Göztepe geliyor...

Bu hafta biraz İzmir futbol tarihinden söz etmek istedim ve konu olarak da Göztepe Spor Kulübü'nü seçtim. Altay, Karşıyaka, Altınordu, İzmirspor ve diğer İzmir kulüplerinden de sırasıyla söz edeceğim. Önceliği Göztepe'ye verme nedenim ise sarı kırmızılıların Süper Lig'e çıkmak üzere olmalarıdır. Bu yazıyı yazdığım saatlerde Göztepe deplasmanda Tuzlaspor ile berabere kalarak, galibiyet bekleyen taraftarını biraz sıkıntıya soktu. Çünkü bitime dört hafta kaldı ve Süper Lig'e doğrudan çıkacak ikinci takım olmayı hedefleyen Göztepe en yakın rakibinden yazının yazıldığı an sekiz puan öndeydi. Siz bu yazıyı okurken henüz maçını oynamamış Sakaryaspor galip gelmişse bu fark yedi puana inmiş olacak. Tuzla'dan ve iki hafta önce kendi sahasında Keçiörengücü maçından gelmeyen iki galibiyet aslında hiç de iyi olmadı. Kaçan dört puan çok çok önemliydi.

Göztepe futbol takımı fikstür gereği bu hafta da dışarıda oynuyor ve Giresun deplasmanına gidecek. Ancak daha güçlü takımlarla oynayacağı son üç maçından ikisi ise içeride olacak. Bu dört maçtan son ikisi deplasmanda 1. Lig'i lider olarak tamamlayan Eyüpspor ve Gürsel Aksel'de son hafta karşılaşacağı Bodrumspor ile. Üstelik Göztepe'nin Bodrumspor'a şansı uzun zamandır tutmuyor. Sonuç olarak Göztepe'nin bu hafta Giresunspor ve önümüzdeki hafta Gençlerbirliği maçlarını mutlaka kazanması gerekli. İşi ve şansı son iki maça bırakmak çok çok riskli görüntü veriyor.

Gelelim meşin topun İzmir'deki tarihçesindeki Göztepe bilgilerine. 1850’li yıllarda futbol ile tanışan İzmir, futbolun ülkemizde ilk oynandığı şehirdir. İzmir’de ilk Türk futbol takımı, 1908 yılında II. Meşrutiyet’ten hemen sonra Mektebi Sultani’nin (Günümüzde İzmir Atatürk Lisesi) Beden Eğitimi öğretmeni olan Melikyan Efendi tarafından okul öğrencilerinden kurulur. Üstelik bu takımlar iki tanedir ve "Yatılılar" ile "Sabahçılar" adlarıyla anılmaktadır. Bu takımların karmasından oluşan Sultani takımı ise bilinen ilk futbol maçını 22 Ekim 1910 tarihinde yapar.

Cumhuriyet öncesi dönemde İzmir’de Apollon, Pelops, Evangelidis, Midilli, Panionios gibi çok sayıda futbol takımı vardır. Bu takımların Yunan, İngiliz ve Ermeni azınlık futbolcularından oluşan kadroları vardır. O dönemlerde kendi aralarında yaptıkları karşılaşmalar dışında İzmir’i ziyarete gelen yabancı gemi personeli ile de maçlar düzenlenmektedir. Bu arada Sultani takımından sonra İzmir’de futbolun daha da yaygınlaşması ve Türk gençlerinin de ilgisi nedeniyle art arda Türk futbol takımlarının kurulmaya başladığı görülür. Nitekim 1912 yılında kurulan Karşıyaka Türk Mümarese-i Bedeniyye Terakki kulübü bunların öncülüğünü yapar. Bu kulübü 1914 yılında kurulan Hilal İdman Yurdu ve 1919 yılında işgalden hemen sonra kurulan İzmir İdman Yurdu kulüpleri izler. Hilal İdman Yurdu 1916 yılında Altay adını alır. Kırmızı - Beyaz renkleri olan İzmir İdman Yurdu kulübü ise kurtuluştan sonra dağılır.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Altay takımı, İzmir’deki takımlar arasında en başarılı görüntüyü verir. Kısa sürede oldukça kaliteli bir futbol takımı haline gelen Altay’ın bu başarısı, kadrosu içinde önemli çekişmeleri de beraberinde yaşatır. Nitekim 1923 yılında Altay futbol takımının bir Ankara seyahati sonrası takım içinde "Dönertaş Grubu" olarak bilinen ve daha önceleri İzmir İdman Yurdu’nda oynayan futbolcular kulüpten ayrılarak Altınordu kulübünü kurar. Bu arada yine 1923 yılında Eşrefpaşa semtinin futbol severleri bir araya gelerek Turuncu - Siyah renkleri olan Altınay kulübünü kurarlar. Eşrefpaşa semtinin Sakarya adlı bir takımı daha vardır. Aynı semtin iki takımı arasında çekişme sertleşince bu kez iki kulübün yönetimleri birleşme kararı alır ve 1930 yılında İzmirspor kulübü kurulur.

1924 yılında o dönemlerde adı Reşadiye olarak söylenen Güzelyalı’da yeni bir kulüp oluşturma çalışmaları başlar. Ahmet (Selamioğlu), Nüshet (Bardak), Muammer (Akar) ve Naci (Elbirlik) beyler kurdukları kulübe "Göztepe Zafer" adı verirler. Bu arada bir başka huzursuzluk ise Altay kulübünde yaşanır. Altay’da o dönemlerde "Alsancaklılar" ve "Kokaryalılılar" olarak adlandırılan iki grubun arası açıktır. Bu gruplar 1925 yılında bir karşılaşma için çıktıkları Aydın yolculuğu sırasında bulundukları trende tartışıp kavga ederler. Bu olay sonunda Nebil ve Vefa kardeşler ile Ferit (Simsaroğlu), Necati, Nüzhet ve Muzaffer beyler Altay’dan ayrılır ve "Göztepe Zafer" kulübünü kuranlarla birleşerek yepyeni bir takım oluşturma kararı alırlar.

Altay’dan ayrılan 7 kişinin de katıldığı ilk kongrede, kongreye katılmış olan ve İzmir Valiliği görevine henüz iki buçuk ay önce atanmış olan Kazım Dirik "Fahri Başkan" olarak seçilir ve kulüp kayıt defterine "1 numaralı üye" olarak kayıt edilir. Kulüp Başkanlığı’na Simsar Fehmi Bey ile İkinci Başkanlığa Turan (Dirik), Genel Kaptanlığa Ahmet (Özgirgin) beylerin seçildiği kongrede Yönetim Kurulu’na Mühendis Aziz, Mustafa, Murteza, Şerif ve Alaettin beyler ile Muammer (Akar), Nüzhet (Bandak), Ahmet (Serimoğlu), Kenan, Cevat, Nebil (Çobanoğlu) ve Adil (Burgöz) beyler seçilir.

Yeni Kulübün adı kongrede tartışma konusu olur. Daha önce önerilen Kokaryalı ve Reşadiye adları kabul görmez ve "GÖZTEPE" adı kabul edilerek futbol tarihinde bir sayfa açılmış olur. Kongrede onaylanan tüzüğe göre Göztepe Kulübünün renkleri "Sarı ve Kırmızı" formasının biçimi ise "Çubuklu"dur. O yaz sonu başlayan futbol sezonunda Göztepe futbol takımı İzmir mahalli kümede Beyaz Grup’ta yer alır. Aynı grupta Altay, Bayraklı ve Hilalspor futbol takımları da vardır. İlk yıllarda hayli dar olan takım kadrosu Altay’dan daha sonra ayrılan diğer küskün sporcuların katılımıyla iyice güçlenir. "Altay’a küskün" futbolcuların sonuncusu ve en önemlisi 1931 yılında Göztepe'ye katılan Fuat Bey'dir. "Alsancaklılar"la anlaşamayan Fuat Bey Göztepe’yi o kadar benimser ve o kadar başarılı olur ki, soyadı kanunu çıktığında takımının adını kendisine soyadı olarak alır. 1931 yılı aynı zamanda Göztepe’nin federe olduğu yıldır. Fuat Göztepe, milli maçların oldukça seyrek yapıldığı o dönemde 5 kez A Milli takım da yer almayı başarır. Göztepe’nin Yunanistan'ın Enonis takımını 4-3 yendiği maçta 4 golü de atarak futbol tarihimize geçer.

İzmir futbol takımları 1937 yılında bir emrivaki ile karşı karşıya kalır. Dönemin İzmir Valisi Fazlı Güleç anlaşılmaz bir nedenle birbirlerine yakın semtlerdeki kulüpleri birleştirerek, takım sayılarını azaltma kararı alır. Kulüp yönetimleri önceleri direnir ve bunu kabullenmek istemezlerse de valinin "Birleşmeyeni kapatırım!" tehdidiyle rıza göstermek zorunda kalırlar. Bu kararın sonucunda da Altınordu, Altay ve Buca kulüpleri birleşerek "Üçok", Karşıyaka ve Bornova kulüpleri birleşerek "Yamanlar" ve de Göztepe, İzmirspor ve Egespor kulüpleri ise birleşerek "Doğanspor" kulüplerini oluşturur. Göztepe, İzmir Mahalli Lig'deki ilk şampiyonluğunu işte bu birleşmeden doğan Doğanspor olarak 1938-39 sezonunda kazanır. İzmir Valisi Fazlı Güleç 1939 yılı Mart ayında Balıkesir'e tayin olunca, birleşmeyi bir türlü sindiremeyen İzmir kulüpleri ayrılarak yeniden eski isimlerine döner.

Göztepe’nin kuruluşunun ilk on beş yılı yeni kulüp olmanın yokluk ve sancıları arasında pek parlak geçmez. Göztepe adıyla ilk şampiyonluğunu 1942 yılında kazanır ve art arda üç yıl üç şampiyonluk daha yaşar. 1953 yılına kadarsa toplam 5 şampiyonluk kazanır. Bu yıllara gelindiğinde Göztepe futbol takımı artık ulusal düzeyde de oldukça başarılı maçlar çıkarmaktadır. 1948 yılında gerçekleşen bir Yunanistan seyahatinde Yunan şampiyonu Apollon takımını yenerek önemli bir kupa kazanır. Göztepe futbol takımı ilk ulusal başarısını ise 1950 yılında elde eder. O yıllarda bu tür turnuvalar günümüzdeki "Lig" biçiminden farklı gerçekleştirilmektedir. "Türkiye Futbol Birinciliği Kupası" adıyla düzenlenen turnuvanın finallerine üç büyük şehrin kendi mahalli liglerindeki şampiyonları olan Beşiktaş, Gençlerbirliği ve Göztepe futbol takımları ile ayrı bir grubun birincisi olarak gelen İzmit Kağıtspor takımı katılır. Bu finallerde oynanan karşılaşmalarda Göztepe futbol takımı sırasıyla Gençlerbirliği’ni 4 - 1, Kağıtspor’u 3 - 0 ve son maçta da Beşiktaş’ı 1 - 0 mağlup ederek futbolda Türkiye Şampiyonluğu kupasını İzmir'e kazandıran ilk takım olur.

Bu dönemde başlayan başarıda Başkan Şevket Filibeli’nin katkısı çok önemlidir. Ancak Filibeli kısa zaman sonra İzmir Ticaret Odası Başkanlığı'na seçilince kulüp başkanlığına kendi şirketinin ortağı ve genel müdürü Sabahattin Süvari seçilir. Bu hareketlilikle başlayan ivme "Efsane Takım"ın kurulmasına neden olan gelişmeleri de başlatır. 1950'li yıllarda kadroda Sedat (Çağlayan), Seracettin (Kırklar) gibi önemli futbolcular bulunduran ve sağbekte Sümerli, kalede Erdoğanlı (Akın) Göztepe 1952-53 sezonunda yeniden İzmir Şampiyonu olur.

Adım adım Efsane Göztepe’nin yaratılmasında birçok spor adamının adlarını mutlaka saymak gerekir. Ancak bu isimlerin arasında iki ad farklı biçimlerde öne çıkar. Bunlar Abbas Göçmen ve Zeki Çırpıcı’dır. Abbas Göçmen Türk futbol tarihinin belki de en önemli yetenek avcısıdır. Efsane takımdaki futbolcuların önemli bölümünü o keşfeder. Bu arada futbolda profesyonellik de başlamıştır. Göztepe’nin bu anlamda ilk profesyonel futbolcusu Güler (Aksel) olur. Manisa Gençlik'ten henüz yirmi yaşında alınan Güler sonraki yıllarda takımın "Koca Kaptan"ı olacak Gürsel Aksel’in ağabeyidir. Yukarıda sözü edilen diğer futbol adamı olan Zeki Çırpıcı ise Göztepe tarihinin en uzun süreyle yöneticilik yapmış kişisidir. Efsane Takım'ın kurulmasında ve yaşatılmasında çok büyük rolü olur. Nitekim o dönemde takıma birbiri ardına kazandırılan futbolcular arasında Gürsel (Aksel), Fikri (Bayrıl), B. Mehmet, Fevzi (Zemzem), Nevzat (Güzelırmak), Halil (Kiraz), Ali (Artuner), Sedat (Çağlayan), Ceyhan (Yazar), Mehmet (Iskal), Çağlayan (Derebaşı) ve Nihat (Yayöz) da vardır. Göztepe Futbol Takımı’nın bir başka başarısı 1962-63 sezonunda Federasyon Kupası Şampiyonu olmasıdır.

Günümüzdeki UEFA Kupası o dönemlerde "Fuar Şehirleri Kupası" adıyla organize edilmektedir ve bu organizasyona her yıl ülkenin tek uluslararası fuarına sahip olan İzmir’in Milli Lig’de en iyi dereceyi elde eden takımı, ülkemiz adına katılmaktadır. Göztepe 1964 ile 1971 yılları arasında Fuar Şehirleri Kupası’na 5 kez, Kupa Galipleri Kupası’na ise 2 kez katılır. Oynadığı 30 maçta, 10 galibiyet, 2 beraberlik, 18 yenilgi alır ve attığı 37 gole karşılık 48 gol yer.

Yazıya eklediğim küçük fotoğrafta efsane takımın maskotu olarak görülen küçük kız, efsane kaleci Seyfi Talay'ın kızı Süreyya'dır ve benim değerli arkadaşımdır. Buradan ona da selam olsun. Göztepe'den başka haftalarda da zaman zaman söz edeceğim. Umarım, önce Göztepe, ardından diğer İzmir takımları tekrar Süper Lig’e çıkar ve İzmir futbolunu eskisi gibi başarıyla temsil ederler. Sağlıkla kalın...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Ürük - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml