Utanç duygusu

Utanç, davranışlarımızı düzenlememize yarayan ve kendi kültürümüzde belli normlar içinde yaşamamız için bizleri kontrol altında tutan evrimsel bir araçtır; eğer ki diğer uca gidip kendimizi fazlaca sürekli başkalarının gözüyle görmeye başlamazsak. Bu durumda utanç başkalarının bizimle ilgili ne düşündüğünü aşırı önemseyip, adeta başkalarına göre yaşamaya başlamamıza da neden olabilir. Kendimizi sürekli başkalarının gözüyle değerlendirerek yaşamak ve bunun için kaygılanıp durmak ne yorucu olur. Dengede kalabilmek her şeyde olduğu gibi burada da çok önemlidir.

Nasıl bir duygu utanç? Utanç kişinin kendinde algıladığı yetersizlik, eksiklik veya suçluluk gibi duygular nedeniyle hissettiği kaygı, sıkıntı ve stres karışımıdır. Utanç duygusunun boyutları; derin utançtan, suçluluk duygusu, küçük düştüğünü hissetme ve mahcubiyet arasında bir skalada farklı derecelerde olabilir. Birçok nedeni olabilir utanç duygusunun: Tabii ki yine en başta gelen nedenlerden biri çocukluk çağı travması, suistimal ve agresyona uğramak ve o yaşlarda utandırılmış, ihmal edilmiş, onuru zedelenmiş, benliğe yönelik fazlaca eleştirilmiş, onaylanmamış, cezalandırılmış veya yargılanmış olmak, reddedilme, başaramamış olma, kötü bir şey yaptığını düşünme, bazen kendine koyduğu yüksek standartlara erişememe ya da değer verdiğiniz kişilerin beklentilerini karşılayamayarak onları hayal kırıklığına uğrattığınızı düşünmek. Ayrıca fiziksel görünüm ve çevresinden farklı olmak da utanca neden olabilir.

Alman psikanalist Erik Erikson’a göre birey çevreyle etkileşim içinde, yaşam boyunca belli kişilik gelişim dönemleri geçirir: Bu dönemler: (0-1yaş) Güvene karşı güvensizlik, (2-3 yaş) Bağımsızlığa karşı utanma veya şüphecilik, (4-6 yaş) Girişkenliğe karşı suçluluk duyma, (7-11 yaş) Başarıya karşı aşağılık duygusu, (12-19 yaş) Kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası, (20-30 yaş) Dostluk kazanmaya karşı yalnız kalma, (30-60 yaş) Üretkenliğe karşı durağanlaşma, (60+ yaş) Benlik bütünlüğü karşısında umutsuzluk, dönemleridir. Bu dönemlerde gelişimlerini sağlıklı bir şekilde tamamlayamayan bireyler, hedeflerini ve gelişimlerini tamamlayamadıkları için sağlıklı ruh halleri içinde olamazlar ve belki de depresyon, sosyal fobi, kaygı bozuklukları, yeme bozuklukları ve daha da ileri başka psikolojik rahatsızlıklar gösterebilirler. Çeşitli bağımlılıklar da geliştirebilirler. Utancı anlayabilmek aslında buralardaki psikopatalojiyi de anlayabilme imkanı sağlar.

Hatırlar mısınız? Eskiden çok kullanılırdı, artık annelerin bu kelimeyi pek kullandığını düşünmüyorum. Ancak bizler çok duyardık: ‘Ayıp.’ Çok şey ifade eden küçük ama etkisi büyük bir kelimeydi. Bunu duyduğumuzda akan sular dururdu. Büyükler böyle söylediyse muhakkak biz çok yanlış bir şey yapmış olmalıydık. Hemen utanır, yaptığımız yanlışı görür, düşünür ve başımızı öne eğip telafi etmeye çalışırdık. Belki çok minik bir hamle ile çok da yıpratıcı olamadan atlatıldıysa ne ala ama, eğer ki çok üstümüze gelindi ve sürekli utandırıldıysak ne acı, utancımız bir şekilde kronikleşmiş bile olabilir. En ufak hatırlatıcı bir durumda tetiklenebilmemiz mümkündür. Utancın kronikleşmesi en derinde, temelde kusurluluk ve yetersizlik hissi yaratır. 

Erikson’un grupladığı gibi belli dönemlerde gelişimini sağlıklı bir şekilde tamamlayamayan bireyler sosyal içe kapanma yaşayabilirler. Savunmacı bir tutum takınıp başkalarını da utandırmayı seçebilirler. Değersizlik duygularını gizlemek adına tam tersi bir tutum takınıp aşırı ego geliştirebilirler, hatta narsisistik kişilik bozukluğu bile yaşayabilirler. Depresyon, yalnızlık, boşluk ve tükenmişlik hisleri içinde bocalayabilirler.

Eğer ki utanç duygusu uç bir noktada değilse, belki de her çocuğun bir şekilde maruz kaldığı kadar skalanın hafif bir ucundaysa, her birey kendiyle ilgili farkındalıkları yakaladıkça kendini geliştirdikçe, özgüvenini yapılandırdıkça bu duyguların üstesinden rahatlıkla gelebilecektir. Ancak hayatının gidişatını etkileyecek kadar zorlayıcı bir boyuta taşınmışsa utanç duygusu bu durumda terapi bir çözüm olur.

Hangimiz her şeyi mükemmel yaptık bugüne kadar? Hangimiz hata yapmadık ki? İnsan ne yapmış olursa olsun, ne kadar büyük utanç ve suçluluk duyguları yaşamış olursa olsun, hepsini geçmişte bırakabilir. İnsanız, halden hale gireriz ama kendi yaramızı da sarabiliriz. Kendimizi affetmeyi öğrenebiliriz. Deneyimlerimizden öğrendiklerimizle kendilik algımızı onarabilir, yeniden düzenleyebiliriz. Utanç ve suçluluk duygularını yenmeyi başarabiliriz. Kötü bir geçmiş, yapılan bir yanlış ömür boyu süremez.

Şu an ve burada kendine şefkat göster ‘Hepsi geçti gitti’ de, işte yepyeni bir sen var şimdi.

Sevgiyle kalın

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Heves Özyılmaz - Mesaj Gönder

# gibi

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml