Yaşama sevinci

Nedir tam olarak yaşama sevinci?

Yaşama sevinci, mutlu uyanmak, umutla dolu olmak, andan keyif almak, yeni deneyimlere açık olmak, tüm enerjin ve coşkunla yaşamdan tat almaktır. Aynı zamanda etrafına ışık saçmak, birilerinin hayatına dokunmak, onların yolunu aydınlatmaktır. İçtiğin kahvenin, suyun, dostla ettiğin sohbetin tadına varırken, hayatına dokunabildiğin tüm canlıların mutluluğunun sana yansımasıdır.

Sakın hazlarla, mutluluk ve sevinci karıştırmayasın. Bazen haz alırsın da sevinç alamayabilirsin. Yaşam sevinci apayrıdır. Spinoza ‘Conatus’ diye bahseder yaşam enerjisinin fışkırdığı kaynaktan. Yaşamda da iki tür karşılaşma olduğundan bahseder: Sevinç yani conatus yaratan, ya da tam tersi yaşam gücünü azaltan karşılaşmalar. İnsanın amacının, hayatta conatus’unu büyütmek ve geliştirmek olduğunu söyler. Kitabı Ethica’da insan ve doğa ilişkilerini ele alır. Ne iyidir, ne kötüdür, hayat nasıl yaşanmalıdır? Bunları irdeler ve adeta bilimsel olarak psikolojinin temelini atmıştır.

Bazen insan gününü planlarken hep bir fayda, bir çıktı gözetir. Bazen sırf bir resim karesinin içinde olmak için bir arkadaş topluluğuna katılır insan. Sonrasında sosyal medyada paylaşmaya odaklıdır. O an orada o zamanı yaşamak, orada olmak, keyif almak değildir amaç. Oysa ki sana mutluluk ve sevinç verdiği için, sana gerçekten iyi geldiği için yapabilmelisin birçok şeyi. Enerjini yükseltiyorsa, içini coşturuyorsa, yüreğini hoplatıyorsa… Sana pragmatik anlamda çok şey katmasa da, orada olmanın tadı varsa, anlamı varsa. Ancak tabii ki yaşamımızı sürdürmek için gereklilikler ve çalışma alanları bunun dışında.

Emile Zola ‘Yaşama Sevinci’ adlı romanında, insanın karşılaştığı zorluklara ve çektiği tüm acılara karşın, yaşama sevincini kaybetmemesini işler. Gerçekten de bir istediği olmayınca, bir planı bozulunca hayata küsmemeli insan. Hop yeni baştan, yeni hedefler, yeni amaçlar edinip, yeniden kurgulamalı hayatı. Yaşamı öyle sevmeli ki; her halükarda hoşuna gitmeli, koşulsuz ve her şeyden bağımsız tutunmalı ucuna… Sana nerden gülecekse öylece onu istemeli, onu beklemeli. Bazen bir şeyler yolunda gitmese de sevmeye devam etmeli. Öncelikle insanın hayatı gerçekten, sevinçle yaşayabilmesi için; gerçek dostlukları olmalı, anın tadı, anlamı olmalı, sevgi alışverişi içinde olabilmeli insan. Yargı kalıplarından arınmalı ve bulunduğu yerin tadını çıkarabilmeli.

Yaşama sevincini ölçmeye değerlendirmeye aldığında şöyle bir bak bakalım kendine:

Hayata bakış açının, annene bakış açının aynısı olduğunun farkında mısın? Anneye güvenirsen hayata güvenirsin, onu sayar seversen hayatı da seversin. Annenle ilgili içinden çıkamadıkların, hayatla da ilgili içinden çıkamadıkların olabilir. Tüm bunların tabii ki telafisi vardır, yeter ki değişime niyet etsin insan.

Tekamülde misin, yaşam amacının farkında mısın?  Gerekiyorsa değişime hazır mısın? Bütünün hayrına ve kendin için ne yapıyorsun? Kendini arada bir yokluyor musun? Hayatın sana bollukla, bereketle, neşeyle, coşkuyla akmasına hazır mısın? Bunu seçiyor, buna izin veriyor ve bunu kabul ediyor musun? Haydi öyleyse hayat da seni kucaklasın.  Daha da nice güzellikler vardır kim bilir yaşamadığın. Belki en çok sevdiğin, en keyif alacağın şeyi henüz keşfetmedin bile.

Yaşama sevinci

 

En büyük yaşam sevinci kaynağı ne olabilir peki? Yapılan deneylere göre; başkalarının hayatına dokunmak, bir ışık bir fayda olmak beyinde gamma dalgaları yaratıyor. En büyük mutluluk ve yaşam sevinci de buradan kaynaklanıyor. Herkes birbirinin işini kolaylaştırsa, yapabileceği katkıyı, verebileceği emeği sunsa, hepimizin hayatı güzelleşmiş ve kolaylaşmış olacak. Hepimiz birbirimize bağlıyız. Hiçbir şey birbirinden ayrı değil. Bir profesörün öğrencileriyle yaptığı balon deneyi  bu anlamda çok şey ifade ediyor:

Profesör kalabalık bir derste öğrencilerine balon dağıtmış ve onlardan, bu balonları şişirip, üzerlerine isimlerini yazmalarını istemiş. Herkes yazmış, sonra da bu balonların hepsini karıştırıp, koridorda dağıtmış ve ‘Haydi kendi isminizi yazan balonu bulun’ demiş. Öğrenciler, çok çabaladıkları halde bir türlü kendi adlarının yazılı olduğu balonu bulamamışlar. O zaman hoca ‘Şimdi, herkes bulduğu ilk balonu alsın ve üzerinde ismi yazılan arkadaşına versin’ demiş. Bu kez kolaylıkla herkes elindeki balonu sahibine ulaştırabilmiş. Yaşama sevincimiz ve mutluluğumuz da balonlar misali: Kendi mutluluğumuzun peşine düşersek bulamıyoruz ancak; kime ne katkı sunabileceğimize odaklanırsak yaşam sevincimiz de kendiliğinden geliyor. Ulvi bir amaç ve birilerinin hayatına dokunmak en büyük yaşam sevinci kaynağı… Sunduğumuz katkı, verdiğimiz mutluluk beyinde gamma dalgaları yaratıyor ve bu da; mutluluk ve yaşama sevinci kaynağının ta kendisi…

Hayattan yaşama sevincini alın, geriye ne kalır ki?

Sevgiyle kalın, yaşama sevinciniz eksilmesin, hep artsın…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Heves Özyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmir'de Toplu Ulaşımdan Memnun musunuz?

Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml