İnsan Zihninde On Yolculuk - Aşk Hikayesi

Merhaba sevgili kitap dostları,

Bu hafta sizler için, beynin çalışma sisteminin ardındaki gizli ve karmaşık yapıyı büyük küçük herkese öğretecek, Catherine De Lange tarafından yazılmış, “İnsan Zihninde On Yolculuk” eseri ile vuslatı hayal olan bir sevginin, yakıcı hikayesini konu edinmiş, İskender Pala tarafından kaleme alınmış, “Aşk Hikayesi” isimli eserleri değerlendirdim.

Hazırsanız, yorumlarda buluşalım.

İnsan Zihninde On Yolculuk - Aşk Hikayesi

İNSAN ZİHNİNDE ON YOLCULUK- CATHERİNE DE LANGE

Görüyor, anlıyor, okuyor ya da hareket ediyoruz. Beynimizin komutasında hiç zorlanmadan yaptığımız bu ve benzeri birçok aksiyon aslında ardında çok komplike bir sistemin çalışması ile meydana geliyor. Sizlere bu hafta tavsiye edeceğim Kraliyet Enstitüsü’nün düzenlediği seminerlerden derlenen, Catherine De Lange tarafından yazılmış, “İnsan Zihninde On Yolculuk” eseri ile nöroloji ve biyoloji alanlarındaki uzmanların çalışmalarını temel alarak, en önemli organ olan beynimizin işleyişini anlamaya çalışacağız.

Gelişen teknoloji, yapılan araştırmalar ve benzeri pek çok gelişme sayesinde beyin gibi komplike bir organın nasıl çalıştığına dair geçmişe göre çok daha fazla bilgi birikimi mevcut.  Yine de insanın kara kutusu olarak adlandırılabilecek bu organ yeterince tanınmış değil. Bilim insanları kadar detaylı olmasa da beynimizin ve bizim için hayati önem taşıyan görme, konuşma, hareket etme gibi eylemlerin beynimiz tarafından nasıl yürütüldüğünü bizlere anlatan bu eser, bu kara kutunun daha iyi anlaşılabilmesi adına çok yararlı bir eser. 

Eser, on kısa bölümden oluşuyor. Her bölümde farklı bir araştırma konusu ile beynin farklı bir fonksiyonunun işleyişini bizler için, en sade şekilde örnek ve deneyler ile açıklıyor. Birinci bölümde A.V.Hill tarafından yapılan ölü kurbağa deneyi ile sinir ve kas sistemimiz üzerinden nasıl hareket ettiğimiz açıklanır. Bu deneyde henüz ölmüş bir kurbağadan alınan kas ve sinire gönderilen elektrik dalgaları ile sinir sisteminin temel özelliği gözler önüne serilir. Döneminde “Ölü Kurbağa Mucizesi” olarak manşetlere çıkmış, çok ses getirmiş bu deney beden-beyin uyumunun temelini oluşturmuştur. 

Eserin ikinci bölümünde ise Hamilton Hartridge çalışmaları ile ışığın fiziksel özelliklerini nasıl beynimizin kullanabileceği bilgilere dönüştürdüğünü anlatıyor. Özellikle beyin ve gözün koordineli çalışması ile dış dünyadaki görüntülerin sinirsel sinyallere dönüştürülmesi ve dönüşen bu sinyalleri kullanarak beynin dış dünyadaki nesneleri anlamlandırması yine dönemin en gündeme oturan buluşu olmuştur. Eser bu şekilde on bölümden oluşur. Her bir bölüm beynin çalışma sistemi ardındaki gizli ve karmaşık yapıyı bizler için gözler önüne serer.

Sizlerde en heyecan verici bilimsel çalışmalardan haberdar olmak, en önemli organınız olan vücudunuzun kara kutusu olan beyinin çalışma sistematiği hakkında bilgi sahibi olmak isterseniz, Catherine De Lange tarafından yazılmış, “İnsan Zihninde On Yolculuk” eseri kitap sever herkese naçizane tavsiyemdir.

İnsan Zihninde On Yolculuk - Aşk Hikayesi

AŞK HİKAYESİ- İSKENDER PALA

Sizce aşk nedir? Size göre sevgiliye kavuşmak mı yoksa kavuşamamak mı aşkı ifade eder? Ya da sevgiliye varma yolunda harcanan zamanda mıdır aşkın büyüsü? İşte sizlere bu hafta tavsiye edeceğim İskender Pala tarafından kaleme alınmış, “Aşk Hikayesi” kitabı ile aşkın ne olduğunu hep birlikte sorgulayacağız.

Bahşı lakabıyla tanınan, Bahçesaray civarında çobanlık ile geçinen, köyünde sevilip sayılan Yunus, bir papazın kızı olan Kaknusia’ya aşık olur. Kızdan da aşkına karşılık alan genç oğlan zamanı geldiğinde evlenmek üzere kız ile sözleşir. Fakat kızın babası Papaz Yorgi, Kaknusia’yı başka biri ile evlendirmek ister. Bu duruma katlanamayan gençler kendilerine yeni bir hayat kurmak üzere kaçarlar. Birkaç günlük kaçış mesafesinden sonra Cufutkale dolaylarında hem imam nikahı hem de kilise nikahı kıyarak evlenirler. Kızının kaçmasını hazmedemeyen Papaz Yorgi kızının kendisine teslim edilmesi için eşkıyalarla anlaşır. Bahşı’yi ve kızı bulup genç aşıkları ayıran eşkıyalar, kızı Papaz Yorgi’ ye teslim etmek yerine esircilere satarlar. Bahşı tüm gücünü kızı bulmak için kullanır ve kızın Slamander isimli bir gemide İstanbul’a götürüleceğini öğrenir. Kırım Hanı Subaşı'na giderek başından geçen her şeyi anlatır. Nihayetinde Bahşı'ya inanan Subaşı Kaknusia'nın tarif edildiği, onun bir esir değil Bahşı'nın karısı olduğunu bildiren yazılı bir belge ve beraberinde Esirci ağaya vermesi için kızın bedeli olan bir miktar parayı Bahşı'ya verir ve bu belge ile gemiye gidip, eşini bulmasını ister. Son dakikada gemiye yetişen Bahşı ilk olarak yemekhanede kendine bir vazife bulur ve ilk fırsatta gemide yetkili gördüğü kişilere derdini anlatır. Geminin ikinci kaptanı, İstanbul’a kadar görevini yapması karşılığında Kaknusia'yı İstanbul’da kendisine teslim edeceğini söyler. Fakat o gece Karadeniz’de hiç beklenmedik bir fırtına ile gemi alabora olur. Bahşı bir tahta parçasına tutunarak hayatta kalmaya çalışır. O sırada yardıma muhtaç birkaç kişiyi daha tutunduğu tahta parçasına alarak onlara yardım eder. Fakat denizde de yaşam mücadelesi çetindir. Bahşi, yaşanan bir takım olaylardan sonra kendini ağır yaralı bir şekilde Kaligra Sultan Tekkesi'nde bulur. Beraberinde dört kişi daha vardır. Burada herkes diğer dört kişiyi Bahşı'nın esiri olarak tanımıştır. Bu sözde esirlerden biri de ilk görüşte Bahşı’ye vurulan güzeller güzeli Gunala’dır. Bahşı hasta yatağında sürekli Kaknusia’yı sayıklar. Toparlanır toparlanmaz da ilk işi Kaknusia’yı aramak için İstanbul’a gitmek olur.

Kaknusia ise deniz kazasından sağ kurtulmuş ve tekrar esircilerin eline düşmüştür. Esirciler tarafından İstanbul’a getirilen Kaknusia, satılmak üzereyken bir arkadaşı ile esircilerden kurutulur ve Evrennik adlı bir yeniçeri ile karşılaşır. Hasta olan ve asla konuşmayan Kaknusia’yı Evrennik dilsiz sanır. Kızın güzelliğinden çok etkilenen yeniçeri evlilik yasağı olmasına ve Kaknusia gebe olmasına rağmen kadın ile evlenerek adını bilmediği kadına Lalin ismini verir. Dokuz ay sonra Lalin bir kız çocuğu dünyaya getirir. Dilsiz Lalin’nin güzel kızına Lalzade ismini veren yeniçeri bebeği kendi öz evladı gibi büyütür. Aradan yıllar geçer ve Lalzade gelinlik çağa gelir. Geçen yıllara rağmen Kaknusia’yı bir gün bile unutmayan, onu aramaktan asla vazgeçmeyen Bahşı, Sultan I. Ahmed tarafından yaptırılan caminin temel atılış töreninde Lalzade’yi görür. Kızı görür görmez Kaknusia’yı gördüğü ilk günü hatırlayan Bahşı, kızı takip ederek Kaknusia ve kızın evini öğrenir. Ama Kaknusia’ya kavuşmak o kadar kolay değildir. Arada geçen yıllar, Bahşı’yı yıllarca beklemiş Gunala ve Lalzade’ye hiçbir karşılık beklemeden babalık yapmış Evrennik vardır.

Seven, sevilen, bekleyen ya da arayan … Gerçek aşık sizce kimdir? Modern zaman gazeli sayılabilecek, aşkı aşk ile anlatan İskender Pala tarafından kaleme alınmış, “Aşk Hikayesi” kitabı kitap sever herkese naçizane tavsiyemdir. Daha fazla kitap yorumu için instagram@benimkitapligim9 sayfasını takipte kalın.


# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gözde Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml