devletin değerlileri, göz bebekleri, kendisini yöneten yurttaşları... Askerini, hakimini, savcısını, bilirkişisini, araç gerecini kullanabilen birinci sınıf vatandaşları...
Bizler de işte adaletin de hukukun da hiçbir önemi kalmayan güzelim memleketimizde hakkımızı alabilmek için ancak ve ancak birbirimizden başka kimsemizin olmadığını böyle zamanlarda öğreniyoruz. Akbelen, Agrobay, Abalıoğlu Lezita direnişleri birbirinden kopuk, ayrı dünyaların direnişleri değil.
Akbelen’de kadınların öncülüğünde yaşam savunucuları topraklarını, ormanlarını korumaya çalışıyor, kimden, sermayeden!
Agrobay’da tarım işçisi kadınlar haklarını ve tazminatlarını almaya çalışıyor, kimden, sermayeden!
Abalıoğlu Lezita’da işçiler haklarını almak için direniyor, kimden, sermayeden!
Ve bu insanların karşısında hep aynıları var: Devletin kolluk kuvvetleri, devletin araç gereçleri, artık ne yazık ki çoğu zaman hukuk bile...
Ve bu insanların yanında hep aynıları var: Bir başka yerde sermayenin ve ortağının zulmüne maruz kalmış insanlar ve kadının, çocuğun, işçinin doğanın, ağacın, ötekileştirilenin sesi olmaya ant içmiş muhalif gazeteciler...
Öyle arada gelip giden siyasetçilere de bakmayın, hepsinin amacının ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Seçim yaklaşırken kendi popülaritesini artırmaya çalışan siyasetçiler, kendi reklamlarını yapmak dışında hiçbir amaç gütmüyorlar. Güdenleri de gördük elbette, ama onların sayısı çok az. Biz gazeteciler, kimin ne zaman ne kadar nerede durduğunu gayet iyi görüyoruz, bunu da işçinin emekçinin yanında poz vererek sadece reklamını yapmaya çalışan siyasetçilere de her defasında söylemekten çekinmeyeceğiz. Günlerdir Ankara'ya yürüyen Agrobay işçileri sendikası Tarım-Sen'in  Örgütlenme Uzmanı Ayşe Büşra Yılmaz'ın da dediği gibi "Sizin bu seçimler üzerinden güttüğünüz siyasetin işçiler nezdinde hiçbir karşılığı yok. İşçiler sağınızdan solunuza hepinizin ne mal olduğunuzu biliyor!"

İster iktidarın en yakınındaki sarı sendika olun ister en uzağında, gerçekten işçi sendikası, değişmeyen bir şey var: Bir emek ve hak mücadelesi verirken gerçekten yanınızda duranlar. Sizlerle Akbelen’de, Agrobay’da, Abalıoğlu Lezita’da ve daha nicelerinde yan yana olanlar... Bizi bu kirli düzenden kurtaracak olan da yanımızda olanlarla her daim yan yana olmak...
Direnişiniz lezzetli olsun...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nurcan Etik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml