Her şeye rağmen birlikte olmak

Her şeye rağmen birlikte olmak

Hepimizin Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. Benim gibi 1970’li yıllarda doğanlar için bu bayram çok daha önemlidir, değerlidir. O yıllarda doğanlar 23 Nisan’da ilkokulda iseler beyaz dantel yakalar, ceplerine bembeyaz mendiller konmuş tertemiz siyah önlükler ile kutlamaya giderlerdi. Ortaokul ve lisede ise özenle ütülenmiş kıyafetler ve yeni pabuçlar ile saygıda kusur etmeden bayramı coşku ile karşılamanız önemli idi. Bayramın çok değerli olduğu ve hepimizi ilgilendirdiği her adımda biz çocuklarca da anlaşılıyordu. Öyle ki sanki biz çocukken emeğe saygı, birbirine saygı çok daha fazlaydı.

Ya büyüdükçe gerçekleri daha çok gördük ya Murathan Mungan’ın söylediği gibi “Biz büyüdük ve kirlendi dünya”; ya da, Yaşar Kemal’e kulak verirsek “O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler…”

Peki neden? Neden eski anılar daha candan ve sıcak gelirken şimdiki zaman aynı sıcaklığı vermiyor. Eksik olan nedir?

Sadece günlük şiddet olaylarındaki artışa gazeteler üzerinden bakmak sorunun yanıtı için kâfi sanırım. Kaza, kavga, öldürme, yaralama, trafik terörü, kadına şiddet bizler için oldukça sıradan hale geldi. Ne yazık ki bu yaşanılanlara karşı insanlığı savunmakta yeterince iyi değiliz.

Kimse anlamaya çalışmıyor, herkes anlatmaya çalışıyor. Hepimiz yaşadıkları üzerinden kendisinin haklı olduğundan kesinlikle emin ve kendi perspektifinden haklı da. Karanlık bir odada bir file dokunarak fili tarif etmeye çalışan ve öteki tarifi kesinlikle dinlemeyen, kendi tasvirine kesinlikle inanan insanlarız. Ne yazık ki kimsenin aklına ışıkları açmak gelmiyor. Bunun yerine neden anlaşılmadığını şiddetle sorgulayan ve kendisinin ne kadar özverili ve haklı olduğu gerçeği üzerinden tam olarak düşmanlığa kadar giden bir ayrışma başlatan insanlar oluyoruz. Kartopu yuvarlanmaya başladığında da onun çığ olmasına engel olmak çok güç oluyor. 

Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan eşsiz bir coğrafyada yaşıyoruz. Ama, biz bu güzel ülkeye ve bu güzel ülkenin güzel kentlerine hak ettikleri değeri veriyor muyuz? Bu ülkeyi, ülkenin kaynaklarını, kentlerimizin doğal ve tarihi güzelliklerini hoyratça harcayanlara karşı örgütlü olarak sesimizi duyurabiliyor muyuz?

Ülkedeki ve kentimizdeki şiddetin, öfkenin artması ne yazık ki bu sorunun yanıtının olumsuz olmasından kaynaklanıyor. Etki tepki prensibi ile yöneticilerinin sevip değer vermediği toplum itirazını şiddete meyil ederek, öfkesini farklı alanlara yönlendirerek çıkartıyor. Aklı selimi sağlayamayan ve hatta ötekileştirme üzerinden politika yapan iktidar sahipleri bu kutuplaşmadan beslendikleri için ve hatta bu kutuplaşmadan başka bir yol bilmedikleri için bu sisli ortamın gerçekleri kapatmasını istediklerinden aydınlanmanın önüne set çekip gerçekleri saklamak için birlikteliği değil ayrışmayı savunuyorlar.

Bu ötekileştirme ve benim dediğim hâkim olacak düsturu sadece iktidar sahiplerine ait bir durum değil, ülkemizde sol partilerin bu denli bölünerek yaşamaya çalışmasından da anlaşılacağı gibi sol anlayışta da hayat bulan bir yaklaşım.

Aslında eleştirilmeyi hiç kimse sevmiyor ve demokrasi her ne kadar savunulan bir şey olsa da iktidara sahip kişiler tarafından uygulanması sevimsiz bulunuyor. Bu durum sürekli ayrışmaya sürekli ötekileşmeye neden oluyor ve ülkemizde bu tek yol gibi görülüyor. İlginç bir şekilde iktidardakini eleştirenin ötekileştirilmesi hem sağ partilerin hem de sol partilerin uygulamada uzlaştıkları tek alan gibi.

Erdal İnönü’ye atfedilen restorana gidilip garsonun ne yemek istersiniz sorusu üzerine verdiği “sen sadece çatal bıçak getir biz birbirimizi yiyeceğiz” anekdotu aslında çok çok gerçekçi.

Tayfun Maro bir yazısında içine doğduğumuz kültürü, üzerinde yaşadığımız topraklardan öğrenmemiz gerektiğini söylemişti. İçinde yaşadığımız çağda kimse ne yapacağını bilmezken, kapitalist sistemin sona yaklaşması ile ezber bozulmuşken, artık kendimize güvenmeyi yaşadığımız topraklardan öğrenmemizin zamanı gelmedi mi gerçekten?

İthal ideolojiler ve ithal aydınlar yerine mekânın hafızası ve deneyimi üzerinden, hissettiğimiz ancak ortaya koyamadığımız ülkedeki doğal akışa sahneyi bırakma zamanı geldi.

Kendi halinde bir çağlayan olarak dünyadaki kardeşliği destekleyebilecek ülkedeki birikim ne yazık ki fil örneğinde olduğu gibi tam anlaşılmıyor. Aydınlanma için ışığı açmak gerekiyor ama ülkemizde aydınlanma amacı ile önce ampulü hayatımızdan çıkarmamız gerekiyor.

Bu satırları Atina’dan yazıyorum. Birbirine çok benzeyen iki farklı milletin kurduğu şehirler üzerinden kendi ülkemi sorguluyorum. Neredeyse tüm dünyadan misafirleri olan bu şehirde tanıştığım turistlere İzmir’den geldiğimi söylediğimde İzmir’i anlatmaya uğraşıyorum. Çoğunluğunun duymadığını üzülerek fark ediyorum.

Belki de duymalarının tam zamanıdır. Belki de dünyada gerçekleşen iklim krizi, ekonomik krizler, kapitalist sistemin yok oluşu gibi sorunlar nedeni ile doğu ile batı arasında derinleşen uçurumun çözümü zaten doğu ile batı arasında doğal köprü olan ülkemden geçiyordur.

Belki eleştiriye karşı çıkmak yerine eleştiriden çıkarım yapmanın zamanıdır. Belki her şeyin vasatlaştığı, insan evriminin durma noktasına geldiği, vasatlık ve bilgisizlik nedeni ile ne yöne gideceğini bilemeyen insanlığa kendi coğrafyamızdan birliktelik iksiri aşılamanın zamanı gelmiştir.

Her şeye rağmen ülkeye ve ülkenin kadim kültürüne, Atatürk’ün emanetini 100 yıldır onurla taşıyan yoldaşlarıma güvenim tam. Nice nice yüzyıllara sevgili ülkem. Her türlü zorluğa rağmen seni hala çok seviyoruz ve her şeye rağmen sana hala çok inanıyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlker Kahraman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml