Exixiz...

Dikkatli okurlarım belki önce biraz şaşırmış olmakla birlikte yazımın başlığını okumuş olacaklardır. Ben de; bu yazıyı bir işyerinin tanıtımı olarak bizim Alsancak’ta ilk kez gördüğümde önce biraz şaşırmış olmakla birlikte sonuçta “eksiksiz” olarak okuyabilmiştim.

O günlerdeki değerlendirmemde bu tür bir uygulamayı; o işyerinin dikkat çekebilme amacına yönelik olabileceğini düşündüğümü anımsıyorum. Ama eklemiş olayım o günlerde de bu türlü uygulamadan hoşnut olmadığımı belirteyim. Nitekim; şu anda bile unutmamışım ki aklıma geldi, yazıyorum.

Bu verdiğim örnek; sanırım “Türkçemizin” ne kadar kötü kullanılabildiği konusundaki yalnız kalmayacaktır. Asıl ilgimizi çekenler ise resmi kurumlarda gördüklerimizdir. İnanın onları sıralamaya kalksanız ne satırlar ne de sayfalar yetecektir.

Exixiz...

Devletin resmi ya da yarı resmi kurumlarınca ortak olunan hatalı Türkçe kullanımları için ne yapabiliriz? Bakınız; görünürde, en yetkili ve sorumlu olarak görünen/bilinen “Türk Dil Kurumu” (TDK) bile nice yanlışlara neden olabiliyor?

Eski basım tarihli “Türkçe Sözlük”lerde “Şarjıman” olarak yazılırdı. Hani, şu araçların aktarma organlarının ülkemizde kullanılan ismidir bu kelime, ki doğrusudur. Gelin görün; TDK’nun 2011 basım tarihli Türkçe Sözlüğünde bu kelimeye yer verilmemiştir. Buna karşılık; halk arasında kullanılan “Şanzuman” kelimesi kullanılmış ve köken olarak Fransızca “Changement” kelimesi kaynak gösterilmiştir. 

Sen misin böyle yapan? Nedendir, bilinmez bizim toplumumuz bu (J) harfini sevmemiş olmalı. Baksanız a, “Şarj” kelimesinin her yerde, sanayi sitelerindeki oto elektrikçilerinde hep ”Şarz” olarak kullanıldığını görmüyor muyuz? Olsun olsun, nasıl olsa elimizde Osmanlı’dan kalan sevimsiz bir deyiş var. O deyiş, her sorunu çözüyor olabilir. Aslında; “Galat-ı meşhur lügat-ı sahihten evladır” diyerek dildeki her tür yamulmanın mazur görülebileceğine yol açan bu Osmanlı kolaycılığını dilde bir hainlik olarak görmemiz gerekir.

Oysa bakınız batı ülkesi Fransa’da yaşananları anımsıyorum. Bizler, onların dillerine gösterdikleri titizliğin en ufak bir parçasını bile göstermiyoruz. Bilgiçlik taslamak gibi bir niyetim yok, olanı anlatmak amacındayım. 

Fransızca’da  (ai) yani (a) ve (i) yan yana geldiğinde (e) sesi elde edilir. Adamlar, ne hikmetse doyamamış olmalılar ki başka (e)’ler de vardır. (é), (è) ve (ê) bu harflerin okunuşları aynı olmakla birlikte vurgulamalarında farklılıklar vardır mutlaka. Neyse, bu konu bizleri aşar şimdilik peşini bırakalım.

Şimdi bu konuyu neden açtım derseniz izninizle onu da açıklayayım. Efendim, yakın sayılabilecek geçmişte Fransa’nın ünlü gazetelerinin birinde “aksan” denilen işaretlemelerin birisi yanlış kullanılmış. Ortalık birbirine girmişti, neredeyse hükümet düşecekti. Eee; kolay mı adamlar dillerine öylesine sahip çıkıyorlar, darısı bizim başımıza.

Söz, bir dış ülkedeki böylesi yazım yanlışlarını belirtince konu; ister istemez bizdeki yanlışlardan da bahsetmemiz gerektiği noktasına getirme zorunluluğunu anımsattı bana.

Exixiz...

Aklımda kalan bir-iki tanesini şuracığa yazıvereyim de içimdekileri dökmüş olayım. Takdir/Taktir, Zahire/Zaire, Maiyet/Mahiyet; şimdi bunlar nereden çıktı diye sorabilirsiniz. Bu kelimeleri rastgele seçmedim; resmi ya da yarı resmi evrakta ya da mermer yapılı anıt kaidesinde gördüm bu yanlış kullanımları. 

“Takdir”; beğenip belirtme anlamına gelir, “Taktir” ise kısaca damıtma, imbikleme anlamını taşımaktadır. Karşıyaka Hoca Mithat Kütüphanesi’ne tebrik amacıyla İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen resmi yazıda takdir yerine taktir kullanılmıştır. Ekleyeyim, bu yazı çok önemsenmiş olacak ki çerçevelenip duvara asılmıştır.

 “Zahire”; hububat, buğdaygiller anlamına gelir, “Zaire” ise Afrika’daki bir ülkenin adıdır. Şanlı Urfa’daki bir firmanın ticaret unvanının tescil işleminde Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından kullanılıp Ticaret Sicili Gazetesinde resmen yayımlanmıştır. Yani kimsenin aklına ”Yahu bu firmanın unvanında zairenin ne işi var” demek gelmemiştir.

“Maiyet”; üst görevlinin yanında bulunan kimseler anlamına gelir. “Mahiyet” ise nitelik, içyüz anlamını taşımaktadır. Ne yazıktır ki Kurtuluş Savaşımızda Yunan Generali Trikupis’in teslim olduğu alanda yapılan anıtın  kaidesinde mermere kazınmış olarak yanlış olarak “Dadaylı Halit Beyin mahiyeti” ifadesi kullanılmıştır.

***

Güzel Türkçemiz yanlış kullanılıyor, hatta katlediliyor. Tehlikeli olan ise kimselerin bunun farkında olmayıp umursamazlıkla geçiştiriliyor olmasıdır. Türkçenin katledilişi ile ilgilenen çok az yazarımız ve sorumlumuz vardır, ilgilenenlere çoğu zaman ukala, işgüzar denilip belki de kızıldığı bile görülmektedir.

Konuya titizlik gösterip önemseyen isimlerden aklıma gelen Nüvit Özdoğru, Oktay Sinanoğlu’nu rahmetle,  Feyza Hepçilingirler’i saygıyla anıyorum.

Esenlikle kalınız…     

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar C. Şefik Koldaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml