Can yoldaşlarımız

Can yoldaşlarımız

 Geçtiğimiz hafta geride bıraktığımız 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü sebebi ile bu konuyu irdelememiz yerinde olur diye düşünüyorum. Çünkü onlara karşı işlenen suçlar ne yazık ki büyük oranda arttı. Sokak hayvanlarının nüfusları günden güne artarken yaşanılan sorunların da artışı toplumumuzu adeta bir kamplaşma sürecine itti. Oysa yüzyıllar boyunca Anadolu halkının sokak canları ile olan ortak yaşamları, coğrafyamızı ziyaret eden yabancıların dahi beğenilerine ve övgülerine mazhar olmuştur.

Hatta Fransa Dış İşleri Bakanlığı da yapan yazar ve şair Alphonse de Lamartine 1833 yılında gerçekleştirdiği İstanbul ziyareti sonrası şu satırları kaleme almıştır; “Türkler canlı cansız bütün yaratıklarla barış içinde yaşıyor; ister ağaçlar, ister kuşlar ya da köpekler olsun, tanrının yarattığı her şeye saygı gösteriyorlar. Hayırseverlikleri bizde terk edilen ya da zulüm gören bu zavallı türleri de kucaklıyor.”

İtalya Floransa‘da 4 Ekim 1931’de, insanların birlikte yaşadığı diğer canlılara karşı farkındalıklarını artırmak, onları korumak ve kollamanın önemine dikkat çekmek, daha iyi koşullarda barınmalarını ve beslenmelerini sağlamak ve hayvanlara karşı yapılan haksızlıklara dikkat çekmek amaçları ile Hayvanları Koruma Günü olarak kutlanmaya başlandı. Ancak neredeyse yüz yıl sonra geldiğimiz noktada özellikle ülkemizde kentler inanılmaz bir plansızlıkla büyüdü, tamamen insan merkezci bir anlayış sergilendi, eko-sistem bozuldu ve tablo çok daha fazla ağırlaştı. Bu değişim birçok hayvan ve bitki türünün azalmasına neden olan en önemli etkenlerden birisi olurken sokakta yaşayan köpek ve kedilerin bizlere olan bağımlılıklarını da artırdı.

Bu sebeplerle kentleri idare eden yerel yönetimler bu toplumsal sorunun çözümünde de çok kritik bir noktada bulunuyor. Birçok belediye başkan adayları yerel seçim beyannamelerinde “güvenli sokaklar” vurgusuyla sokak hayvanları sorununa ilişkin çözümlerini dile getirdiler. Ancak sadece bu tanımlama dahi konuya yetersiz bir bakış açısının bir dışavurumu.

Sokak hayvanlarının temel ihtiyaçları nelerdir? Beslenme, barınma ve aşılama. Onları daha iyi ifade etmek gerekirse aslında sokak hayvanları değil “Toplumsal sorumluluk altındaki hayvanlar” olarak dile getirmeliyiz. İşte bu toplumsal sorumluluğun gereği olarak onların biraz önce yazdığım temel ihtiyaçlarını karşılamalıyız. Ülkemizde her yıl kişi başı 93 kilogram gıda israf oluyorken sokak hayvanlarının aç kalması ve susuzluk sebebi ile dehidrasyon yaşamaları sadece organizasyon yetersizliğidir.

Toplumsal açıdan çok önemli olan bir başka konu ise sokak hayvanlarının kısırlaştırılmasıdır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Hayvanları Koruma Derneği (WSPA) tarafından 1990 yılında sahipsiz ve kamusal alanlardaki köpeklerin nüfuslarının kontrol altında tutulması için yakala-aşıla-kısırlaştır-aldığın yere bırak uygulamasını öneren “Köpek Nüfus Yönetimi” geliştirilmiştir. Bu yöntem ülkemizce de benimsenmiş ve mevzuatta yer verilmiş olsa da merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki eşgüdümsüzlük ve yerel yönetimlerin yeterince bütçe ayıramamaları sebebi ile uygulama nicelik olarak olması gereken sayıların çok gerisinde kalmıştır.

Bugün sokak hayvanları sadece açlık, barınma ve iklim koşullarının zorluğuyla değil, insanlar tarafından uygulanan akıl almaz şiddet ile de mücadele etmek durumunda kalıyorlar. Hayvanlara yönelik toplum vicdanını yaralayan eziyet, işkence, öldürme, cinsel istismar ve hayvan dövüştürme gibi zalimce davranışlara son verilmesi de önceliklerimiz arasında olmalıdır. Yakın zamanda yaşadığımız kedi Eros ya da henüz bu hafta sonu Etimesgut’ta yaşadığımız altı yavru kedinin başlarının ve patilerinin vücutlarından kesilerek canice katledilmeleri olayları konunun ne kadar ciddiye alınması gerektiğinin birer göstergeleri.

İnsan canına kast edenleri çoğunun geçmişlerinde hayvana şiddet uyguladıkları tüm uzmanların kabul ettiği bir gerçek. Nefret söylemleri ve eylemleri,  nefret suçlarını arttırıyor ve normalleştiriyor. Hayvana şiddeti suç sayan 5199 sayılı kanun daha caydırıcı olacak şekilde uygulanmalı ve bu kanun kapsamındaki suçlar doğrudan tahliye, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamlarının dışına çıkarılmalıdır. Böylece gerçekten caydırıcı olabilir.

Sokaklarda yaşayan canların sorunlarının ve onların yaşadıkları yoksunlukların sebep olduğu olumsuz olayların çözümleri için insan merkezli anlayışı terk edip, binlerce yıldır onları evcilleştirerek yoldaşlık yaptığımızı hatırlamalıyız. Toplumsal sorumluluk altındaki hayvanları, ahlaki sorumluluk alanımıza da dâhil etmeliyiz. Bir yandan onların temel ihtiyaçlarını karşılarken diğer yandan nüfuslarının kontrolü için kısırlaştırma seferberliği başlatmalıyız. Böylece yüz yıllardır aynı sokakları paylaştığımız yoldaşlarımızla huzurlu bir kent yaşamına ulaşabiliriz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Berk Hızlıateş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml