Seçimlerden öğrendiğim bir şey var...

Seçimlerden öğrendiğim bir şey var...

Yerel siyasette, birilerinin devri kapanırken birilerinin devrinin başlamasına az kaldı. Yenigün ekibi olarak İzmir'in 30 ilçesinde ve Büyükşehir'de seçimin nabzını tuttuk. "İzmir'in seçimi" çalışmamızdan çok şey öğrendim. Dahası bu çalışma bana kabullenmeyi de öğretti. Bu kabullenme pes etmek gibi algılanmasın, öyle bir şey değil. Genel olarak kendisini öyle ya da böyle muhalif kesimde konumladıranların, "Bu kez değişecek" umudunun yerini, her seçimde "Nasıl olur, çıldıracağım" hayal kırıklığına bırakması... Sosyologların, siyasette aktif çalışma yürütenlerin, hak mücadelelerinde yer alanların, gazetecilerin, siyaset bilimcilerin, solcuların vb. seçmenlerin oy verme pratiklerini hiçbir zaman doğru dürüst okuyamaması... O büyük ve hiç değişmeyen öngörüsüzlüğümüz... Kabullenişim tam da buralarda geziniyor.
Neden bir türlü bu ülkede çoğu insanın politik bilince sahip, haklarını bilen, o haklarla yaşamak isteyen, kendi özgürlüğünü isterken başkasının özgürlüğünü de isteyen bilinçli seçmenler olmadığını kabullenemiyoruz ki? Neden her defasında yaşanan tüm felaketlerin bir şeyleri değiştireceğini düşünüp, seçim gecesi koca bir hayal kırıklığıyla kalıveriyoruz...
Bu ülkenin yurttaşları olarak, bizler politikadan anlıyor muyuz gerçekten? Kahvelerde, altın günlerinde, sosyal medyada, iş yerlerinde siyaset uzmanlarımız dolu... Politik bilinci olmayan siyaset uzmanlarımız... Birilerini hatırlattı mı? Sanki yöneticilerde de böyle bir özellik var gibi değil mi? Bir toplum neyse yöneticileri de o değil midir?
Yurttaşlar olarak 'bizler siyasetin bu kadar içinde olup politikadan nasıl bu kadar uzak olabiliriz'i bile sormuyorum artık.
Seçimden seçime, pusulalara mühür basıp, ardından zarfı sandığa attığımız kadar politiğiz. Ancak bu kadar varız... Yurttaşların politikaya katılımı, sivil toplum kuruluşlarında yer alıp, harekete geçirici bir unsur olmaları bir ülkenin gelişimi açısından son derece önemlidir. Hele bizim gibi hukukun artık Hayalet Casper'a dönüştüğü bir ülkede ölüm kalım meselesidir desek abartmış olmayız. Ama gelin görün ki, STK'larda aktif çalışan ve politikaya ucundan kıyısından dokunmaya çabalayan insanların tükaka ilân edildiği bir dönemde yaşıyoruz. Birileri terörist ilan ediyorken birileri küçümsüyor, birileri STK'lardaki insanların yanında görününce bile başına bir iş gelecekmiş gibi kaçarken, birileri onların varlığından, ne işe yaradığından bile haberdar değil.
Koltuktaki ismi değiştirmekle "değişim"in geleceğine inanan, inandırmaya çalışan, inanmış gibi yapan, inanmış gibi yapmak durumunda kalanlarla değiştirebilecek hiçbir şeyimiz yok...
Artık şunu kabul etsek daha az hayal kırıklığına uğrayacağız sanki: Bizim ülkemizde insanların çok yüksek bir kesiminin, politik duruşu falan yok. Bu seçim sonuçları nasıl böyle çıktı dedirtecek politik bilinçli bir seçmen kitlemiz yok! Bu ülkedeki insanların özellikle seçimlere yakın giydirilen  "masum seçmen" gömleği de gerçek değil! Hangi seçmen masum? Bir şey "bilmiyorsa" oy kullanmama tercihini de kimse yapmıyor. Çünkü bu ülkede hepimiz her şeyi çok iyi biliriz(!)
İzmir'in seçim nabzını tutarken, belediye başkan adaylarıyla da seçmenlerle de görüşmelerimiz bu ülkeye dair pek çok bilgi verdi aslında. Başkan adaylarının yanındayken kaç kişi telefon açtı, kaç kişi yanlarına gelip bir şeyler anlattı. Hepsinin de içeriğini ne oluşturuyordu biliyor musunuz?
Benim şurada çocuğum var iş ayarlayacak mısın, diyordu seçmen.
Evet, halledeceğiz hepsini, diyordu aday...
Bir başka yerde, benim şu problemim var (kişisel bir problem) çözecek misin diyordu seçmen.
Evet çözeceğiz inşallah, diyordu aday...
İşimi yaptığım yer şöyle kötü böyle çirkin düzeltecek misin, diyordu seçmen.
Evet, o iş bende merak etme, diyordu aday...
Seçmenlere bir şeyler sorduğumuzda cevap vermekten kaçınıyordu. Korkunç olan ise muhalefetin adayından bile korkuyor olması... "Kime oy vereceğim bende kalsın" diyorlardı. Çünkü hakkında eleştiri yaptığı kişi seçilirse kendisine düşman olmasından korkuyor, işini hallettirememekten korkuyordu...
İşte, "patron sizsiniz" denilen "masum seçmen" sadece kendini düşünen, kendi çıkarına iş yapacak olanı destekleyen sayısı milyonlarca olan bencil bir güruh...  Yanıbaşındakinin sorununu bile görmeyen bir güruh... Politik bilinci olmayan ama kendi çıkarı için her yolun mübah olduğunun bilincinde olan bir güruh...
Seçmeni bu olan ülkenin iktidarından tutun muhalefetine kadar tüm yöneticileri de işte bu olur... Ne bekliyoruz ki?
Seçimlerden öğrendiğim bir şey var...
"Tanrım lütfen affetme onları, çünkü ne yaptıklarının bilincindeler."

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nurcan Etik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml