Özel ile Tugay küstüler mi?

Özel ile Tugay küstüler mi?

Siyaset “dikensiz gül bahçesi” değil elbette...

Hatta “bahçe” hiç değil; belki “tarla”...

Çünkü normal mantık düzeyine sahip herhangi bir kişinin azıcık bir düşünmeyle bile anlayabileceği üzere, siyaseti her adımın dikkatlice atılacağı bir “mayın tarlası” gibi diye de tarif edebiliriz..

CHP lideri Özgür Özel ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay arasında yaşandığı “yazılıp çizilen” “Genel Sekreterlik krizi” de bunun örneklerinden biri.

“Böyle bir kriz yok ki!” diyenler de olabilir, “Kriz değil savaş bu!” diyenler de; “ne alakası var kardeşim adamlar birbirlerini günde 10 defa arayıp fıkra anlatıyorlar; kahkahalarla gülmekten gözlerinden yaşlar geliyor!” diyenler de olabilir, “bu hikaye ikisini de zayıflatır, ikisi de büyük zarar görecek” diyenlerde...

Çoğu zaman yaptığım gibi, kısa notlar halinde durum değerlendirmesi yapayım...   

Şu yaşı neredeyse iki yüzyıllık Mülkiye’den Uluslararası İlişkiler diplomam var, dünyanın dört bir yanından diplomat dostlarım var, onca uluslararası etkinliğe aktif olarak katıldım, deneyim üstüne deneyim koyarak “kaleler kurdum” ama anlamakta en çok zorluk çektiğim şeylerden biri, şu “aile fotoğrafları” da denen toplu fotoğraflarda nerede durulması gerektiği hususu!

Bir zamanlar uluslararası zirvelere katılan unutulmaz Başbakanımız Bülent Ecevit de bu konuda çok eleştirilirdi; “kenarda kalıyor!” diye...

Şimdi şöyle: O fotoğraflarda elbette en ön sırada ve en orta kısımda yer almak işin ideali olmalı belki ama kenarda kalan, mesela basamaklı platformun 3. sırasının sol ya da sağ köşesinin en ucunda yer alan adam, “daha az” lider mi!

Anlaşılabilecek bir şey mi bu Allah aşkına! Oradaki herkes en önde ve en ortada olmak için “yer kapma” mücadelesine girişse o fotoğraf “Amerikan futbolu maçından bir enstantane” gibi olmaz mı!

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Ankara’daki fotoğraflarını da böyle değerlendirmek lazım...

Lider’in bir tarafında Mansur Yavaş, bir tarafında Ekrem İmamoğlu var, (Genel Sekreterlik konusunda liderinin talebine direndiği söylenen) “bizim Başkan uzakta kalmış...

Lider, Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı... “Parti’nin gururu” Yavaş, Başkent’in Anakent Belediye Başkanı... “Parti’nin starı” İmamoğlu, Türkiye’nin en büyük kentinin, bir dünya metropolünün Anakent Belediye Başkanı... 

Cemil Tugay ne? İzmir’in Anakent Belediye Başkanı...

İzmir ne? Bütün toplumsal göstergeler ışığında, tarihsel ölçütler doğrultusunda bakıldığında “bu coğrafyanın en çağdaş, öncü kenti”!

Bu yüzden, Cemil Tugay nerede durursa dursun, “İzmir’in ışığı” onu “kasvetli bir havada üzerine güneş ışığı düşen tek unsur” misali her zaman ışıl ışıl parlatır.

Böyle şeyler hiç sorun değil.

Araya, konuyla ilgisini kendi bakış açınıza göre sizin kuracağınız bir “insert” atacağım;

geçtiğimiz günlerde büyük halk ozanımız Aşık Veysel’in torunu Gül Eda Hür, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin CHP’li ilk kadın Grup Sözcüsü oldu.

“Sağlam duruş”u ile CHP’ye nitelik katan isimlerden biri olan PEN Ankara Temsilcisi yazar Yaşar Seyman sosyal medya hesabından “Yerel iktidar sevincimiz sürüyor... Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin CHP’li ilk kadın Grup Sözcüsü Gül Eda Hür. Başkent Ankara’da yerel iktidarın belediye meclisinde bir kadın sesinin sevinci insanı gönendiriyor. Uzun ince bir yolda başarılar Gül Eda Hür.” diye paylaşım yaptı; Gül Eda Hür, Yaşar Seyman’a “İdolüm, kutup yıldızım Yaşar Seyman’ın güzel sözleri için bin teşekkür” diye yanıt verirken, Hür’ü tebrik edenler, Seyman için de “ilham kaynağımız” diye yorumlar yaptı.

Tamam, konuyla ilgiyi siz kurun da, benim dikkat çekeceğim tek şey şu; kadınlar girdikleri her ortamda kışları bahara çeviriyorlar... Siyaset dahil.

Dönelim İzmir’e, gelelim şu Genel Sekreterlik hikayesine...

Genel Sekreterlik “kriz”inin öznesi Aykut Erdoğdu başka görev üstlenecekmiş, deneyimleri, güçlü bir koordinatör sıfatıyla bütün Ege bölgesine hizmet sürecinde değerlendirilecekmiş...  

“Yeni” Genel Sekreter adayları olarak orada burada dillendirilen isimlerden ikisi, benim de yakından tanıdığım Dr. Turgay Bozoğlu ile Doç. Dr. Ergül Halisçelik... Çok kaliteli isimler...

Ama şöyle de bakmak lazım; bu isimler Ronaldo (gibi) ise, Barış Karcı da Messi!

Karcı hakkında geçen hafta yazdıklarımı bir kez daha okuyun derim şahsen; o makamdan alınması sadece bir inatlaşmanın sonucu olarak görülür ve “mayınlı tarla” diye de tarif edilen bu “kutsal” ama “meşakkatli” ortama bir sıkıntı daha eklenir (Şerh: Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne atanması başka bir konu).

Yazımın sonunda “laf ola beri gele değil; gerçekten!” hemşehrim olan CHP lideri Özgür Özel’e, Meclis’e sadece Kılıçdaroğlu’nu ve onu görmek için giden, kendisiyle defalarca görüşen ve sohbet eden bir ağabeyi olarak çok önemli bir “tavsiye”m var...

Bu “kindar”, “kinci” sözcüklerinin “Özgür Özel” adıyla çok fazla yan yana gelmesi, şahsen beni bile çok rahatsız etmeye ve hatta “yaralamaya” başladı.

“Atatürk’ün Partisi”nin Genel Başkanı, liderliğini yaptığı Parti başının üstündeki cam tavanı nasıl “paramparça” ettiyse, bu “kindarlık” yakıştırmasını da öyle yok etmelidir.

Cumhuriyet’in ve Halk’ın partisinin liderine yakışan da, zaten herkesi kucaklayabilecek bir güçte olduğunu her hareketiyle kanıtlamasıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doğan Karabulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml