Girişimciliğin doğal alanı

Girişimciliğin doğal alanı

Girişimciliği bir kültür olarak kabul edersek, coğrafyaya özgün nitelikler taşıdığını söyleyebiliriz. Bu sebepledir ki; mevcut sorun ve problemlere yönelik olarak geliştirilen her sistem, var olduğu toplumun ona temasında şekillenir. Ve aynı şekilde diyebiliriz ki; yapılacak bir işi daha az emek veya zaman karşılığında sürekli iyileştirmenin döngüsel bir tarafıdır girişimcilik. Girişimciler toplum hassasiyetlerini ön planda tutan, mevcuttaki sorunlara duyarsız kalamayan karakteristik özellikler gösterirler. Bu nedenle girişimlerin öyküsünde birebir mağduriyet veya yoğun bir etkileşim olduğu görülmektedir. Hâliyle insana dair ve insan ötesinde, dünyanın ihtiyaç duyduğu ne varsa devamlı bir yenilenme modelinin içerisinde yer alır. Bu durumda açık bir şekilde söylenebilir ki yeni girişimlere ve girişimcilere her zaman için ihtiyaç olacaktır.

Girişimciliği çoğu zaman hayalperestlikle karıştıranlar veya aynılaştırmak isteyenler her daim olmuştur. Yapılacak mevcut bir faaliyetin artısına eksisine bakılmaksızın (Yabancıların tabiriyle SWOT analizi yapılmadan) reddetmek veya kabul edermiş gibi yapmak, toplumun belirli bir çoğunluğu için alışkanlık hâline gelmiştir. Bu nedenle sosyolojinin değişik katmanları arasında yeniliğin kabul edilme hızı da değişim göstermektedir. Bununla ilgili akademik bir çalışma var mı bilmiyorum. Ancak tahmin ediyorum, geççi çoğunluğun aldığı eğitim arasında sıkı bir kolerasyon bulunuyor. Sebebi ise toplumdaki istemezükçülerin çoğunluğunun temel bir eğitim altyapısına sahip olmayışıdır. Genel perspektifte mutedilin yanlısı olan statükocu düşünme zihniyeti, dünyanın her yerinde ve tarihin her devresinde olduğu gibi bulunduğu pozisyonu korumaya devam ediyor. Bizler bugün gelişmişlik hedefinde bir değişimin yılmaz savunucuları olmak istiyorsak; öncelikle yalın ve iyi bir eğitimin katışıksız birer temsilcisi olmak durumundayız. Bugün hiç değilse bile düşünmüş olmanın takdir edilmesi gerekirken, insanların iyilikleri için adeta zorla bir şeyler yaptırmaya çalışıyormuş gibi hissediyoruz bir çoğumuz. Bu sebeple birey veya toplumun faydasına olacak çalışmalarda, yoğun bir kabulleniş için çaba gösterilmemesi girişimciliğe ve onun ekosistemine de büyük zarar vermektedir.

İki ayrı paragrafta bahsetmeye çalıştığım, girişimciliğin desteklenmesi için model olarak kullanılabilecek şeylerden biri öncelikle girişimciliği sahiplenme diğeri de bu sahiplenmeyi sağlayacak eğitim perspektifini kurmaktır. İkincisini gerçekleştirecek taraflardan olmadığımız için, bireysel manada biz kendimizi geliştirmenin yanı olabiliriz. Bu anlamda kendimize bir katkı sağlamak istiyorsak, sevmediğimiz ya da kabul etmekte zorlandığımız fikirleri de araştırıp, dinlemek ve okumak durumundayız. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim bir husus var. İnsanı gerçek manada geliştiren şey; aynı fikirleri devamlı suretle yineleyecek faaliyetlerin içinde bulunmak değil, kendi fikri düşüncende olmayan değişik tarafların düşünme modellemesi anlayabilmektir. Bu sebeple birçok kişinin de tavsiye ettiği üzere kendimizi geliştirmek istiyorsak; fikirlerini kabul etmediğimiz insanlarla bir arada olabilmeli, temelde bir şeyleri konuşabilmeliyiz. Böylece eksik olduğumuz alanları tamamlamak için bu yöntemi mutlak suretle uygulamalıyız. Yine girişimcilik tarafına dönecek olursak diyebiliriz ki; biraz önce bahsettiğim çok yönlü bakış açısı daha kapsayıcı ve tutarlı bir ürünün ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Bugün ülkede finans, ekonomi, eğitim, sağlık, barınma gibi zaruri alanlarda yaşanan birçok sorunun yanında, girişimciliğin adeta zihinlerde sümen altında yapılmasını haklı bulabiliriz. Ancak kabul edemeyiz. Nedeni ise bir çıkmazdan, bir sorundan, bir engelden çıkabilmenin tek yolu bakış açısından değiştirecek yeni bir gelişimdir. Bu nedenle girişimcilik ekosistemini genişletecek, bağlantılarını artıracak ve yeni beyin takımlarının ortaya çıkabileceği faaliyetlerde bulunmalıyız. Eğer kurtuluştan bahsediyorsak, eski yöntemlerle eskiyi yeniye çeviremeyeceğimizi bilmeliyiz. Hayatımızı kolaylaştıracak daha rahat ve sağlıklı bir modelleme kuracak yapıları inatla muhabbetle ve yüksek bir azimle sürdürmeliyiz. Bunun için öne çıkacak olan engeller, sorunlar ve sıkıntılar bizleri yorabilir, çalışmaları sekteye uğratabilir veya demoralize edebilir. Bunun için de mutlak bir inanç ve yapılan işin doğruluğu esas motivasyonumuz olmalıdır. Eğer bu anlattıklarımı naçizane gün içerisinde, iş yerinizde, okulunuzda ve ailenizde yaşıyorsanız, şu bilinmelidir ki herkesin içinde yeniye ilişkin küçük küçük bir kırıntı dahi olsa bir cevher vardır. Önemli olan değişik yöntemlerle kısa zamanlı pratik uygulamalarla bunu ortaya çıkarabilmektir. Bugün farklı kültürel sorunlarla, sosyolojik problemlerle yoğun çaba sarf ettiğimiz zıtlıklar dünyasında eğer bir çözüm olmak istiyorsak, eğer bir ışık üzmesi görüyorsak doğruyu ve doğrudan yana olanı desteklemeliyiz.

Girişimciliği desteklemek için yapılacak birçok faaliyet sayılabilir. Halihazırda var olanların sayısı artırılabilir, kapasitesi yükseltilebilir. Ancak ben yine de temelde insanın kendisinin ve toplumun fayda esaslığı noktasında bir analiz yapılıp, girişimciliğin aynı zamanda bir bireyselcilik kültüründen çıkması gerektiği kanaatindeyim. Nedeni ise insanoğlu sosyal bir varlık olduğu için, kendi şahsi menfaatinin dışında toplumun ihtiyaçlarının gerekliliklerini de düşünmek zorundadır. Bu anlamdaki hissiyatı ortaya koyacak, mevcuttaki birçok dış etkenin teması altındaki yapılanmadan etkilenmeyecek düşünce kulüpleri, fikir masaları oluşturulabilmelidir. Bugün girişimcilikle ilgili bir şeyler bahsederken, yabancı bir kelime kullanmadan start-up demeden, network demeden bir şeyleri tanımlamakta eksik kalıyorsak, diyebiliriz ki girişimcilik halihazırda dilimize bile girmemiş, girememiş. Bu manadaki üzüntümü derin bir hezeyan içerisinde değerlendirmek isterim. Zannediyorum böyle bir alanda olan etkinliklerimiz arttıkça bizler de daha fazla söz söyleme sevdasına bürüneceğiz. Konuşacağımız şeyler, anlatacağımız savlar ve tezler olacak. Bireysel başarılarımız toplumun büyük bir kısmının faydası için kullanılacak. Bu nitelikte bir umudu sürdürebilecek olan devamlı bir düşünce yapısı altında olacağız. Eğer insan yaşıyorsa, birçok şey mümkün. Eğer insan yaşıyorsa hâlâ birçok şey yapılabilir. Yeter ki inancınızı, umudunuzu ve azmininizi kaybetmeyin, kendinizi keşfedin…

Bu haftaki iyi şey; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Uğur Şimdi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml