Masumiyetler nefretle kaybolur…

Bir cevap alamıyorum.

Kocaman bir sessizlik var içimde.

Aklıma geliyor ellerinde tencereler ayakları çıplak çocuklar.

Masumlar.

Ama cezalandırılıyorlar.

Ceza kesen de nefretiyle ceza kesiyor.

 

*

Hiçbir mantıklı neden gelmiyor fikrime.

Ama yine de sessizlik var içimde.

Kurtulamıyorum bu garip histen.

Çünkü o öyle bir histir ki ezip geçiyor her duyguyu.

Gördüğün görüntüler içini çizip geçiyor. Nefes alamıyorsun.

*

Çocukların çektiği bu tüm sıkıntıların sebebi masumiyet mi?

Ancak onlar büyüğünde bizim kim olduğumuzu anladığında içleri nefretle dolacak. O zaman onlarda masumiyetlerini kaybedecekler.

Onlarda kendilerine sunulan hayatın nefretini içine çekecekler tıpkı sigara dumanını içine çeker gibi

Ve masumiyetle o nefret içinde tekrar şekillenecekler.

*

Masumiyetler gittiğinde işte sizi rahatsız eden bir mide bulantısı kalır içinizde size ait geriye.

Ağlayamazsınız…

Bağıramazsınız…

Öylece kalırsınız…

İçiniz donar…

Kalbiniz kıpırdamaz olur…

Dünya öyle sahte gelir ki tekrardan içiniz donar…

Kendinize bile dayanamazsınız…

İnsanı nasıl tutsak eder bu hal?

Çünkü zor masumiyetlerin yıkılışını görmek.

 

*

Sen tükenmişsin.

Ne için?

Güç için.

İnsanlık birçok kez tükendi. Savaşlarla, masumların kanıyla.

İnsanlık hep tükenişte. Hep geride.

İleri adım atmada çaresiz.

Barışı sürdürmekte çaresiz.

Silah tüccarlarının elinde çıkan savaşlarda masumiyetler oyuncak…

*

Ve masumiyetler her zaman nefretle yok edilir.

Hırsla yol edilir.

Güç savaşlarıyla yok edilir.

Ve sen güç peşinde koşan!

Ne zaman nefret savaşlarının yandaşı oldun ki bu nedenle masum kanı da senin ellerinde artık.

Masumiyetini sende kaybettin geçmiş ola…

 

Dip notlar;

Kıssadan hisse...

Delik kapanmaz…

“Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş.

‘Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak’ demiş.

Genç, birinci günde tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş.

Gence ‘bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi sök’ demiş. Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki her çivi çıkarılmış.

Babası ona ‘Aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. Artık çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak’ demiş.

Kötü kelimelerin deliği kapanmaz. Sana kötülük yapanların deliği kapanmaz.

Affettiğini söyleyebilirsin ama bu delikler kapanmayacaktır.

 

Sinan Akyüz, ‘İncir Kuşları’ ndan…

“Şimdi uyku zamanı

Kaparım gözlerimi

Seninle dalarım rüyalara

Sen de bakışlarınla anneciğim

Örtüver üzerimi

Yaramazlık yaptıysam bugün

Bağışlasın Allah’ım beni…

 

Bayram mesajı...

Sevdiklerimizle, özlemlerimizle, yine bayram geldi.

Bu bayram savaş ile kıyıma uğrayana zehir, sevdikleri ile kucaklaşanlara bal…

İki yüzü dünya...

Renkli insanlık…

Heyecanları unuttuk aslında değil mi acılardan, masumların ölümlerinden…

Ve sevinçlerimizin yerini onlar aldı uzun zamandır.

Her bayram olduğu gibi bu bayram da sevinçler ve hüzünler aynı anda olacak...

Birlikte harmanlanacağız…

‘Hoşgörü’…

O çalsın kapıları…

Hoşgörü ile birleşelim. Çünkü hayallerimiz bir.

Duygularımız bir...

Tüm ağırlıklarımızı, tüm taşlarımızı bir kenara bırakalım…

Kötü Düşünceleri ezelim…

Hakikatte sadece ama sadece sevgi kalsın...

Huzurlu bayramlar


Mutlu kalın…

 

Fıkra;

Marketin birine bir turist gelmiş bir şeyler almış, sonra Türk parası çıkaramamış dolar uzatmış kasadaki adama.
Adam para sahte mi değil mi diye kuşkuya düşmüş. Paranın orasına burasına bakmış.
Evirmiş çevirmiş anlayamamış sahte olup olmadığını.
Bakmış böyle olmayacak parayı sırada bekleyen Temel'e uzatmış.
'Bir de sen bak hele' demiş.
Temel paranın bir altına bir üstüne bakmış sonra masanın üstüne fırlatıp atmış 'bu para sahte' demiş.
Herkes şaşırmış, nasıl anladın bu kadar çabuk demişler.
Temel gururla: 'Haçan para sahtedür. Üstünde Atatürk resmi yokdur da.’

 

Günün sözü: Bir kez kaçar uçurtman, sonra gökyüzüne küser insan… Hermann Hesse

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nur Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml