Demir kubbeler

Demir kubbeler

Televizyonda savaşı, film izler gibi seyrediyoruz. Füzeler, F16’lar, mevziler, füze çeşitleri, yakıtları, mesafeleri; yakında savaş pilotu kadar bilgimiz olacak neredeyse. Konuşma dilimize “Demir Kubbe”leri de ekledik. Bu demirden yapılmış kubbeler füzeleri savıyormuş! Bunu da öğrendik. Anlayacağınız savaşlara hazırız artık!

İşin şakası bir yana dünyanın gidişatı iyi değil doğrusu!

Demir dedim de sahi ne önemli bir elementmiş!

Kanımızda, etrafımızda, kullandıklarımızda, gıdalarımızda, taşımızda, toprağımızda demir. Azıcık araştırdım dünyanın varoluşundan beri mevcut. Bana ilginç geldi, paylaşmak istedim. Mesela anlamına bakıyorum, şimdiye kadar dikkat etmediğim bilgiler…

“Demirin kökenlerinin hikâyesi elementin, yıldızların patlamasından (süpernova) doğmasıyla başlar.”

Tanrının hediyesi gibi…

“Demir, simgesi Fe (Latince Ferrum'dan) ve atom numarası 26 olan kimyasal bir elementtir. İlk geçiş serisine ve periyodik tablonun 8. grubuna ait bir metaldir. Kütle olarak, Dünya'daki en yaygın elementtir, oksijenin hemen önünde sırasıyla yüzde 31.9 ve yüzde 29.7, Dünya'nın dış ve iç çekirdeğinin ise yaklaşık yüzde 80'ini oluşturur.”

“İnsanın her gün 10-18 miligram demire ihtiyacı vardır. Pekmez, bira mayası, kakao ve meyan kökü gibi yiyecekler bol miktarda demir içermektedir.”

Tabii bunlar demirin maddesel özellikleriyle ilgili. Ama tinsel anlamları da mevcut.

“Demirin birçok mitsel anlam taşıması ve ayinlere konu olması, demirciye kutsallık atfedilmesine neden olmuş; bu yönüyle demirci, zamanla birçok ayinin esas yöneticisi sayılan Şaman’la aynı mevkiye gelmiştir…

Bütün kültürlerde, etrafında kültlerin oluştuğu mitolojik sembollerden biri de demirdir. Demir sözcüğünün Sümercedeki şekli ile Orta Asya’daki şeklinin ortaktır, Orta ve Güney Amerika’ya demircilik, büyük olasılıkla Asya’dan gelmiştir

Demir, insanlığın askerî ve siyasi tarihine dahil olmadan evvel, tinsel yaratmalara yol açmış; tıpkı atlı savaş arabalarının, ulaşım aracı olmadan önce ritüel geçiş törenlerinde kullanılması gibi, demir de savaş aracı olmadan birçok ayini, miti ve simgeyi doğurmuştur. Böylece demirci de mitolojileri, metalürji (metal bilimi) sırlarını ve ayinleri yaşayan kişi konumuna yükselmiştir.

Demirin Orta Asya’daki keşfi, demiri işleyen kişiye de yeni bir toplumsal mevki kazandırmış ve demirci, bu katmanların en üstünde kendine yer edinmiştir. Nitekim Moğolların demirciye “Darhan” unvanını vermesi ve dokuz atası demirci olan kişiyi Şaman sayması, Şaman büyüklerine de “Tarhan” demesi, Moğolların Gizli Tarihi’nde “darhan” sözünün, “memur, usta, demirci” anlamı olması bu sözün Uygurcada da “memur” anlamına gelmesi; yine Darha’nın, “serbest, vergiden kurtulan” anlamları demircinin, ne kadar saygıdeğer olduğunu göstermektedir. Nitekim Türkler arasında sanat dalı hâline gelen demircilik, aynı zamanda en “kutsal sanat” olarak da tarihe geçmiştir. Bu kutsallığa uygun olarak Proto-Türklerden sayılan Hunlarda demir, dinî törenlerde, kurbanda da hayvanı takdim etmek için kullanılmış; bundan dolayı Hunlar demire büyük saygı göstermişler, bu kurbana da Çing-lu: kılıç şen: ruh (kılıç ruhuna kurban) demişlerdir. Demirci ile Şaman arasındaki benzerliği sağlayan bir diğer ortak nokta da ateşte gizlidir. Ateş ve demir, yaratılışın sebepleri olarak göze çarpmaktadır; çünkü hem Şaman hem de demirci, meslekleri gereği, ateşe hükmetmek zorundadır…Şaman ateşi daha çok kötü ruhları korkutmak, fala bakmak ya da iç arınmayı gerçekleştirmek için kullanırken; demirci, çeliğe ya da demire yeni bir şekil vermek için kullanıyordu. Ateş sayesinde yeni bir araç geliştirmeyi beceren demirci, geçmiş dönemler içinde harikulâde bir iş yapıyor kabul edilmiş; bir zanaatkâr olarak böyle bir işi becermesi ve Şamancıl öğeler (ateş) taşımasından dolayı da Şaman katına yükselmiştir.

Ergenekon Destanı’nda dağı delen kişinin demirci olarak karşımıza çıkması basit bir tesadüf sayılamaz. Dikkat edilecek olursa bu destanda bahsi geçen Demirciyle birlikte Demir Dağ, Demir Dağ’ı eritmek için ateş ve motif olarak da kurt geçer. Destanda kurt bir hayvan olarak kaşımıza çıksa da biliyoruz ki; Türk destanlarında geçen bu nevîden kurtlar aslında, ölmüş büyük Kam’ların (Şamanların) ruhlarının tezahür ettiği yüce varlıklardır; yani, adı geçen kurt bir Kam’ı temsil etmektedir.

 Bu da gösteriyor ki destan, Türklerce kutsallık atfedilen atalar kültünü, demiri, ateşi, Kam ve demirciyi hep bir arada yansıtmaktadır.”

Bu yüzyılda hala önemini koruyan demir elementi, önümüzdeki yıllarda daha da değerli olacak gibi geliyor bana…

İnsanlıktan bile değerli olacak, kim bilir!

“Demiri demirle dövdüler, biri sıcak biri soğuktu. İnsanı, insanla kırdılar, biri aç biri toktu” Pir Sultan Abdal

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gamze Cantürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml