Nesiniz?

İnanıyoruz ki her insan içinde iyilik var. Mesele bunu ortaya çıkarabilmekte.

Bir erdeme ihtiyacımız var.

Hoşgörü erdemine...

Kibirli olmama erdemine…

Tüm olumsuzlukları ve kötülükleri yerle bir edecek alçakgönüllü olmaya…

‘Hoşgörülü olmak’, ‘alçakgönüllü’ olmak. İşte buna çok ama çok ihtiyacımız var.

O hoşgörü ile erdemli biri olmaya bir basamak, bir adım daha yakın hale gelmiş olacağız. Başarabilirsek şayet.

***

Ve sizden beslenecektir negatiflik günü geldiğinde unutmayın. O negatiflik tüm erdemleri bırakmanızı isteyecektir.

Nesiniz?
Kötü mü?

İyi mi? Keskin çizgi bu. Ortada gri var siyah ve beyazın karışımı.

Sigmund Freud’un psikoanalitik kavramına göre ‘egosu, id kavramı tarafından ele geçirilmiş bireydir kibirli olan insan.’ Yani kötünün başlangıcı. Kibir beslemez mi kötülüğü?

***

Zor insandır iyi olan.

Adaletten eser kalmadığı zamanlarda bile terazisinde iyilik vardır, hoşgörü vardır onun.

Adeta bir basamak atlamak için yarışır hayatın içinde. İşte o anda ne olduğu yönünde karar verebilmesi öz iradesi ile yol seçebilmesi önemli. İnsanın en büyük özelliği, insanca düşünebilmesidir çünkü.

***

Neyiz?

Yukarıdan bakan mı? Ancak insanlara yukarıdan bakarlar ona da yukarıdan bakanların olduğunu unutur. Diğer bütün insanlardan ne olduğu kendini ayırır aslında.

İçsel yolculuklarda kendini arayan insan hayatın içinde kararı yine kendi verir ve tüm savunmaları bu karar karşısında çaresiz kalır.

Seçimler sana ait…

Kaderin ardına saklanma. Kendini anla ve silahlarını bırak.

***

Nesiniz?

Kötü mü, iyi mi? Ne kadar kötü olay görmüş olsanız da hızla içiniz de uyanan ne?

Belki negatif olduğunuzu öğrendiğinizde artık bu ortada kalmışlıktan nasıl kurtulabileceğinizi bulabilirsiniz.

Her şeyi renkli ve ışıltılı gösteren bir gözlük mü?

Gerçekleri size söyleyen mi?

Onun tutsağı olduğunuz halleriniz size ne olduğunuzu daima haykırır.

Doğurgandır zaman.

Ve giderek büyür. Sizi tutsağı olduğunuz her bir şeyle yüzleştirir.

***

Nesiniz?

Hangi yöndesiniz?

Hücrelerinizi ele geçiren ne ise onu bulmalı ve hayatı o şekilde düzenlemelisiniz.

Yoksa hayat sizi bir paçavraya döndürür.

Acımasızca…

Kurban olmuşça…

Fırlatırcasına…

Bu nedenle hayatın içindeki yönleriniz gerçekten sizi anlatsın.

Korkmadan yol aldığınız, merhametle yön bulduğunuz ve gerçekleri benimsediğiniz şekilde.

***

''İnsanlara yanağını çevirip böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.'' (Lokman 18)

 

Dip notlar:

La Fontaine Masalı: Saz ile Meşe…

Orman sakinlerinden meşe, bir gün, saza demiş:
- Minnacık serçe konsa üstüne, belin bükülür.

Seher yeli bile başını eğdirir.

Bir de bana ve gövdeme bak, güneş giremez içime, fırtına ise dallarıma yaklaşamaz.

Her esen yel sana bora, bana kasırgalar meltem.

Bari gelip gölgemde yaşasan da üzerine kanat gersem.

Bu yüzden acırım sana.

Saz cevap vermiş:

- Sağ ol çok düşüncelisin ama benim için üzülme.

Benden çok sen kork rüzgârdan çünkü ben eğilirim, kırılmam.

Doğru, bugüne kadar dayanmışsın, dimdik durmuş, boyun eğmemişsin. Bir gün gelir çok sert bir rüzgâr gelir seni yerinden eder.

O anda sert bir rüzgâr esmiş. Böylesi görülmemiş. Saz eğilmiş, meşe dayanmış,
Derken karayel arttıkça artmış. Sonunda meşe çatlamış ortasından…

 

Bir Özdemir Asaf şiiri…

Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama,

‘İyiyimler’ yamaladım dilime.

Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,

Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni.

Gel diye beklemiyorum artık,

Hatta istemiyorum gelmeni.

Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.

Ara sıra geliyorsun aklıma, bana ne diyorum,

Benim derdim yeter bana bana ne!

Alıştım mı yokluğuna?

Vaz mı geçiyorum, varlığından?

Tedirginim aslında,

Ya başkasını seversem?

İnan o zaman seni hayatım boyunca affetmem...

 

Mutlu kalın…

 

Fıkra;

Hoca Nasrettin Akşehir’de kadılık görevini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri pintiliği ile bilinen bir aşçı, diğeri de zavallı bir fakir. Aşçı sözü almış:

– Hocam demiş, ben bu adamdan davacıyım. Dükkânın önünde yemek pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde somun ekmekle geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Sonunda yemek pişene kadar ekmeğini bitirdi. Ondan yemeğin buğusunun parasını istedim, vermedi. Hoca Nasrettin anlatılanları dikkatlice dinledikten sonra fakire dönüp:
– Doğru mu bunlar? diye sormuş.
– Evet, demiş fakir adam.
– Öyleyse para kesesini çıkar bakalım. Zavallı fakir adam kadı efendiye karşı gelememiş. İçinde üç beş akçe bulunan para kesesini Hoca Nasrettin’e uzatmış. Bu sefer aşçıyı çağırmış yanına. Keseyi kulağına yaklaştırarak başlamış şıngırdatmaya…
Aşçı, ver hocam artık paramı diyerek hocadan parasını istemiş.
Hoca da:

– Haydi demiş aldın işte alacağını.
Aşçı:

– Nasıl olur? Bana bir şey vermedin diye şaşkınlığını belli etmiş
Hoca cevap vermiş:
– Fazla uzatma, yemeğin buğusunu satan, paranın da sesini alır!

Günün sözü;

Hiçbir şey insan kadar yükselemez ve onun kadar alçalamaz. Hölderlin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nur Yılmaz - Mesaj Gönder

# olay, yol

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml