Değişiyorum, değişiyorsun, değişiyoruz

“Bir seçimi daha geri de bıraktık” diyerek sonuç cümlesi ile başlamak isterdim ama bu seçimin Türkiye’nin siyasi hayatında yeni gelişmelere neden olacağı açık. 22 yıl sonra AK Parti ilk defa en çok oy alan parti olamadı. Üzerine “değişim” sloganı ile genel başkan değiştiren CHP oylarını yükselterek ciddi bir başarı elde etti. “İşimiz gücümüz İzmir” diyerek kısa bir değerlendirme yapıp hemen şehrimize dönmek istiyorum.

“Seçimin kazananı, kayıtsız şartsız CHP” demek isterim ama değil. Kazanan YRP yani Yeniden Refah Partisi oldu. Yüzde 6’yı geçen oy oranı ile artık muhafazakar sağda önemli bir figür oldu. AK Parti’ye kaybettirerek önemli bir pazarlık gücü kazandı. Diğer yandan kayıtsız şartsız kaybeden ise Meral Akşener oldu. Masa dağıtan, muhafazakar kesime göz kırpan hatta kendi tabanından gelen Mansur Yavaş’a laf atan Akşener’in İYİP hayatı çok kısa sürdü. “İstifa edeceğim” demişti ama olağanüstü kongre çağrısı yapmakla yetindi. Bakalım ilerleyen günler neler getirecek.

Değişiyorum, değişiyorsun, değişiyoruz

Fatih Erbakan

Değinmeden edemeyeceğim. Belli ki halk bir Türkiye ittifakı kurmuş. “Muş” diyorum zira bu Adıyaman ve Afyon gibi illerin CHP’ye geçmesi hafife alınacak bir durum değil ve öngören de olamadı. Bu ittifakın fikir babası olarak da Kılıçdaroğlu’nu anmak gerek. Demek ki Akşener masayı dağıtmasa ve güven ortamını yıkmasa genel seçimlerde başka bir tablo ile karşılaşılabilirdi. Halk kendi ittifakını kurarak iktidarı cezalandırdı. Kolay değil sadece bir partiye karşı değil hükümete, bakanlara, devlet imkanlarına rağmen bir galibiyet oldu bu CHP için.

Değişiyorum, değişiyorsun, değişiyoruz

Meral Akşener

Özgür Özel ise seçim sonuçları netleştikten sonra yaptığı konuşma ile liderlik yolunda ileriye doğru önemli bir adım attı. Manisa’yı CHP’ye kazandırması ise CHP için “pastanın çileği oldu” diyebiliriz. Bir lider için kendi memleketinde kazanmak bambaşka bir prestijdir. Bunu göz ardı etmemek lazım. Hele ki yıllardır CHP’ye mesafeli duran Manisa’yı kazanmak görmezden gelinemeyecek gerçek bir başarıdır.

Değişiyorum, değişiyorsun, değişiyoruz

Özgür Özel

Deva, Gelecek ve Zafer partileri genel seçimlerdeki havasını kaybetti. Kılıçdaroğlu’nun hediye ettiklerine rağmen hemen seçim sonrası CHP kanadına yüklenen Deva ve Gelecek ile sadece mülteciler üzerinden siyaset yaparak varlığını sürdürmeye çalışan Zafer Partisi acı gerçeklerle karşı karşıya kaldı.

Mansur Yavaş, zaten dillendiriliyordu ve kendisi de sinyalini vermişti ama artık bu seçim sonuçlarından sonra Cumhurbaşkanlığı adaylığı için önemli isimlerden birisi oldu.

Değişiyorum, değişiyorsun, değişiyoruz

Mansur Yavaş

Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da farkı açarak Türkiye’ye hitap eden bir siyasi lider oldu. CHP’nin genel başarısında İmamoğlu’nun sergilediği performansın ve liderlik vasıflarının en önemli etken olduğunun altını çizmek lazım. İmamoğlu sadece İstanbul’u değil Türkiye’yi yönlendirdi.

Değişiyorum, değişiyorsun, değişiyoruz

Ekrem İmamoğlu

Ve İzmir...

Öncelikle olumsuzluklardan başlamak istiyorum zira bu defa çok daha az olumsuzluk var bence İzmir için. Sadece CHP cephesinde de değil ayrıca bu olumlu gelişmeler.

CHP kanadında değiştirilmeyen üç adaydan ikisi seçimi zor aldı. Zor diyorum çünkü bağımsızlar partisiz şekilde neredeyse seçimin yönünü değiştiriyordu. Birisi Dikili ve Adil Kırgöz, diğer Selçuk ve Filiz Ceritoğlu Sengel. İzmir’de kazanan belediyelerdeki en düşük oyları aldılar. Yüzde 40 bandının altına düşen iki ilçe buralar. Üstelik ikinci dönemleri olmasına rağmen. Tanınan, bilinen partideki bazı makamlar tarafından korunan adaylar olmalarına rağmen. Buca’dan Bayraklı’ya birçok ilçe riskli denirken bu iki ilçede böylesi bir sonuç tercihlerin doğruluğunu sorgulattı açıkçası.

Menemen’de ise kazanamaz denilen adayı öne çıkarıp ihtimali olanlara geri durun diyen CHP yönetimini Aydın Pehlivan ezdi geçti. Başkanlığın kaptırıldığı dönemde başkanvekili olan Deniz Karakurt’un neden aday gösterildiği hala kafalarda soru işaretidir.

Aliağa’da ise genç ve sevilen CHP adayın gücü yetmedi seçimi almaya. Emeğin kenti Aliağa’nın CHP’ye geçmemesi bence tüm İzmir içindeki en hüzünlü durumdur ve kesinlikle CHP’nin sorgulaması gereken konudur.

İzmir’in en büyük kaybedeni kim derseniz, net şekilde Tunç Soyer diyebilirim. Cemil Tugay’ın aldığı kıyasla düşük oy oranının yegâne sorumlusunun Soyer olduğu açık. Son güne kadar değil partisine destek olmayı Cemil Tugay kaybetse sevinecek bir imaj çizdi. Büyükşehir yetmedi Seferihisar’a müdahale etmek istedi. Tüm açıklamaları tüm ifadeleri partisinin aleyhine oldu. Cemil Tugay 90 dakikayı geri getireceğim dedikten sonra ben 120 dakika yapıyorum ama 31 Mart’tan sonra diye hamle yapması, ardından “UKOME’den onay çıkmadı” diyerek seçim öncesi seçmenin kafasını bulandırmaya çalışması tam bir fiyasko idi. İzmir’de böyle hamleler yaparken İstanbul’da İmamoğlu mitingine katılması ise gerçekten ‘ne yapıyor’ dedirtti. Özel’in açıklaması net oldu. “En büyük hayal kırıklığım” dedi Soyer için. Parti içi çekişmeler, rekabet başka şeydir ama partinin aleyhine çalışmak partinin unutacağı şey değildir. “Yaşasın CHP, yaşasın demokrasi” mesajı vermekle de toparlanacak bir olay değildir.

Değişiyorum, değişiyorsun, değişiyoruz

Tunç Soyer

Ümit Özlale, Soyer’den sonra büyük kaybedenler listesinde ikinci sıraya adını yazdırdı. Açık konuşalım Özlale sanki seçimi kazanmak için değil de kendini tanıtmak için aday olmuş bir görüntü çizdi. Afişleri havalıydı elbette ama söylemleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. “İzmir’e başka bir vizyon lazım. Yoldur, köprüdür, kaldırımdır yapılır bunlar zaten. Bana bunları sormayın” minvalinde konuşarak üstten bakan tavrı ile yerel yöneticilikte bir Soyer tarzı işaretler verdi. Bir sloganı eksikti. Başka bir İzmir mümkün!.. “Kültür merkezi yapacağız” diye gösterdiği binanın Bakü’deki Haydar Aliyev Kültür Merkezi’ne benzemesi gibi detaylara girmeyeceğim bile.

Değişiyorum, değişiyorsun, değişiyoruz

Ümit Özlale

CHP il ve bazı ilçe yönetimleri de sınıfta kalanlar arasında. Gönülsüz, isteksiz duruşları, çalışıyormuş gibi halleri içler açısı bir tablo çizdi. İl başkanının kendi partililerinin yaptığı konuşmalarda sürekli telefonuyla ilgilenmesi o kadar net bir tavır göstergesiydi ki resmen “Burada duruyorum ama istediğimden değil bilesiniz” der gibiydi. “Seçimde başarısızlık olur ve yeniden kurultaya gideriz, cepheleri terk etmeyelim, yetkileri devretmeyelim” diyerek beklediler ama olmadı. Evdeki hesap çarşıya uymadı.

İzmir basınına da değinmek gerek. En başından beri partinin en büyük muhalif kanadı yıllarca partiden destek alan basın mensupları oldu. Aday adayı belirleme çabaları, istemedikleri adayların eski twitlerini kurcalamaya kadar vardı. Yerel basın sponsorluklar alarak aday adaylığı sürecinde boy boy Soyer manşetleri attı. Cemil Tugay’ın adaylığı açıklandıktan sonra araştırma şirketi “İzmir’de ilk defa AK Parti kazanabilir” haberleri yaydı. “Fark yüzde 2’lere düştü” dedi. Topyekün bir çalışma yürütüldü aleyhte. Hepimiz manipüle edildik. Ben dahil “İzmir’de birçok ilçe kaybedilebilir” yanılgısına düştük bu yaratılan algı ile ama büyük bir fiyasko oldu bu yorumlar. İzmir’de sadece siyasilerin haberleri ile beslenen ve yine sadece siyasilerin okuduğu gazete ve haber sitelerinin halktan ne kadar kopuk ve manipülasyona ne kadar açık olduğunu görmüş olduk. Hiçbiri dip dalgasını görmedi, göremedi. Zaten baktıkları yer de sokaklar olmadığı için göremezlerdi de.

Kazananlar listesinin en başında bence Ceyda Bölünmez Çankırı yer alıyor. Konak’ta sokak sokak, cadde cadde dolaştı. Çizdiği samimi ve içten imajı ile insanları etkiledi. Bizzat şahit oldum kendisine “Keşke CHP’den aday olsaydınız” diyenleri. Partisi kaybetti ama kendisi kazandı.

Değişiyorum, değişiyorsun, değişiyoruz

Ceyda Bölünmez Çankırı

Hamza Dağ da çok çalıştı lakin parti logosuz yaptığı çalışmalar İzmir’de karşılık bulmadı. Partisinin oy oranını beklentilere karşın yükseltemedi. Yaptığı çalışmalarla sağ ve muhafazakar kanatta prestijini yükseltti belki ama seçimi kazanmaya yetmedi. Unutmamak gerekir ki ekonomi seçimlerde her zaman belirleyicidir. Ufak bir eleştiri. Hamza Dağ’ın yerel basına mesafeli tavrı ciddi eleştiri de aldı.

Değişiyorum, değişiyorsun, değişiyoruz

Cemil Tugay. Müstakbel yeni başkanımız. Sakinliği bence herkese örnek oldu. Tüm saldırılara rağmen tepki vermeden kendi yolunda ilerledi. Tartışmalara girmemeye çalıştı. Son X faciasını saymazsak tabi. Hakarete varan yakıştırmalar dahi yapıldı ama münakaşa etmedi. İzmir’de oyların düştüğü bir gerçek ama “Bunun tek vebali Cemil Tugay’dır” demek büyük haksızlık olur. En çılgın, en ne yapacağı kestirilemez dediğimiz kişiler bile aday gösterilmeyince partisini karşısına almadı. Tepkisini gösterdi ama son kertede partisini destekledi, büyükşehir dışında. Böylesi bölünmüşlük, böylesi iki başlılık İzmir’de daha önce hatırlamıyorum. Haliyle oy kaybı normaldir böylesi bir süreçte. Unutmamak gerekir ki bir önceki başkanın icraatları da parti bazında etkiler oyları. Olumlu ya da olumsuz. Diğer yandan ise AK Parti adayı Hamza Dağ da oy yükseltemedi. Tugay’ın artık yapacağı en doğru şey hızlıca ekibini kurması, kurdu ise lanse etmesi ve yolunda yürüyerek küskünleri toparlamasıdır. Bunu yaparken de manipülasyonlara karşı doğru bir iletişim yürütmesi gerekecektir.

Değişiyorum, değişiyorsun, değişiyoruz

Cemil Tugay

Bu arada “DEM Parti Cemil Tugay’a oy vermez. Dem Parti’nin desteği olmazsa kaybedilebilir. Dem, Soyer’den başkasını istemez” söylemleri de partinin aldığı yüzde 4 oy oranı ile boşa düştü. Tüm şişirilmiş propagandaların sonu oldu bu seçim sonuçları.

Naşit Birgüvi ve Zafer Partisi’nin yüzde 3’e yaklaşarak neredeyse Ümit Özlale kadar oy almasını da görmezden gelmemek lazım.

Değişiyorum, değişiyorsun, değişiyoruz

Naşit Birgüvi

Kiraz’ın Nasuh Coşkun ile CHP’ye geçmesi büyük bir başarıdır bence. Küçük ilçelerde böylesi değişimler zor olur. Kazananlar listesine Coşkun’un ismini eklemek gerekir.

Helil Kınay... CHP’nin siyasete kazandırdığı en önemli figürlerden. İlerleyen yıllarda daha da belirginleşecek bu durum. Karabağlar gibi çok bilinmeyenli bir ilçede görevlendirilen, karşısında rakip olarak eski kaymakamı bulan, bir nevi hükümete karşı seçim yarışına giren, kısacık sürede Karabağlar’da girilmedik sokak bırakmayan, geride başladığı yarışı fark atarak önde bitiren Kınay, geleceğin siyasi liderlerinden birisi oldu.

Değişiyorum, değişiyorsun, değişiyoruz

Helil Kınay

Bir parantez de Ömer Eşki’ye açmak gerek. Eşki’nin adaylığına parti içinde çok sert muhalefetler oldu. Çok çalıştı, yargıları kırmak için çok mücadele etti. Gençlik kollarından gelmesi ve partiyi tanımasının gücü adaylık sürecinde görüldü. Doğru bir karar verildiği anlaşılmış oldu. Hem ilçe ile koordinasyonlu çalışması hem gençlerle kurduğu gönül bağı hem de sadece Bornova’da değil “el ver” diyen bütün ilçelerde geri planda çalışmalar yapması, kendisini geleceğin liderleri arasına soktu. 

Değişiyorum, değişiyorsun, değişiyoruz

Ömer Eşki

Neticede hem ülkemiz hem kentimiz bir seçimi daha geride bıraktı. “Bir rahatlama geldi mi?” derseniz kesinlikle “hayır” derim. Bu sonuçlar tepkisel. Kalıcı olabilmesi için CHP’nin kazandığı bölgelerde belediyecilik başarısı sergilemesi lazım. Eğer hızlı ve iyi ilerlerseler erken seçimin gelmesi işten bile değil. Dip dalgası büyüyebilir. Ekonomik koşullarda bir iyileşme olamazsa halk homurdanmaya başlar.

Görünen o ki bir sonraki adımda yani genel seçimde İmamoğlu-Yavaş rekabeti olacak. Kılıçdaroğlu ve destekleyenleri sessiz kalmak zorunda olacak. CHP, il ve ilçe yönetimlerini gözden geçirecek. AK Parti, ekonomiyi düzeltme mücadelesine odaklanacak ki geri dönmek için tek seçenekleri iyiye giden bir ekonomi olabilir şu an itibariyle. Özgür Özel bu zafer ile liderlik vasıflarını güçlendirerek partideki hakimiyetini artıracak. Zafer konuşmasındaki üslubu da bu yönde ilerlemenin işareti diyebiliriz. Akşener tarihin tozlu raflarına kalkacak. Ümit Özlale hayatının maceralı bir dönemini geride bırakmış olacak. Hamza Dağ ve Ceyda Bölünmez Çankırı ilerleyen zamanlarda da kendi siyasi çizgilerinin önemli figürleri olmaya devam edecek.

Türkiye değişiyor, değişecek. Yeni siyasi figürlerle, yeni siyasi anlayışlarla, yeni bakış açıları ile... Kim bilir bir bakarsınız Erdoğan da değişir ve bir anda parlamenter sisteme geri döneriz. Bahçeli ne mi der?.. Bence “Türk’e en çok yakışan sistem zaten parlamenter sistemdi” der.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Dede Yenigün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler